Londra merkezli bir araştırma, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) kuruluşunda ve sonraki yüzyıllarda görev alan onlarca yöneticisinin ve kurucu abonesinin, milyonlarca Afrikalının köleleştirilmesi ve transatlantik köle ticaretine doğrudan yatırım yaptığını ortaya çıkardı. Banka ve genel olarak İngiliz finans sistemi, 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar süren bu insanlık suçunun finansmanında merkezi bir rol oynadı.
UCL (University College London) ve diğer kurumlardan araştırmacıların yürüttüğü çalışma, bankanın ilk dönem yöneticilerinin ve hissedarlarının köle ticaretine bizzat katıldığını veya bu ticaretten kâr elde eden şirketlere yatırım yaptığını belgeliyor. Bulgular, İngiltere'nin sömürgecilik ve kölelikten elde ettiği servetin ülkenin finansal mimarisine nasıl işlediğini gözler önüne seriyor.
Merkez Bankası'nın Kuruluşu ve Köle Ticareti Bağlantıları
İngiltere Merkez Bankası, 1694 yılında bir grup varlıklı iş insanı ve finansçı tarafından kuruldu. Kraliyet'e kredi sağlamak amacıyla kurulan bankanın ilk aboneleri arasında, Kraliyet Afrika Şirketi (Royal African Company) ve diğer köle ticareti şirketlerinde hisse sahibi olan önemli isimler bulunuyordu. Kraliyet Afrika Şirketi, 1660'lardan itibaren İngiltere'nin köle ticaretindeki en büyük aktörlerinden biriydi ve Afrika'dan Amerika kıtasına milyonlarca köle taşıdı.
Araştırmaya göre, BoE'nin ilk yöneticilerinden en az 20'si Kraliyet Afrika Şirketi'ne yatırım yapmıştı. Bankanın kurucu aboneleri arasında ise köle ticaretinden servet kazanan çok sayıda kişi vardı. Bu kişiler, bankanın ilk sermayesinin önemli bir kısmını sağladı. Banka, bu dönemde köle ticareti yapan şirketlere kredi açtı, senetlerini iskonto etti ve onların finansal işlemlerini kolaylaştırdı.
18. yüzyılda İngiltere, dünyanın en büyük köle ticareti yapan ülkesi haline geldi. Bristol, Liverpool ve Londra limanları bu ticaretin merkezleriydi. Bu limanlardan kalkan gemiler, Afrika'dan köleleri Amerika kıtasındaki plantasyonlara taşıyor, oradan şeker, tütün, pamuk gibi ürünleri Avrupa'ya getiriyordu. Bu üçgen ticaret, İngiliz ekonomisinin belkemiğini oluşturuyordu ve finans sistemi bu döngüyü finanse ediyordu.
Finansal Sistemin Derinlemesine İşleyişi
Araştırma, köle ticaretinin sadece banka yöneticilerinin kişisel yatırımlarıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda bankanın kurumsal politikalarına da yansıdığını gösteriyor. BoE, köle ticareti yapan şirketlere doğrudan kredi sağladı, onların borçlanma senetlerini teminat olarak kabul etti ve bu şirketlerin hisse senetlerinin likiditesini artırdı. Bu sayede köle ticareti, İngiliz finans piyasalarının ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Özellikle 18. yüzyılın sonlarında ve 19. yüzyılın başlarında, köle ticaretinden elde edilen kârlar, İngiltere'nin sanayi devrimini finanse eden sermayenin önemli bir bölümünü oluşturdu. Demiryolları, fabrikalar, sigorta şirketleri ve bankalar, köle ticareti ve köle emeğiyle üretilen ürünlerden gelen servetle beslendi. Bu servet, İngiltere'nin küresel bir güç haline gelmesinde kritik rol oynadı.
Kölelik 1833'te İngiltere İmparatorluğu'nda yasaklanmasına rağmen, finansal sistem üzerindeki etkileri uzun süre devam etti. Köle sahiplerine devlet tarafından ödenen tazminatlar (1833 Kölelik Kaldırma Yasası kapsamında 20 milyon sterlin) devlet borçlanmasını artırdı ve bu borçlar Londra finans piyasasında işlem gördü. Böylece kölelikten elde edilen servet, dolaylı olarak da olsa finansal sisteme entegre oldu.
Tarihsel Hesaplaşma ve Günümüz Yansımaları
Bu araştırma, İngiltere'nin sömürgeci geçmişiyle yüzleşme çabalarının bir parçası. Son yıllarda birçok İngiliz kurumu, kölelikten elde edilen servetin izlerini araştırıyor ve özür diliyor. Oxford ve Cambridge üniversiteleri, kilise ve bazı şirketler bu konuda adımlar attı. Ancak İngiltere Merkez Bankası henüz resmi bir özür dilemedi veya tazminat ödemeyi kabul etmedi.
Banka, 2020'de yaptığı açıklamada, kurucusu William Paterson da dahil olmak üzere bazı tarihi figürlerin kölelikle bağlantılı olduğunu kabul etmiş, ancak doğrudan bir özür veya tazminat taahhüdünde bulunmamıştı. Bu yeni araştırma, bankanın kölelikle bağlantısının sanılandan çok daha derin ve yaygın olduğunu gösteriyor.
Araştırmacılar, bankanın ve diğer finans kurumlarının bu mirası kabul etmesi ve eğitim programları, tazminat veya diğer onarım yollarıyla sorumluluk alması gerektiğini savunuyor. Kölelik karşıtı aktivistler ve akademisyenler, finansal sistemin kölelikten elde ettiği kârın bugün hâlâ eşitsizlikleri beslediğini belirtiyor.
Küresel Bağlam ve Diğer Ülkelerdeki Benzer Tartışmalar
İngiltere'deki bu tartışma, dünya genelinde sömürgecilik ve kölelik mirasıyla yüzleşme çabalarının bir parçası. Fransa, Hollanda, Belçika, Portekiz ve İspanya gibi ülkelerde de benzer araştırmalar yapılıyor ve tazminat tartışmaları sürüyor. ABD'de ise kölelik sonrası ırkçılık ve eşitsizlik üzerine tartışmalar devam ediyor.
Bu araştırma, küresel finans sisteminin kökenlerinin ne kadar karanlık olduğunu ve bugünkü ekonomik yapıların bu mirası taşıdığını gösteriyor. Özellikle gelişmiş ülkelerin refahının, sömürgecilik ve kölelik yoluyla gelişmekte olan ülkelerden transfer edilen kaynaklara dayandığı yönündeki eleştiriler güçleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere Merkez Bankası'nın köle ticaretiyle bağlantısı, Türkiye'nin doğrudan bir taraf olmadığı bir konu olsa da, küresel finans sisteminin tarihsel kökenlerine dair önemli bir tartışma başlatıyor. Türkiye, Osmanlı döneminde kölelikle ilgili farklı bir deneyime sahip olsa da, Batılı finans kurumlarının sömürgecilikle iç içe geçmiş yapısı, bugünkü ekonomik düzenin adil olmadığı yönündeki görüşleri güçlendiriyor. Bu tür araştırmalar, gelişmekte olan ülkelerin Batılı finans kurumlarına yönelik eleştirilerini ve alternatif finansal yapılar arayışını destekleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi tarihiyle yüzleşmesi ve ekonomik bağımsızlık vurgusu açısından da dersler içeriyor.