Yemen'in Kızıldeniz kıyısındaki stratejik El-Maha Limanı, Husilerin artan saldırıları nedeniyle operasyonlarını askıya almak zorunda kaldı. Limanın kapanması, binlerce işçiyi işsiz bırakırken, bölgedeki tüccarların da ticaret yollarının kesilmesiyle büyük kayıplar yaşadığı bildiriliyor. Yemen'in güneybatısındaki Taiz iline bağlı El-Maha, hem insani yardımların ulaştırılması hem de bölgesel ticaret açısından kritik bir öneme sahip. Ancak son dönemde limanı hedef alan Husi saldırıları, gemilerin güvenliğini tehdit eder hale geldi ve şirketler rotalarını değiştirmek zorunda kaldı.
Gelişmenin Arka Planı
El-Maha Limanı, Yemen'deki iç savaşın başladığı 2014 yılından bu yana çeşitli zamanlarda çatışmalara sahne oldu. 2018'de Birleşik Arap Emirlikleri destekli güçlerin bölgeyi Husilerden geri almasının ardından liman yeniden faaliyete geçmişti. Ancak son haftalarda Husilerin insansız hava araçları ve füzelerle limana yönelik saldırılarını yoğunlaştırması, yetkilileri güvenlik endişesiyle limanı kapatmaya itti. Liman yetkilileri, gemilerin yanaşamadığını, konteyner elleçleme işlemlerinin durduğunu ve depoların boş kaldığını aktarıyor. Bölgede çalışan yüzlerce işçi, gelir kaynaklarının kesilmesiyle zor durumda kaldı. Taiz Ticaret Odası Başkanı, limanın kapanmasının yalnızca El-Maha'yı değil, tüm güneybatı Yemen'i etkileyen bir felaket olduğunu belirtti. Tüccarlar, mallarını ülkenin diğer bölgelerine göndermek için daha uzun ve maliyetli kara yollarını kullanmak zorunda kalırken, temel gıda maddeleri ve ilaç gibi hayati ürünlerin fiyatlarının artmasından endişe ediyor.
Limanın kapanması aynı zamanda bölgedeki insani durumu da derinleştiriyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre Yemen nüfusunun yaklaşık 17 milyonu gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. El-Maha Limanı'nın devre dışı kalması, uluslararası yardım kuruluşlarının bölgeye ulaştırmaya çalıştığı malzemelerin sevkiyatını da aksatıyor. Sivil toplum örgütleri, limanın yeniden açılması için çağrıda bulunurken, taraflar arasındaki çatışmaların sona ermesi gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
El-Maha Limanı'nın kapanması, yalnızca Yemen'in iç sorunu olmanın ötesinde bölgesel ve küresel ticaret açısından da riskler barındırıyor. Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor. Süveyş Kanalı'na giden gemiler için kritik bir geçiş noktası olan Babülmendep Boğazı'na yakın konumdaki liman, uluslararası deniz ticaretinde önemli bir durak. Husilerin saldırıları, yalnızca Yemen'i değil, aynı zamanda Suudi Arabistan ve BAE gibi bölge ülkelerini de hedef alıyor. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Husilere karşı operasyonlarını sürdürürken, bu durum bölgedeki gerginliği daha da artırıyor. Öte yandan, İran'ın desteklediği Husiler, limanın kapatılmasının kendi askeri başarısı olduğunu ve müzakere masasında daha güçlü bir konum elde ettiklerini savunuyor. Uluslararası toplum, Yemen'de ateşkes çağrılarında bulunsa da kalıcı bir çözüm için somut adımlar atılamıyor.
Küresel enerji piyasaları da bu gelişmelerden etkileniyor. Kızıldeniz'deki güvenlik riskleri, petrol ve doğalgaz taşıyan tankerlerin rotalarını değiştirmesine neden olabilir. Bu da uluslararası enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Uzmanlar, El-Maha Limanı'nın kapanmasının bölgesel istikrarı daha da kırılgan hale getirdiğini ve bu durumun tüm dünya için ekonomik yansımaları olabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El-Maha Limanı'nın kapanması, Türkiye'nin bölgedeki insani ve ticari çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Yemen'e insani yardım ulaştıran ülkeler arasında yer alıyor ve limanın devre dışı kalması, bu yardımların sevkiyatını zorlaştırabilir. Ayrıca Türkiye, Kızıldeniz'deki güvenlik risklerinin, bölgesel ticaret yollarını etkilemesi nedeniyle deniz ticaretinde aksaklıklar yaşanabileceğini hesaba katmalı. Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri, tarafları diyaloğa teşvik etme çabaları, bu tür krizlerin çözümüne katkı sağlayabilir. Ankara'nın BM nezdindeki Yemen temsilcilikleri aracılığıyla ateşkesin sağlanması ve limanın yeniden açılması için uluslararası kamuoyuyla birlikte hareket etmesi, hem bölgesel istikrar hem de Türk çıkarları açısından önem taşıyor.