Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2024 NATO Zirvesi öncesinde oyunu o kadar iyi kurdu ki, zirveden ne sonuç çıkarsa çıksın Ankara’nın eli güçlü kalıyor. İsveç’in NATO üyeliğini onaylamayı stratejik bir pazarlık aracına dönüştüren Erdoğan, Washington’dan F-16 savaş uçaklarının tedariki başta olmak üzere somut kazanımlar elde etti. Zirvede İsveç’in üyeliği resmileşse de resmileşmese de, Türkiye’nin talepleri büyük ölçüde karşılanmış görünüyor.
Stratejik Zamanlama ve Pazarlık
Erdoğan, İsveç’in NATO üyeliğini bloke ederek Batı’ya karşı elini güçlendirdi. Bu süreçte Türkiye, terörle mücadele konusunda İsveç’ten somut adımlar aldı; PKK/YPG’ye yönelik yasal düzenlemeler ve silah ambargosu gibi taahhütler elde edildi. Ayrıca ABD, F-16 modernizasyon paketi ve yeni savaş uçakları satışı için Kongre’ye resmi başvuruda bulundu. Zirvede Türkiye’nin vetoyu kaldırması halinde bu satışın onaylanması bekleniyor.
Buna karşılık, İsveç’in üyeliği henüz onaylanmamış olsa bile Türkiye’nin kazanımları kalıcı. Erdoğan’ın ‘her durumda kazanır’ pozisyonu, zirve öncesindeki diplomatik trafiği domine etti. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in arabuluculuğuyla yürütülen görüşmelerde Türkiye, sadece güvenlik garantileri değil, aynı zamanda AB ile ilişkilerin canlandırılması ve vize serbestisi gibi uzun vadeli hedefler için de zemin yokladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Erdoğan’ın bu hamlesi, sadece NATO’nun genişleme sürecini değil, aynı zamanda Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Ankara, Rusya’ya yönelik yaptırımlara tam olarak katılmamakla birlikte, NATO içindeki konumunu güçlendiriyor. Bu durum, Moskova’yı rahatsız etse de Türkiye’nin Ukrayna savaşında oynadığı arabulucu rolü, Batı için kritik önemde.
Öte yandan, ABD’nin F-16 satışını geciktirmesi veya koşullara bağlaması halinde Türkiye alternatif arayışlara yönelebilir. Erdoğan, Rusya’dan S-400 savunma sistemi alarak NATO’yu şaşırtmıştı; benzer bir sürpriz ileride de yaşanabilir. Zirvenin sonucu ne olursa olsun, Türkiye’nin NATO içindeki otonom pozisyonu pekişiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikasının pragmatik ve çok yönlü karakterini bir kez daha ortaya koyuyor. Erdoğan, uluslararası bir krizi (İsveç’in üyeliği) Türkiye’nin çıkarına dönüştürmeyi başardı. Ankara hem terörle mücadelede somut adımlar aldı hem de ABD ile silah ticaretinde ilerleme kaydetti. Kısa vadede bu, Türkiye’nin NATO içindeki pazarlık gücünü artırırken, uzun vadede Batı’ya karşı el yükseltme potansiyeli taşıyor. Ancak Rusya ile ilişkilerin dengelenmesi ve AB ile vize serbestisi gibi konular hala çözüm bekliyor.