ABD Başkanı Donald Trump'ın tarifelere olan takıntısı, ülkenin 250 yıllık ticaret tarihini ciddi biçimde yanlış yorumluyor. Trump'ın 'Amerika'yı Yeniden Harika Yap' sloganı altında yürüttüğü korumacı politikalar, aslında ABD'nin ekonomik yükselişini sağlayan serbest ticaret dönemlerini görmezden geliyor. Tarihi veriler, ABD'nin kalkınmasında ihracat odaklı büyümenin ve açık piyasaların kritik rol oynadığını gösterirken, Trump yönetiminin çelişkili söylemleri küresel ticaret sisteminde belirsizlik yaratıyor.
Korumacılık Sarmalı: 250 Yıllık Tarihin Yanlış Okunması
Trump'ın tarife politikaları, ABD'nin 1776'daki bağımsızlığından bu yana izlediği ticaret rotasıyla taban tabana zıt. 19. yüzyılda ABD, yüksek gümrük duvarlarıyla sanayileşirken, 20. yüzyılın ortalarından itibaren GATT ve DTÖ gibi çok taraflı anlaşmalarla küresel ticarete açıldı. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrası dönem, ABD'nin serbest ticareti benimseyerek küresel ekonomik liderliğe yükseldiği bir dönem oldu. Trump ise bu tarihsel gerçeği göz ardı ederek, 19. yüzyıl korumacılığını referans alıyor. Oysa bugünkü küresel tedarik zincirleri, o dönemdeki basit mal ticaretinden çok daha karmaşık. Tarifeler yalnızca Çin'i değil, ABD'li tüketicileri ve şirketleri de vuruyor; ABD tarımı ve teknoloji sektörü misillemelerden zarar görüyor.
Küresel Ticaret Savaşının Ekonomik ve Jeopolitik Boyutu
Trump'ın tarifeleri, yalnızca ABD-Çin ticaret savaşını değil, küresel ticaret sistemini de tehdit ediyor. DTÖ kurallarını hiçe sayan bu adımlar, AB'nin, Kanada'nın ve diğer ülkelerin misillemelerine yol açtı. Ticaret savaşları, 1930'lardaki Smoot-Hawley Tarifeleri'ni anımsatıyor; o dönemde de korumacılık Büyük Buhran'ı derinleştirmişti. Bugün de benzer bir risk var: Tarifeler enflasyonu körüklüyor, tedarik zincirlerini kırıyor ve küresel büyümeyi yavaşlatıyor. IMF, bu politikaların 2027'ye kadar küresel GSYİH'de yüzde 0,5'lik bir kayba yol açabileceğini hesaplıyor. Ayrıca ABD'nin geleneksel müttefikleriyle ilişkileri zedeleniyor; Avrupa ve Asya'daki ortaklar, Washington'un güvenilirliğini sorgulamaya başlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin ticaret savaşlarından doğrudan hedef olmasa da, küresel ticaretin daralmasından olumsuz etkileniyor. Trump'ın tarifeleri, Çin ve AB arasındaki ticaret akışını bozarak, Türkiye'nin ihracat pazarlarında durgunluğa neden olabilir. Özellikle otomotiv ve tekstil sektörleri, ABD'nin korumacı politikalarının yansımalarını hissediyor. Öte yandan, ticaret savaşları bazı ürünlerde Türkiye'ye alternatif tedarik fırsatları da yaratabilir; ancak bu fırsatın kalıcı olması, ABD'nin politikalarının istikrarsızlığı nedeniyle belirsiz. Türkiye, çok taraflı ticaret sistemine bağlılığını sürdürmeli ve ticaret savaşlarından kaçınmak için AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi adımlarını hızlandırmalıdır.