İngiltere'de İşçi Partisi hükümetinin yeni Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeniden kurulması, iklim kriziyle mücadele ve Gazze'deki insani durum gibi kritik konularda yoğun bir gündemle karşı karşıya. İşçi Partisi'nin deneyimli ismi olan Miliband'ın, eski Başbakan Gordon Brown hükümetinde gösterdiği performansın ardından şimdi zorlu diplomasi trafiğinde önemli bir sınav vereceği belirtiliyor. Parti çevrelerinden edinilen bilgiye göre Miliband, özellikle Trump yönetimiyle kurulacak ilişkilerde denge politikası izlemeye hazırlanırken, geçen ay Avustralya'nın ev sahipliğinde gerçekleşen G20 zirvesinde yaklaşan liderlik dönemine de kilitlendi.
Görevin Dönüşümü
İngiliz siyasetinde dışişleri bakanlığı, tarihsel olarak zaman zaman 'teselli ödülü' olarak görülmüştür. Oysa küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği, jeopolitik gerilimlerin arttığı ve iklim değişikliğinin acil bir tehdit haline geldiği bu dönemde, bu görevin önemi yeniden tartışılmaya başlandı. Miliband, daha önce İşçi Partisi liderliği yapmış ve 2015 genel seçimlerinde partisini yenilgiye götürerek istifa etmişti. Bu deneyim, ona siyasi olgunluk kazandırmış görünüyor. Şimdi ise Birleşik Krallık'ın küresel sahnedeki rolünü güçlendirmesi beklenen bakan, parti içindeki yetenekleriyle de dikkat çekiyor.
Miliband'ın özellikle AB ile ilişkilerde yumuşama istediği, ancak mevcut siyasi kısıtlar nedeniyle tam üyelik gibi tartışmalı konulara girmekten kaçınacağı konuşuluyor. İşçi Partisi seçim manifestosunda, Brexit sonrası AB ile daha yakın iş birliği vadediyor. Ancak bu, Avrupa Birliği'nin temel kurallarıyla uyumlu olacak şekilde yürütülmeli. Miliband'ın, aralarında Fransa ve Almanya'nın da bulunduğu büyük AB üyeleriyle güçlü ilişkiler kurarak bu hedefe ulaşmaya çalışacağı belirtiliyor.
Küresel Krizler ve G20 Liderliği
Miliband'ın öncelikleri arasında iklim kriziyle mücadele önemli bir yer tutuyor. 2010-2015 yılları arasında Enerji ve İklim Değişikliği Bakanı olarak görev yapan Miliband, bu alandaki deneyimini dış politikaya taşıyacak. İngiltere'nin 2025 yılında G20 dönem başkanlığını üstlenecek olması, Miliband'a bu konuda küresel bir platform sunuyor. Hükümetin, iklim finansmanı, yeşil enerji dönüşümü ve karbonsuzlaşma hedeflerinde uluslararası iş birliğini artırmak için bu dönem başkanlığını kullanmayı planladığı ifade ediliyor. Ayrıca Gazze'deki çatışma ve insani kriz, bölgede kalıcı barış için diplomatik girişimleri zorunlu kılıyor. Miliband'ın, İsrail-Filistin meselesinde 'iki devletli çözüm' vizyonunu savunan klasik İşçi Partisi çizgisini benimseyeceği, ancak bu konuda ABD ve bölge ülkeleriyle dengeli bir diplomasi yürütmek zorunda kalacağı belirtiliyor.
Trump yönetimiyle ilişkiler ise ayrı bir zorluk teşkil ediyor. Eski Başkan Donald Trump'ın yeniden başkan seçilmesi durumunda transatlantik ilişkilerdeki belirsizlik, Miliband'ın diplomasi becerisini test edecek. Milliband'ın, ABD ile 'özel ilişki'nin önemini korurken, Avrupa ile güçlü bağları ihmal etmemesi gerektiğinin farkında olduğu bildiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Miliband'ın dış politika öncelikleri, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de Avrupa-İngiltere ilişkilerindeki yumuşama ve iklim diplomasisine verilen önem, Türkiye'nin de içinde olduğu bölgedeki dengeyi dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye ile İngiltere arasındaki ticaret hacmi ve savunma iş birliği, iki ülkenin ilişkilerinde önemli bir yer tutuyor. Miliband'ın, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki gelişmelerde dengeli bir yaklaşım sergilemesi ve G20 sürecinde iklim değişikliği konusunda Türkiye ile iş birliği yapabileceği değerlendiriliyor.