Editörün notu: Bu makale, savaş zamanı doğan Amerikan savunma teknolojilerini ve bunların daha geniş ulusal güvenlik, siyaset ve toplum üzerindeki etkilerini kutlayan sınırlı bir yazı dizisinin ilk bölümüdür. Dizi, Amerika'nın 250. yıldönümünü anmak için birkaç hafta boyunca yayımlanacak ve kazananlar...
Gelişmenin Arka Planı
Entegre devre (IC), 1950'lerin sonlarında Jack Kilby ve Robert Noyce tarafından bağımsız olarak icat edildi. Bu buluş, transistörleri, dirençleri ve diğer elektronik bileşenleri tek bir yarı iletken çip üzerinde birleştirerek bilgisayarların ve elektronik cihazların boyutlarını küçülttü, maliyetlerini düşürdü ve performanslarını artırdı. IC'ler olmasaydı, bugünkü yapay zeka (YZ) devrimi mümkün olmazdı. ABD hükümeti, özellikle Savunma Bakanlığı, IC araştırmalarına büyük yatırım yaptı; Minuteman füze rehberlik sistemleri gibi askeri uygulamalar, IC'lerin gelişimine hız kazandırdı.
Soğuk Savaş döneminde, ABD'nin yarı iletken endüstrisi, askeri-akademik-sanayi ittifakı sayesinde küresel liderliğe yükseldi. Ancak 1980'lerde Japon rekabeti ABD'nin pazar payını tehdit edince, ABD hükümeti Sematech gibi konsorsiyumlar kurarak yeniden yapılanmaya gitti. Bugün, ABD'nin YZ liderliği, büyük ölçüde en gelişmiş IC'leri tasarlama ve üretme kabiliyetine dayanmaktadır. Ancak Tayvan ve Güney Kore'nin üretimdeki hakimiyeti, ABD için arz güvenliği riski oluşturmaktadır.
Bölgesel veya Küresel Boyut
YZ yarışı, bugün jeopolitik rekabetin merkezinde yer alıyor. Entegre devreler, YZ algoritmalarının çalışması için gerekli olan yüksek işlem gücünü sağlıyor. ABD, Nvidia ve AMD gibi firmalar aracılığıyla YZ çipi tasarımında lider; ancak üretim büyük ölçüde Tayvan'da bulunan TSMC'ye ve Güney Kore'deki Samsung'a bağımlı. Çin, bu bağımlılığı azaltmak ve kendi YZ ekosistemini kurmak için yerli yarı iletken endüstrisine dev yatırımlar yapıyor. ABD ise CHIPS Yasası ile yerli üretimi teşvik ediyor ve Çin'e gelişmiş yarı iletken teknolojisi ihracatını kısıtlıyor.
Bu bağlamda, entegre devre teknolojisindeki üstünlük, sadece ekonomik değil aynı zamanda askeri ve istihbarat avantajı da sağlıyor. Otonom sistemler, siber savaş, gözetleme ve yapay zeka destekli karar verme mekanizmaları, en son teknoloji çiplere dayanıyor. ABD, bu alandaki liderliğini korumak için Ar-Ge yatırımlarını artırırken, müttefikleriyle teknoloji paylaşımı ve tedarik zinciri dayanıklılığı üzerinde çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yarı iletken teknolojisinde henüz küresel bir üretici konumunda olmasa da, savunma sanayiinde yerli çip geliştirme projeleri yürütmektedir. ABD-Çin teknoloji rekabeti, Türkiye'nin hem tedarik kaynaklarını çeşitlendirme hem de kendi yerli üretim kapasitesini artırma zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. NATO üyesi olarak Türkiye, ABD liderliğindeki yarı iletken ekosisteminin bir parçası olma potansiyeline sahiptir. Ancak Çin'le artan ticari ilişkileri dengelemek, dış politikasında hassas bir konudur. Türkiye, bu teknolojik dönüşümde geride kalmamak için Ar-Ge yatırımlarını hızlandırmalı ve uluslararası işbirliklerini geliştirmelidir.