Küresel terörün simgesi haline gelen El Kaide, kuruluşundan bu yana en zayıf dönemini yaşıyor. 11 Eylül saldırılarının ardından dünya çapında bir tehdit olarak algılanan örgüt, son yıllarda hem lider kadrosunu hem de ideolojik çekiciliğini yitirdi. Uzmanlar, El Kaide'nin sonunu getiren en önemli etkenin dış müdahaleler değil, bizzat kendi iç dinamikleri olduğunu belirtiyor. Örgütün aşırı şiddet yanlısı tutumu, yerel halk desteğini kaybetmesine ve rakip grupların yükselişine zemin hazırladı.
El Kaide'nin Çöküşünün Arka Planı
El Kaide, 1988 yılında Usame bin Ladin tarafından Sovyet işgaline karşı mücadele etmek üzere kuruldu. Ancak 2001'deki 11 Eylül saldırıları sonrası ABD'nin Afganistan'a müdahalesi, örgütün eğitim kamplarını ve liderlik yapısını dağıttı. Bin Ladin'in 2011'de Pakistan'da öldürülmesi, örgütün sembolik liderliğini sarstı. Ardından gelen liderler Eymen ez-Zevahiri ve diğerleri, örgütü eski gücüne kavuşturamadı. Irak ve Suriye'de ortaya çıkan DEAŞ, El Kaide'nin radikal cihatçı tabanını büyük ölçüde ele geçirdi. DEAŞ'ın medya stratejisi ve acımasız taktikleri, El Kaide'nin daha ılımlı görünen çizgisini gölgede bıraktı.
Öte yandan, El Kaide'nin küresel cihat çağrısı yerel halklar nezdinde karşılık bulmadı. Müslüman çoğunluklu ülkelerdeki hükümetler, örgütün şiddet eylemlerini kınadı ve işbirliğine gitti. Bu durum, El Kaide'nin ideolojik olarak yalnızlaşmasına neden oldu. Örgütün Yemen, Somali ve Magrip gibi bölgelerdeki kolları da bağımsız hareket etmeye başladı; merkezi liderlik zayıfladı.
Ayrıca, ABD'nin insansız hava aracı saldırıları ve özel kuvvet operasyonları, örgütün üst düzey yöneticilerini etkisiz hale getirdi. 2020'de İran'ın Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürülmesi, bölgesel dengeleri değiştirdi ancak El Kaide doğrudan bu olaydan etkilenmedi. Daha ziyade, örgütün finansman kaynakları kurudu; bağışlar azaldı ve yasadışı gelirler kesildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
El Kaide'nin gerilemesi, küresel terörle mücadelede önemli bir dönüm noktası olsa da yerini başka radikal gruplar aldı. DEAŞ, El Kaide'nin boşalttığı alanı doldurdu ve daha geniş bir coğrafyada etkili oldu. Ancak DEAŞ da benzer iç çelişkiler yaşıyor. Uzmanlar, terör örgütlerinin kendi aşırılıkları nedeniyle çöktüğünü vurguluyor. Bu durum, ideolojik saflaşmanın ve yerel halk desteğinin önemini ortaya koyuyor.
Bölgesel olarak, El Kaide'nin zayıflaması Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da güvenlik güçlerine nefes aldırdı. Ancak örgütün Suriye ve Yemen'deki uzantıları hâlâ varlığını sürdürüyor. Bu gruplar, yerel çatışmalarda aktör olmaya devam ediyor. Küresel düzeyde ise El Kaide'nin marka değeri azaldı; yeni nesil cihatçılar için çekiciliğini yitirdi.
Batılı istihbarat kurumları, El Kaide'nin artık merkezi bir tehdit olmadığını, ancak bireysel terör eylemleri için ilham kaynağı olabileceğini belirtiyor. Örgütün sosyal medya faaliyetleri de etkisiz kaldı; çevrimiçi propaganda yerini daha sofistike ve dağınık ağlara bıraktı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
El Kaide'nin çöküşü, Türkiye'nin terörle mücadelesi açısından olumlu bir gelişme olarak görülüyor. Örgütün Suriye'deki uzantıları, Türkiye'nin sınır güvenliği için geçmişte risk oluşturuyordu. Ancak El Kaide'nin zayıflaması, yerini DEAŞ ve PKK/YPG gibi diğer tehditlere bıraktı. Türkiye, bu boşlukta daha etkin bir güvenlik politikası izlemek zorunda. Ayrıca, El Kaide'nin ideolojik mirası, radikalleşme riskini artırabilir. Bu nedenle Türkiye, hem askeri hem de ideolojik mücadeleyi sürdürmeli. Bölgesel istikrar için işbirliği kritik önem taşıyor.