Avrupa Birliği'nin yeni Enerji Komiseri Dan Jorgensen, enerji krizine karşı fosil yakıtların geçici bir çözüm olarak kullanılmasını “bir diyabet hastasına şeker vermek” olarak nitelendirdi. Jorgensen, Brüksel'de düzenlenen bir basın toplantısında, kıtanın karşı karşıya olduğu enerji krizinin ancak yenilenebilir kaynaklara hızlı bir geçişle aşılabileceğini vurguladı. AB Komisyonu, iklim hedeflerine bağlı kalınması gerektiğini belirtirken, Rusya-Ukrayna savaşının ardından enerji fiyatlarında yaşanan rekor artışlar, bazı üye ülkelerde fosil yakıtlara geri dönüş tartışmalarını beraberinde getirmişti.
Jorgensen'in mesajı: Fosil çözüm artık mümkün değil
Danimarkalı sosyalist politikacı Jorgensen, göreve geldiği günden bu yana enerji dönüşümünün ivme kaybetmemesi gerektiğini savunuyor. Basın toplantısında konuşan Komiser, “Kısa vadeli bir enerji krizi, uzun vadeli bir iklim felaketini meşrulaştırmamalı. Fosil yakıtlara yönelmek, sanki diyabet hastasına şeker verip 'geçici olarak iyi hissedeceksin' demekle aynı şey. O hasta aslında iyileşmiyor, durumu daha da kötüleşiyor” ifadelerini kullandı.
Jorgensen'in bu çıkışı, özellikle Polonya, Macaristan ve Çekya gibi kömür bağımlılığı yüksek ülkelerin taleplerine yanıt niteliği taşıyor. Bu ülkeler, kış aylarında artan enerji talebini karşılamak için kömür santrallerinin yeniden devreye alınmasını savunuyor. Ancak AB Komisyonu, 2030 yılına kadar emisyonları %55 oranında azaltma taahhüdünden geri adım atmayacağını duyurdu.
Enerji uzmanları, Jorgensen'in benzetmesini doğru bulmakla birlikte, kısa vadede enerji güvenliği ile iklim hedefleri arasında bir denge kurulması gerektiğine dikkat çekiyor. Brüksel merkezli Bruegel düşünce kuruluşundan Simone Tagliapietra, “AB, Rus gazından kurtulma sürecinde yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırdı ancak bazı üye ülkeler hâlâ fosil yakıt sübvansiyonlarını artırıyor. Bu çelişki sürdürülemez” değerlendirmesinde bulundu.
AB'nin yeşil dönüşüm stratejisi ne durumda?
Avrupa Birliği, 2019'da açıklanan Avrupa Yeşil Mutabakatı ile karbon nötr olma hedefini 2050 olarak belirlemişti. Ancak 2022'de patlak veren Ukrayna savaşı, Rusya'dan gelen doğalgaz akışını durma noktasına getirdi. Bu durum, kısa vadede enerji arz güvenliğini tehlikeye atarken, AB'yi alternatif tedarikçilere ve hızlandırılmış yenilenebilir enerji projelerine yöneltti.
AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre, 2023 yılı itibarıyla AB'nin enerji tüketiminde yenilenebilir kaynakların payı %23'e yükseldi. Rüzgar ve güneş enerjisi, toplam elektrik üretiminde ilk kez fosil gazı geride bıraktı. Ancak bu ilerlemeye rağmen, bazı sektörler (sanayi, ulaştırma) hâlâ büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı. Jorgensen, bu bağımlılığın kırılması için 2025 yılına kadar izin süreçlerinin kısaltılması ve şebeke altyapısına 100 milyar avroluk yatırım yapılması gerektiğini söyledi.
Komiserin açıklamaları, AB içinde yeşil dönüşümün hızı konusunda süregelen tartışmaları da alevlendirdi. Almanya, Yeşiller'in iktidar ortağı olduğu koalisyon hükümetinde yenilenebilir enerjiye geçişi “Almanya'nın en büyük altyapı projesi” olarak tanımlarken, Polonya gibi ülkeler enerji geçişinin sosyal maliyetlerine dikkat çekiyor. Polonya Başbakanı Donald Tusk, “Enerji dönüşümü adil olmalı; kömür bölgelerindeki işçiler yeni işlere hazırlanmadan fosil yakıtlardan çıkmak büyük bir sosyal krize yol açar” uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB Komiseri Jorgensen'in enerji krizine yeşil çözüm vurgusu, Türkiye'nin enerji politikaları açısından da kritik bir döneme işaret ediyor. Türkiye, uzun vadede yenilenebilir enerji kapasitesini artırmayı hedeflese de halen enerjisinin önemli bir kısmını ithal fosil yakıtlardan karşılıyor. AB'nin karbon sınır düzenlemesi (SKDM) gibi mekanizmaları, Türk ihracatçıları için önümüzdeki yıllarda ek maliyetler doğurabilir. Jorgensen'in mesajı, Türkiye'nin yeşil dönüşüm reformlarını hızlandırması gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, AB ile enerji alanındaki işbirliği fırsatları (yenilenebilir enerji iletimi, hidrojen ticareti) Türkiye'nin bölgesel enerji merkezi olma hedefiyle uyumlu. Ancak kısa vadede enerji arz güvenliği için nükleer ve doğalgaz projelerine yönelen Türkiye, AB'nin fosil yakıt karşıtı duruşuyla zaman zaman ters düşebilir.