Suudi Arabistan devlet petrol şirketi Saudi Aramco’nun halka arzı, sadece şirket tarihinin değil, küresel finans piyasalarının da en büyük ilk halka arzı (IPO) olarak kayıtlara geçiyor. Ancak bu devasa arzın yarattığı asıl çalkantı, 2 trilyon doları aşan piyasa değeriyle Aramco’nun, pasif yatırım araçları olan endeks fonları ve borsa yatırım fonlarına (ETF) dahil edilme sürecinde yaşanıyor. Geleneksel portföy yönetimi anlayışıyla inşa edilmiş endeksler, bu büyüklükte bir şirketi barındırmaya hazır değil.
Pasif Yatırımın Dev Sınavı
Son on yılda pasif yatırım, düşük maliyetleri ve piyasa ortalamasını yakalama vaadiyle yatırımcıların gözdesi haline geldi. BlackRock, Vanguard ve State Street gibi devlerin yönettiği trilyonlarca dolarlık fon, MSCI, S&P ve FTSE gibi endeks sağlayıcılarının belirlediği kurallara göre hareket ediyor. Ancak bu kurallar, Aramco gibi bir şirketi hesaba katmıyordu.
Saudi Aramco’nun halka arzı öncesinde piyasa değeri 1,7 trilyon dolar civarındaydı. Şirketin hisselerinin sadece yüzde 1,5’i halka açıldı, bu da yaklaşık 25,6 milyar dolarlık bir arz büyüklüğü anlamına geliyor. Ancak bu küçük oran bile, pasif fonların karşılaştığı en büyük sorunu ortaya çıkardı: Endekslerde ağırlıklandırma.
MSCI, Aramco’yu gelişmekte olan piyasalar endeksine dahil etmeye karar verdiğinde, şirketin endeksteki ağırlığı yüzde 6’ya yaklaştı. Bu durum, diğer tüm hisselerin oranlarını aşağı çekti ve endeksin yapısını bozdu. S&P Dow Jones Endeksleri ise Aramco’yu S&P 1200 Küresel Endeks’e dahil etmeyi değerlendirirken, şirketin büyüklüğünün endeksin risk profilini nasıl etkileyeceğini hesaplamak zorunda kaldı.
Portföyler Dönüşüyor
Aramco’nun endekslere girmesi, yatırımcıların portföylerini yeniden dengelemesi anlamına geliyor. Pasif fonlar, endeksteki ağırlığa göre otomatik olarak hisse aldığı için, Aramco’nun eklenmesi milyarlarca dolarlık bir alım dalgası yarattı. Ancak bu alımın büyüklüğü, piyasalarda fiyat dengesizliklerine yol açıyor. Özellikle Suudi Arabistan dışındaki yatırımcılar, Aramco hisselerinin yeterince likit olmamasından endişe ediyor.
Geleneksel portföy yönetimi anlayışına göre inşa edilmiş endeksler, Aramco gibi bir şirketi barındıracak şekilde tasarlanmamıştı. Bu nedenle bazı fon sağlayıcıları, özel olarak düzenlenmiş endeksler oluşturma yoluna gitti. Örneğin, bazı ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) odaklı fonlar, karbon emisyonu yüksek olduğu gerekçesiyle Aramco’yu portföylerine dahil etmeyi reddetti. Bu, pasif yatırımın standartlaştırılmış yapısının, büyük oyuncular karşısında ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Saudi Aramco’nun halka arzı ve pasif yatırım araçlarına entegrasyonu, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Bir yandan, Aramco’nun MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’ndeki ağırlığının artması, bu endekse bağlı fonların dikkatini Suudi Arabistan’a çekerek Türkiye’ye yönelik yatırım ilgisini azaltabilir. Öte yandan, pasif yatırımın yarattığı bu dönüşüm, Türkiye’nin de kendi büyük şirketlerini endekslere dahil etme stratejilerini gözden geçirmesine neden olabilir. Özellikle Borsa İstanbul’da işlem gören büyük ölçekli şirketlerin, pasif fonların portföylerinde daha fazla yer bulması için endeks sağlayıcılarıyla iş birliği yapması gerekebilir. Ayrıca, Türkiye’nin enerji sektöründeki kamu şirketlerinin halka arz planları, Aramco örneğinden çıkarılacak derslerle şekillendirilebilir.