Moskova, Ukrayna savaşının üçüncü yılında, Batı yaptırımlarının uzun vadeli etkileri, Çin'e artan bağımlılık ve Küresel Güney'deki nüfuz kaybı gibi çok boyutlu risklerle karşı karşıya. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in dış politikası, değişen küresel dengeler karşısında sürdürülebilirlik sorunuyla yüzleşiyor. Uzmanlar, Kremlin'in mevcut stratejisini uyarlamaması halinde ekonomik izolasyon ve askeri aşırı yüklenmenin Rusya'nın büyük güç statüsünü erozyona uğratabileceği uyarısında bulunuyor.
Arka Plan: Çok Kutupluluk Söylemi ve Gerçekler
Rusya, uzun süredir Batı hegemonyasına karşı çok kutuplu bir dünya düzeni savunuyor. Ancak Şubat 2022'de başlayan geniş çaplı Ukrayna işgali, bu söylemi test ediyor. Batı'nın uyguladığı benzeri görülmemiş yaptırımlar, Rus ekonomisini teknolojik ve finansal olarak izole etti. Moskova, bu baskıyı Asya, Afrika ve Latin Amerika ile ilişkilerini derinleştirerek aşmaya çalışsa da, bu ülkelerle ticaret hacmi Batı ile olan kaybı tam olarak telafi edemiyor.
Rusya'nın enerji ihracatı, Avrupa pazarını büyük ölçüde kaybetti. Çin ve Hindistan'a yönelen petrol ve doğalgaz satışları, indirimli fiyatlarla gerçekleşiyor ve bütçe gelirlerini azaltıyor. Ayrıca, Batı teknolojisine bağımlılık, özellikle havacılık, savunma ve dijital sektörlerde ciddi sorunlar yaratıyor. Kremlin, ithal ikame politikalarıyla bu açığı kapatmaya çalışsa da, Ar-Ge ve üretim kapasitesi sınırlı.
Askeri alanda ise Rusya, Ukrayna'da ağır kayıplar verdi. Batılı istihbarat raporlarına göre, Rus ordusu yüz binlerce askerini kaybetti, büyük miktarda tank, zırhlı araç ve uçak envanterini yitirdi. Bu durum, Rusya'nın diğer bölgelerdeki güç projeksiyonunu zayıflatıyor. Örneğin, Güney Kafkasya'da Azerbaycan'ın Karabağ zaferi sonrası Rus barış gücünün etkisizliği, Moskova'nın bölgesel garantör rolünü sorgulatıyor. Orta Asya'da ise Çin'in ekonomik ve güvenlik nüfuzu artıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın karşı karşıya olduğu riskler yalnızca ekonomik değil. NATO'nun genişlemesi, Finlandiya ve İsveç'in ittifaka katılmasıyla Rusya'nın kuzeybatı sınırında yeni bir güvenlik mimarisi oluşturdu. Bu, St. Petersburg ve Murmansk gibi stratejik merkezler için doğrudan tehdit algısı yaratıyor. Ayrıca, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını güçlendirmesi, Rusya'nın batı yönünde manevra alanını daraltıyor.
Orta Doğu'da Rusya, Suriye'deki varlığını korumakta zorlanıyor. İsrail'in Suriye'deki İran bağlantılı hedeflere yönelik saldırıları, Rusya'nın hava savunma sistemlerinin etkinliğini sorgulatıyor. Ayrıca, İran ile artan işbirliği, Rusya'yı İsrail ve Körfez ülkeleriyle karşı karşıya getirebilir. Libya ve Sudan gibi ülkelerde Wagner Grubu'nun (şimdi Afrika Kolordusu) faaliyetleri, Moskova'nın nüfuzunu artırsa da, bu paralı askerlerin kontrolü ve finansmanı sorun yaratıyor.
Küresel Güney'de ise Rusya'nın etkisi sınırlı. Afrika'da birçok ülke, Rusya ile ilişkilerini geliştirse de, ekonomik kalkınma için Batı ve Çin ile işbirliğine devam ediyor. Latin Amerika'da Venezuela ve Nikaragua gibi müttefikler var, ancak Brezilya ve Arjantin gibi büyük ekonomiler Rusya'dan uzak duruyor. Asya'da ise Hindistan, stratejik özerkliğini koruyarak Rusya ile Batı arasında denge gözetiyor. Çin ise Rusya'nın zayıflığından faydalanarak Orta Asya ve Uzak Doğu'da ekonomik üstünlük sağlıyor.
Rusya'nın karşı karşıya olduğu bir diğer risk, iç istikrar. Savaşın uzaması, ekonomik zorluklar ve asker kayıpları, toplumsal hoşnutsuzluğu artırabilir. 2023'te Wagner Grubu lideri Yevgeny Prigozhin'in başlattığı isyan girişimi, Kremlin'in kontrolündeki kırılganlığı gösterdi. Ayrıca, etnik azınlıkların yoğun olduğu bölgelerde (örneğin, Kuzey Kafkasya ve Tataristan) ayrılıkçı eğilimler güçlenebilir. Moskova, bu riskleri bastırmak için güvenlik harcamalarını artırıyor, ancak bu da ekonomik yükü ağırlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın karşı karşıya olduğu riskler, Türkiye için hem fırsat hem de tehdit anlamına geliyor. Türkiye, Rusya ile enerji, ticaret ve savunma alanlarında işbirliğini sürdürürken, aynı zamanda Ukrayna'ya insansız hava araçları satarak ve tahıl koridoru anlaşmasına arabuluculuk yaparak dengeli bir politika izliyor. Moskova'nın zayıflaması, Türkiye'nin Karadeniz'deki etkinliğini artırabilir ve Orta Asya'da Türk devletleriyle işbirliğini güçlendirebilir. Ancak Rusya'nın istikrarsızlaşması, Suriye ve Libya'da güç boşluğu yaratabilir, bu da Türkiye'nin güvenliği için yeni riskler doğurabilir. Ayrıca, Rusya'ya olan doğalgaz bağımlılığı, Moskova'nın pazarlık gücünü korumasına neden oluyor. Türkiye, bu dengeyi koruyarak hem Batı ile ilişkilerini hem de Rusya ile işbirliğini yönetmeye çalışacaktır.