ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadelesinde yeni bir kritik eşiğe yaklaşılıyor. Wall Street, cuma günü açıklanacak Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksine odaklanmış durumda. Ancak piyasaları asıl endişelendiren, petrol fiyatlarının ötesinde, enflasyonu kalıcı olarak yüksek tutabilecek iki 'gizli' unsur: hizmet sektöründeki fiyat katılığı ve konut maliyetlerindeki gecikmeli yansımalar. Bu iki faktör, Fed'in bu yıl faiz indirimine gitme ihtimalini neredeyse sıfıra indirebilir ve hatta yeni bir faiz artırımını gündeme getirebilir.
Gelişmenin arka planı: PCE raporu neden bu kadar önemli?
Fed, para politikasını şekillendirirken en çok PCE endeksine güveniyor. PCE, TÜFE'den farklı olarak tüketici davranışlarındaki değişiklikleri (örneğin bir malın fiyatı artınca tüketicinin daha ucuz alternatife yönelmesini) hesaba kattığı için ‘tercih edilen enflasyon ölçütü’ olarak kabul ediliyor. Mart ayı PCE verisinin yıllık bazda yüzde 2,6 civarında gelmesi bekleniyor. Bu, Fed'in yüzde 2 hedefinin hâlâ oldukça üzerinde.
Ancak asıl sorun, ‘çekirdek PCE’ olarak adlandırılan ve enerji ile gıda fiyatlarındaki oynaklığı dışlayan veride yatıyor. Çekirdek enflasyon, son aylarda yüzde 2,8 seviyesinde yatay bir seyir izleyerek ‘yapışkan’ bir görünüm sergiliyor. Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, yakın zamanda yaptığı açıklamada, enflasyonun yavaşlama hızındaki yavaşlamaya dikkat çekerek, faiz indirimleri için ‘sabırlı olunması’ gerektiğini vurguladı. Bostic'in bu sözleri, piyasalarda faiz indirimi beklentilerini geriletti.
Bölgesel ve küresel boyut: İki gizli tetikleyici ne anlama geliyor?
Petrol fiyatlarındaki artış, enflasyonun en görünür nedeni olsa da, Fed yetkililerini asıl tedirgin eden iki gizli unsur var. Bunlardan ilki ‘süper çekirdek enflasyon’ olarak adlandırılan hizmet sektörü fiyatları. Barınma maliyetleri dışarıda bırakıldığında bile hizmet enflasyonu, pandemi öncesi ortalamanın oldukça üzerinde seyrediyor. Özellikle sağlık, sigorta ve kişisel bakım gibi hizmetlerdeki fiyat artışları, iş gücü piyasasındaki sıkılığın bir yansıması olarak görülüyor.
İkinci gizli tetikleyici ise konut maliyetlerindeki gecikmeli etki. Kira ve ev sahipliği maliyetlerini ölçen ‘barınma’ kalemi, PCE endeksinin yaklaşık yüzde 16'sını oluşturuyor. Konut fiyatlarındaki artış, piyasa kiralarına 12-18 ay gecikmeyle yansıyor. Bu da, 2023'teki hızlı konut fiyatı artışlarının henüz PCE'ye tam olarak yansımadığı anlamına geliyor. Goldman Sachs ekonomistleri, bu gecikmeli etkinin önümüzdeki aylarda enflasyonu 0,2-0,3 puan yukarı çekebileceğini hesaplıyor. Bu iki faktör birleştiğinde, Fed'in faiz indirimine gitme ihtimali iyice zayıflarken, bazı analistler ‘faiz artırımı’ senaryosunu masaya yatırmaya başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in faiz politikası, gelişmekte olan ülkeler için olduğu kadar Türkiye için de hayati önem taşıyor. ABD faizlerinin yüksek kalması, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırarak Türk lirası üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, küresel resesyon endişelerinin artmasıyla birlikte Türkiye'nin ihracat pazarları daralabilir. Öte yandan, enerji ithalatçısı bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki yükseliş, cari açığı daha da büyütebilir. Bu nedenle, PCE verileri ve Fed'in alacağı aksiyon, Türkiye ekonomisi için yakından takip edilmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor.