İsrail'de ana muhalefet lideri Gadi Eisenkot, Pazartesi günü Başbakan Binyamin Netanyahu'yu ülkenin güvenliğini kendi siyasi çıkarlarının önüne koymakla suçladı. Eski Genelkurmay Başkanı olan Eisenkot, 27 Ekim'de yapılacak erken genel seçimler öncesinde kurduğu Yashar partisinin aday listesini tanıttı. Netanyahu'nun ana rakibi olarak gösterilen Eisenkot, açıklamasında sert ifadeler kullandı.
Seçim Öncesi Siyasi Gerilim
İsrail, siyasi tarihinde benzeri görülmemiş bir dönemden geçiyor. Ekim 2023'teki Hamas saldırısının ardından başlayan savaş ve ardından gelen iç siyasi kriz, ülkeyi erken seçime götürdü. Başbakan Netanyahu'nun liderliğindeki koalisyon hükümeti, hem savaşın yönetimi hem de yargı reformu tartışmaları nedeniyle yoğun eleştiri altında. Gadi Eisenkot, 2023 yılında kurduğu Yashar partisiyle bu eleştirilerin odağında yer alıyor. Parti, merkez sağ ve merkez sol seçmeni hedefleyerek Netanyahu'nun Likud partisine alternatif olmayı amaçlıyor.
Eisenkot'un açıklamaları, seçim kampanyasının güvenlik ekseninde şekilleneceğini gösteriyor. Kendisi de eski bir asker olan Eisenkot, Netanyahu'yu güvenlik konularında karar alırken siyasi hayatta kalma kaygısıyla hareket etmekle suçladı. Bu suçlama, İsrail kamuoyunda uzun süredir tartışılan bir konuyu yeniden gündeme taşıdı: Netanyahu'nun savaş yönetimindeki kararları ne ölçüde askeri gereklilikler, ne ölçüde siyasi hesaplarla şekilleniyor?
Eisenkot, aday listesini tanıtırken partisinin önceliklerini de sıraladı. Güvenlik, ekonomik istikrar ve toplumsal birlik vurgusu yaptı. Yashar partisinin adayları arasında eski güvenlik yetkilileri, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri bulunuyor. Bu çeşitlilik, partinin geniş bir seçmen tabanına hitap etme çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'nun tamamını etkiliyor. Gazze'deki savaş devam ederken, Lübnan sınırında Hizbullah ile artan gerilim ve İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler, bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Netanyahu hükümetinin savaş sonrası Gazze'nin geleceğine dair net bir plan sunmaması, uluslararası toplumda endişe yaratıyor. ABD yönetimi, İsrail'e askeri destek verirken aynı zamanda sivillerin korunması ve insani yardım konusunda baskı yapıyor. Bu denklemde İsrail'deki seçim sonuçları, ABD-İsrail ilişkilerinin geleceğini de belirleyecek.
Eisenkot'un zaferi halinde İsrail'in savaş stratejisinde önemli değişiklikler olabilir. Kendisi, askeri operasyonlarda daha temkinli bir yaklaşım benimseyeceği sinyalini verdi. Ayrıca, Netanyahu'nun sertlik yanlısı koalisyon ortaklarına bağımlılığını eleştirerek, daha geniş bir ulusal birlik hükümeti kurma arayışında olacağını ima etti. Ancak anketler, seçimin başa baş geçeceğini ve koalisyon görüşmelerinin zorlu olacağını gösteriyor.
Uluslararası kamuoyu, İsrail'deki seçim sürecini yakından takip ediyor. Avrupa Birliği, iki devletli çözüm konusunda ısrarcı. Arap ülkeleri ise normalleşme anlaşmalarının geleceğini sorguluyor. Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme görüşmeleri, savaş nedeniyle askıya alınmış durumda. Seçim sonrası İsrail hükümetinin tutumu, bu sürecin yeniden başlayıp başlamayacağını belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'deki siyasi gelişmeleri dikkatle izliyor. Netanyahu hükümetiyle ilişkiler, özellikle Gazze savaşı sonrası ciddi şekilde gerilmiş durumda. Türkiye, İsrail'e yönelik eleştirilerini sertleştirirken, ticaret kısıtlamaları ve diplomatik hamlelerle baskı kurmaya çalışıyor. Eisenkot'un seçim başarısı, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir sayfa açabilir. Ancak Eisenkot da güvenlik konusunda taviz vermeyeceğini gösteriyor; yine de Netanyahu'ya kıyasla daha pragmatik bir yaklaşım sergileyebilir. Türkiye için kritik olan, Gazze'de kalıcı ateşkes ve iki devletli çözümün yeniden gündeme gelmesi. İsrail'deki iktidar değişikliği, bölgesel istikrar ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği hesapları açısından önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor.