Güneydoğu Asya'da çevre felaketlerinin yinelenen bir sembolü haline gelen sınır ötesi duman sorunu, bu kez Filipinler'in başkenti Manila'yı vurdu. Endonezya'nın yangınlarından çıkan ve yaklaşık 2.000 kilometre (1.242 mil) mesafe kat ederek güneybatı rüzgarlarıyla taşınan duman, Salı günü Manila semalarını kapladı ve yetkilileri halk sağlığı uyarısı yapmaya yöneltti. Filipinler Çevre ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın (DENR) hava kalitesi izleme istasyonları, başkentteki ince partikül madde (PM2.5) seviyelerinin 'akut sağlıksız' (acutely unhealthy) olarak nitelendirilebilecek kritik bir eşiğe ulaştığını bildirdi. Bu durum, özellikle solunum yolu rahatsızlığı bulunanlar, yaşlılar ve çocuklar için ciddi sağlık riskleri oluşturuyor.
Binlerce Kilometre Uzaktaki Yangınların Etkisi
Filipinler'in kuzeyindeki bazı bölgelerde gökyüzünün sarımsı bir renge bürünmesine neden olan duman bulutu, Endonezya'nın Sumatra adasının güneyindeki orman ve turba arazisi yangınlarından kaynaklanıyor. Her yıl kurak mevsimde yaşanan bu yangınlar, genellikle palm yağı ve kağıt hamuru plantasyonları için arazi açmak amacıyla uygulanan 'yak ve yok et' yöntemlerinin bir sonucu olarak meydana geliyor. Ancak bu yıl, El Nino'nun etkisiyle şiddetlenen kuraklık, yangınların daha geniş bir alana yayılmasına ve daha yoğun duman üretmesine yol açtı. Endonezya Meteoroloji, İklim ve Jeofizik Ajansı (BMKG), Sumatra ve Kalimantan'da binlerce hektarlık alanın kül olduğunu ve yangın söndürme ekiplerinin kontrol altına alma çabalarının yetersiz kaldığını açıkladı.
Manila'daki bazı okullar, duman nedeniyle açık hava etkinliklerini iptal ederken, Metropolitan Manila Kalkınma Otoritesi (MMDA) vatandaşlara maske takmalarını ve dışarıda uzun süre kalmamalarını tavsiye etti. Filipinler Sağlık Bakanlığı, özellikle astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi solunum rahatsızlığı olan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Hava kalitesi endeksi (AQI) ölçümlerinde PM2.5 konsantrasyonunun Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) belirlediği günlük ortalama kılavuz değerinin (15 µg/m³) çok üzerine çıkarak 150 µg/m³'ü aştığı rapor edildi. Bu seviye, sağlıklı bireylerde bile göz ve boğaz tahrişine, öksürüğe ve nefes darlığına yol açabilir.
Bölgesel Bir Sorunun Kısır Döngüsü
Endonezya orman yangınlarından kaynaklanan sınır ötesi hava kirliliği, Güneydoğu Asya'da onlarca yıldır devam eden bir sorun. 1997-1998 ve 2015 yıllarında yaşanan büyük yangınlar, bölge genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve ekonomik kayıplara yol açan ciddi duman krizlerine neden olmuştu. Malezya, Singapur ve Tayland da sık sık Endonezya'dan gelen dumanlardan etkilenmektedir. Bu durum, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyesi ülkeleri, sınır ötesi duman kirliliği konusunda işbirliği anlaşmaları imzalamaya yöneltmiş ancak bu anlaşmaların uygulanması ve yangınların önlenmesi konusunda kalıcı bir başarı sağlanamamıştır. Endonezya hükümeti, yangınlarla mücadelede uluslararası yardım çağrısında bulunurken, şirketlere yönelik yaptırımların ve arazi kullanımı yönetimindeki eksikliklerin sorunu derinleştirdiği eleştirileri yapılmaktadır. Filipinler'in bu yılki durumu, sorunun sadece birkaç ülkeyle sınırlı olmadığını, bölgesel bir kriz haline geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin doğrudan tarafı olmadığı ancak küresel çevre politikaları ve insani yardım bağlamında yakından izlediği bir bölgesel krize işaret ediyor. Türkiye, geçmişte orman yangınlarıyla mücadelede kendi deneyimlerini paylaşmış ve uluslararası işbirliği mekanizmalarını desteklemiştir. Sınır ötesi hava kirliliği, iklim değişikliğinin etkisiyle daha sık ve şiddetli hale gelen bir küresel tehdit olarak Türkiye'nin komşu bölgelerdeki istikrar ve çevre güvenliği konularındaki duyarlılığını artırmaktadır. Ayrıca, bu tür krizler, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji ve orman yönetimi gibi alanlardaki işbirliği fırsatlarını da gündeme getirebilir. Türk dış politikasının çevre diplomasisine verdiği önem göz önüne alındığında, bu olayın Güneydoğu Asya'daki ortaklarıyla diyalog kanallarını güçlendirmek için bir fırsat olarak değerlendirilebileceği söylenebilir.