Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Joachim Nagel, önümüzdeki iki para politikası toplantısına ilişkin net bir taahhütte bulunmayarak bankanın alacağı kararlara yönelik belirsizliği artırdı. Nagel, Temmuz ve Eylül aylarında gerçekleştirilecek toplantılar öncesinde mevcut ekonomik verilere bağlı olarak hareket edeceklerini ve piyasaların beklentilerini boşa çıkarabileceklerini ima etti. Bu açıklamalar, ECB’nin enflasyonla mücadelesinin kritik bir aşamasında geldi.
Nagel’in Açıklamalarının Perde Arkası
Joachim Nagel, Almanya Bundesbank Başkanı olarak da görev yapıyor. Nagel yaptığı konuşmada, ECB’nin mevcut sıkılaştırma döngüsünde veri odaklı bir yaklaşım izlediğini vurguladı. ‘Hem temmuz hem de eylül toplantıları için tamamen açık fikirliyiz’ diyen Nagel, enflasyonun henüz hedef seviyesine düşmediğini ancak son çeyreklerde kaydedilen düşüşün olumlu olduğunu belirtti. ECB’nin faiz artışlarında sona yaklaştığına dair spekülasyonların arttığı bir dönemde gelen bu açıklamalar, piyasalarda bir miktar tedirginlik yarattı.
Özellikle Euro Bölgesi’nde yavaşlayan ekonomik aktivite, enflasyonun yapışkan kalması riskini beraberinde getiriyor. Hizmet sektörü enflasyonu hâlâ yüksek seyrederken, ücret artışları da talebi canlı tutuyor. Nagel, bu koşullarda faiz patikasının önceden belirlenemeyeceğini, her toplantının kendi verilerine göre değerlendirileceğini söyledi. Piyasalar şu anda Eylül ayındaki toplantıda 25 baz puanlık bir faiz artışına kesin gözüyle bakıyor, ancak Nagel bu beklentileri boşa çıkarabileceklerinin sinyalini verdi.
Küresel Merkez Bankalarının Rotası
Nagel’in açıklamaları, küresel merkez bankalarının faiz politikalarındaki ayrışmanın bir göstergesi. ABD Merkez Bankası (Fed) bu hafta faiz oranlarını sabit tutarken, ECB’nin hâlâ sıkılaştırma döngüsünde olduğu görülüyor. Avrupa’da bir yandan resesyon korkuları varken diğer yandan enflasyonla mücadele devam ediyor. Nagel’in şahin duruşu, ECB’nin enflasyonu yüzde 2 hedefinin altına çekene kadar gereken adımları atacağına işaret ediyor. Ancak büyüme endişeleri de göz ardı edilmiyor; Almanya’nın sanayi üretimindeki zayıflık, Euro Bölgesi’nin lokomotifi üzerinde baskı kuruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ECB’nin faiz politikasındaki belirsizlik, gelişmekte olan piyasalar başta olmak üzere küresel sermaye hareketlerini doğrudan etkiliyor. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için Avrupa faizlerinin yüksek kalması, sermaye çıkışları ve kur baskısı yaratabiliyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) de faiz artırım döngüsünde olduğu bu dönemde, ECB’nin sıkılaşmacı adımları TCMB’nin elini zorlaştırabilir. Ancak Nagel’in açık fikirli duruşu, yaz aylarında faiz artışına ara verilmesi halinde TL varlıklar için rahatlatıcı olabilir. Yine de enflasyonla mücadelede senkronize global çabalar, Türkiye’nin de enflasyon hedeflerine ulaşması için dış konjonktürü daha öngörülebilir kılacaktır.