Güneydoğu Asya'da yıllardır tekrarlayan orman yangını dumanı (haze) krizi, bu yıl Endonezya ile Malezya arasında yeni bir iş birliği modelini gündeme getirdi. Kuala Lumpur'da hava kalitesi tehlikeli seviyelere ulaşırken, Petronas Kuleleri dahil şehrin simge yapıları gri bir örtüyle görünmez oldu. Malezya'da yaklaşık 600 okul kapatılırken, Endonezya hükümeti Malezya'nın bulut tohumlama uçaklarına kendi hava sahasını açtığını duyurdu. Bu adım, bölgesel bir çevre felaketinin transnasyonel iş birliğiyle çözülmesi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor.
Krizin boyutları ve iş birliği süreci
Endonezya Tarım ve Arazi Planlama Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Malezya'nın talebi üzerine bulut tohumlama operasyonları için izin verildi. Bu yöntem, atmosferdeki nemi yağmura dönüştürerek dumanı seyreltmeyi amaçlıyor. Daha önce Endonezya, Singapur ve Malezya'nın kendi topraklarındaki yangınlara müdahale taleplerini sık sık reddetmişti. Ancak bu yılki krizin şiddeti, diplomatik engelleri aşarak pragmatik bir yaklaşımı zorunlu kıldı.
Malezya Çevre Bakanı Nik Nazmi Nik Ahmad, yaptığı yazılı açıklamada, "Bulut tohumlama uçaklarımızın Endonezya hava sahasını kullanmasına izin verilmesi, iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendiğinin göstergesidir" ifadelerini kullandı. Bakan, operasyonların başladığını ve ilk sonuçların birkaç gün içinde alınmasını beklediklerini belirtti. Endonezya tarafı ise, yangınlarla mücadelede uluslararası desteğe açık olduklarını, ancak bu desteğin Endonezya'nın egemenlik hakları çerçevesinde yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
Krizin asıl kaynağı, Endonezya'nın Sumatra ve Kalimantan adalarında tarım arazisi açmak için yapılan kontrollü yakmalar. Kurak mevsimin etkisiyle kontrolden çıkan bu yangınlar, milyonlarca hektar alanı küle çeviriyor. Atmosferdeki partikül madde oranı, Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği güvenli limitlerin 10 katına ulaştı. Kuala Lumpur'da hava kalitesi endeksi (AQI) 200'ün üzerine çıkarak "çok sağlıksız" seviyeye ulaştı; bazı bölgelerde ise 300'ü aştı. Hükümet, halka maske takma ve dışarı çıkmama çağrısı yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu kriz yalnızca Malezya ve Endonezya'yı değil, Güneydoğu Asya'nın tamamını etkiliyor. Singapur, Tayland ve Filipinler'in güney illerinde de hava kirliliği arttı. Uzmanlar, bu tür yangınların yalnızca bölgesel değil küresel bir sorun olduğunu, çünkü büyük miktarda karbon salımına yol açarak iklim değişikliğini hızlandırdığını vurguluyor. 2015'te yaşanan büyük haze krizi, bölge ekonomilerine 16 milyar dolardan fazla zarar vermişti. Bu yılki krizin etkileri henüz tam olarak hesaplanamadı, ancak Malezya'da okul kapatmaları ve uçuş iptalleri ekonomik kayıpları artırıyor.
Güneydoğu Asya ülkeleri, 2002'de imzalanan ASEAN Anlaşması'yla sınır ötesi duman sorununu çözmeyi hedeflemişti. Ancak anlaşmanın uygulanması yıllardır etkisiz kaldı. Endonezya'nın bu kez iş birliğine yanaşması, uluslararası baskı ve krizin boyutunun kaçınılmaz bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Bölgesel uzmanlar, bu adımın yalnızca kısa vadeli çözüm sağlayabileceğini, asıl çözümün tarımda yakma yöntemlerine kalıcı alternatifler bulmak olduğunu belirtiyor. Endonezya hükümeti, palmiye yağı endüstrisinin güçlü lobisi nedeniyle bu konuda yıllardır etkili bir politika izleyemiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Güneydoğu Asya'daki bu krizle doğrudan bir bağı bulunmuyor. Ancak bölgesel krizlerin küresel etkileri, Türkiye gibi enerji ve tarım ürünleri ithalatçısı ülkeleri dolaylı yoldan etkileyebilir. Özellikle palmiye yağı tedarik zincirinde yaşanabilecek aksamalar, gıda fiyatlarını etkileyebilir. Daha geniş perspektifte, bu tür sınır ötesi çevre felaketleri, uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, bölgesel çevre sorunları konusunda (örneğin Orta Doğu'da su kaynakları) benzer diplomatik çözüm arayışlarına örnek olarak bu gelişmeyi inceleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İHA ve bulut tohumlama teknolojilerinde sahip olduğu kapasite, gelecekte bu tür krizlere teknik destek sağlama potansiyelini akla getiriyor.