Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) devam eden Ebola salgını, güvenli defin işlemlerinin yetersizliği nedeniyle daha da tehlikeli bir hal alıyor. Uzmanlar, hastalığın yayılmasını önlemede kritik olan cenaze törenlerinin, özellikle Kongo'nun doğusundaki bir kasabada çoğu zaman uygun şekilde yapılmadığını belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, Ebola virüsü bulaşmış bir kişinin cesedine dokunmak, virüsün yayılmasının en yaygın yollarından biri. Ancak yerel gelenekler ve güven eksikliği, sağlık ekiplerinin çalışmalarını baltalıyor.
Gelişmenin Arka Planı
KDC, 2018'den bu yana onuncu Ebola salgınıyla mücadele ediyor. DSÖ ve yerel sağlık otoriteleri, salgını kontrol altına almak için aşı kampanyaları ve temaslı takibi gibi önlemler uyguluyor. Ancak güvenli defin protokollerinin uygulanması, toplumun direnciyle karşılaşıyor. Geleneksel cenaze törenlerinde ölünün yıkanması, giydirilmesi ve yakınları tarafından son bir kez kucaklanması gibi ritüeller var. Bu ritüeller, enfekte bir cesetle doğrudan temas riskini artırıyor. Sağlık ekipleri, ailelere güvenli defin alternatifleri sunuyor ancak bu öneriler bazen şüpheyle karşılanıyor. Bazı aileler, sevdiklerinin cesedinin sağlık ekipleri tarafından alınmasını kabul etmiyor ve gizlice geleneksel yöntemlerle defnediyor. Bu durum, virüsün yeni vakalara yol açma potansiyelini artırıyor.
KDC'nin doğusundaki Beni kenti ve çevresi, salgının merkez üssü konumunda. Bölgedeki siyasi istikrarsızlık ve güvensizlik, sağlık çalışanlarının çalışmalarını daha da zorlaştırıyor. Silahlı grupların saldırıları nedeniyle bazı bölgelere erişim kısıtlı. DSÖ, 2020 yılında yaptığı açıklamada, güvenli defin işlemlerinin salgını kontrol altına almada anahtar rol oynadığını vurgulamıştı. Ancak son haftalarda Beni'deki defin işlemlerinde standartlara uyulmadığı bildiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ebola salgını yalnızca KDC için değil, bölge ülkeleri ve küresel sağlık güvenliği için de tehdit oluşturuyor. Kongo'nun doğusu, Uganda, Ruanda ve Güney Sudan gibi komşu ülkelere sınır. Sınır ötesi hareketlilik, virüsün yayılma riskini artırıyor. DSÖ, komşu ülkelerde sürveyans sistemlerini güçlendirmek için çalışıyor. Ayrıca, uluslararası sağlık kuruluşları, salgının küresel bir halk sağlığı acil durumu olarak ilan edilmesini değerlendiriyor. 2014-2016 Batı Afrika salgını, Ebola'nın kontrol altına alınmadığı takdirde uluslararası yayılma potansiyelini göstermişti. Ancak bu kez, mevcut aşı ve tedavi yöntemleri sayesinde ölüm oranları daha düşük seyrediyor. Yine de güvenli defin gibi toplumsal uygulamalar, salgının seyrini belirlemede kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika'da sağlık altyapısının güçlendirilmesine yönelik kalkınma yardımları yapmaktadır. KDC'deki Ebola salgını, bölgesel istikrarı tehdit edebileceği gibi, küresel sağlık güvenliği açısından da risk taşımaktadır. Türkiye, DSÖ ve diğer uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde, salgının kontrolüne yönelik çabalara lojistik ve tıbbi malzeme desteği sağlayabilir. Ayrıca, Türk vatandaşlarının bölgede bulunması durumunda, sağlık risklerine karşı önlem alınması gerekir. Ekonomik olarak, salgın KDC ve komşu ülkelerde ticareti olumsuz etkileyebilir; Türkiye'nin bu ülkelerle olan dış ticaret hacmi sınırlı olmakla birlikte, olası etkiler izlenmelidir.