Dünyanın en küçük üçüncü ülkesi olan Nauru, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda yeni adını resmen duyurdu. Devlet Başkanı David Adeang, 24 Eylül 2024 tarihinde New York'ta düzenlenen BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, ülkesinin adının artık 'Naoero' olduğunu ve uluslararası toplumdan bu ismi kullanmasını istedi. Adeang, "Bize adımızla seslenin" diyerek, sömürge döneminden kalma 'Nauru' adının terk edilmesi çağrısında bulundu.
Nauru'dan Naoero'ya: İsminin arkasındaki tarih
Nauru, Pasifik Okyanusu'nda, ekvatorun hemen güneyinde yer alan 21 kilometrekarelik bir ada ülkesi. Yaklaşık 12 bin nüfusa sahip olan ülke, 1968'de bağımsızlığını kazanmadan önce Almanya, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin yönetimi altında kalmıştı. Sömürge döneminde adaya 'Nauru' adı verilmişti; ancak yerli halk adayı binlerce yıldır 'Naoero' olarak adlandırıyor. Devlet Başkanı Adeang, BM kürsüsünden yaptığı konuşmada, "Ülkemizin gerçek adı Naoero'dur. Bu isim, atalarımızdan bize miras kalan kimliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Uluslararası toplumu, resmi yazışmalarda ve diplomatik ilişkilerde bu adı kullanmaya davet ediyorum" dedi.
Adeang, ayrıca Nauru'nun BM'deki kayıtlı adının da değiştirilmesi için girişim başlattıklarını belirtti. BM prosedürlerine göre, bir üye devletin adını değiştirmesi için Genel Sekreterlik'e resmi başvuru yapması gerekiyor. Başvurunun kabul edilmesi halinde, BM'nin tüm resmi belgelerinde ve üye ülke listelerinde 'Naoero' adı kullanılacak. Nauru, 1999'da BM'ye üye olmuştu ve o günden bu yana 'Nauru' adıyla anılıyordu.
Pasifik'te kimlik arayışı ve diğer örnekler
Nauru'nun bu adımı, Pasifik Adaları'nda yükselen bir eğilimin parçası. Son yıllarda birçok Pasifik ülkesi, sömürge döneminden kalma isimlerini yerli dillerindeki özgün adlarıyla değiştirme yoluna gitti. Örneğin, 2019'da Solomon Adaları, resmi adını 'Solomon Islands' olarak korumuş ancak yerel dildeki adı olan 'Solomoni'yi vurgulamaya başlamıştı. Daha belirgin bir örnek ise 2022'de Fiji'nin resmi adını 'Fiji'den 'Viti'ye değiştirmesiydi. Benzer şekilde, Yeni Zelanda'da da Maori dilindeki 'Aotearoa' adının resmi isim olarak kabul edilmesi tartışılıyor. Bu tür değişiklikler, Pasifik halklarının kendi kimliklerini yeniden keşfetme ve sömürge mirasından kurtulma çabalarının bir yansıması olarak görülüyor.
Uzmanlar, Nauru'nun bu hamlesinin sembolik değerinin yanı sıra pratik sonuçları da olabileceğini belirtiyor. Uluslararası ilişkilerde isim değişiklikleri, genellikle uzun bir bürokratik süreç gerektiriyor ve tüm ülkelerin yeni adı tanıması zaman alabiliyor. Ancak bu tür adımlar, küçük ada devletlerinin uluslararası alanda görünürlüğünü artırma ve kendi kültürel miraslarına sahip çıkma iradesini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nauru'nun adını 'Naoero' olarak değiştirmesi, Türkiye'nin doğrudan bir çıkarını etkilemese de, uluslararası alanda kimlik ve egemenlik vurgusu açısından dikkat çekici bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, kendi adının uluslararası platformlarda 'Türkiye' yerine 'Türkiye Cumhuriyeti' olarak kullanılması yönünde adımlar atmış, 2022'de BM'ye yaptığı başvuruyla 'Turkey' yerine 'Türkiye' adının kullanılmasını talep etmişti. Bu tür girişimler, devletlerin kendi kimliklerini uluslararası sistemde yeniden tanımlama çabalarının bir parçası. Ayrıca, Pasifik'teki bu gelişme, bölgesel güç dengeleri ve küçük ada devletlerinin stratejik önemi hakkında da fikir veriyor; Türkiye'nin Pasifik açılımı ve bu bölgedeki diplomatik ilişkileri için de bir referans olabilir.