Endonezya'da geniş arazileri kasıp kavuran orman yangınlarının, El Niño iklim olayının etkisiyle 2026 yılında yüzyılın en yüksek karbon emisyonu seviyelerine ulaşabileceği bildirildi. İklim araştırmaları yapan Carbon Brief'in analizine göre, halihazırda devam eden yangınlar, 1997-98 ve 2015'teki benzer felaketlerle aynı büyüklükte emisyon üretme yolunda ilerliyor. Uzmanlar, durumun acil önlem alınmasını gerektirdiğini vurguluyor.
Yangınların arka planı: Kuraklık ve insan etkisi
Endonezya'da orman yangınları her yıl kuru sezon olan Haziran-Kasım ayları arasında görülüyor. Ancak El Niño olayı, Pasifik Okyanusu'ndaki yüzey sıcaklıklarının artmasıyla birlikte bu bölgede daha şiddetli kuraklıklara neden oluyor. 1997-98 El Niño döneminde Endonezya'da 97 bin kilometrekare orman kül olmuş, 2015'te ise 26 bin kilometrekare alan zarar görmüştü. Bu yangınlar sırasında atmosfere salınan karbon miktarı, 2015'te 1,6 milyar tonu aşarak o dönem için küresel bir rekor kırmıştı.
Bilim insanları, 2026'daki El Niño koşullarının 2015'ten daha güçlü olabileceğini belirtiyor. Endonezya Meteoroloji, Klimatoloji ve Jeofizik Ajansı (BMKG), ülke genelinde yağışların azalacağını ve sıcaklıkların artacağını öngörüyor. Ayrıca, yasa dışı orman temizleme faaliyetleri ve turba topraklarının kuruması, yangınların yayılmasını kolaylaştırıyor. Turba yangınları, yer altında haftalarca yanmaya devam ederek büyük miktarda karbon ve metan salıyor. Endonezya hükümeti, 2015 sonrası dönemde yangınları önlemek için çeşitli düzenlemeler getirse de, yerel çiftçilerin geleneksel "kaydırma ve yakma" yöntemi hâlâ yaygın bir sorun.
Küresel iklim ve bölgesel etkiler
Endonezya'daki yangınlar sadece ulusal bir çevre felaketi değil; küresel karbon döngüsünü ve iklim hedeflerini doğrudan etkiliyor. Yangınlardan çıkan duman, komşu ülkeler Malezya, Singapur ve Tayland'da hava kirliliğini artırarak okulların kapanmasına ve sağlık sorunlarına yol açıyor. Ayrıca, atmosfere salınan sera gazları, Paris Anlaşması kapsamında belirlenen 1,5 derece hedefini zorlaştırıyor. Bilim insanları, Endonezya'nın ormanlarının dünyanın en büyük karbon yutaklarından biri olduğunu hatırlatıyor. Bu ormanların yanması, sadece emisyonları artırmakla kalmıyor, aynı zamanda biyolojik çeşitliliği de yok ediyor. Orangutan, Sumatra kaplanı ve birçok endemik türün yaşam alanı tehdit altında.
Uluslararası toplum, Endonezya'ya yangın önleme konusunda destek çağrısı yapıyor. Ancak ekonomik çıkarlar ve tarımsal genişleme baskısı, etkili önlemleri zorlaştırıyor. Özellikle palmiye yağı ve kağıt hamuru endüstrisi için açılan araziler, yangın riskini artırıyor. Hükümetin aldığı cezai yaptırımlar ve kanal blokajları gibi önlemler, yeterince uygulanamıyor. 2026'daki yangınların, küresel ısınmanın hızlanmasına katkıda bulunabileceği ve dünya genelinde hava kalitesini olumsuz etkileyebileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Endonezya'daki yangın kaynaklı emisyonlar, küresel iklim sistemini doğrudan etkileyerek Türkiye'yi de dolaylı yoldan etkileyebilir. Artan sera gazı salımları, Akdeniz havzasında sıcaklık ve kuraklık rejimlerini daha da değiştirebilir; bu da Türkiye'nin tarımsal üretimi ve su kaynakları üzerinde baskı oluşturur. Ayrıca, Endonezya'dan kaynaklanan dumanın atmosferik taşınımla Türkiye'ye ulaşması beklenmese de, küresel karbon dengesindeki bozulma, Türkiye'nin iklim diplomasisinde El Niño yıllarında daha temkinli olmasını gerektirebilir. Yangınların palmiye yağı üretimini aksatması, Türkiye'nin ithalatında fiyat dalgalanmalarına yol açabilir. Bu nedenle Türkiye, hem ulusal orman yangını önleme stratejilerini güçlendirmeli hem de küresel iklim müzakerelerinde orman koruma fonlarının artırılmasını savunmalıdır.