Gazze Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 19 Eylül'den itibaren Gazze Şeridi'ndeki 20'den fazla hastaneye dizel yakıt sevkiyatını durduracağını bildirdi. Bakanlık yetkilisine göre, ciddi yakıt ve petrol kıtlığı nedeniyle hastanelerin çalışması tehlikeye girmiş durumda. Karar, bölgedeki insani krizin daha da derinleşmesine yol açabilir.
Gelişmenin Arka Planı
Gazze'deki sağlık sisteminin bel kemiği olan hastaneler, aylardır süren çatışmalar ve abluka nedeniyle büyük zorluklarla ayakta durmaya çalışıyor. Elektrik kesintileri ve yakıt yokluğu, jeneratörlerle çalışan hastanelerin kapasitesini ciddi şekilde düşürmüş durumda. DSÖ'nün aldığı bu karar, mevcut krizi daha da ağırlaştıracak. Yetkililer, 19 Eylül'de yürürlüğe girecek kararın ardından hastanelerin acil servis, yoğun bakım ve ameliyathaneler gibi hayati birimlerinin çalışamaz hale geleceği uyarısında bulunuyor.
Gazze Sağlık Bakanlığı yetkilisi, "Bu karar, binlerce hastanın hayatını doğrudan tehdit ediyor. Yakıt olmadan hastaneleri çalıştırmamız imkânsız. Uluslararası toplumu acilen harekete geçmeye çağırıyoruz" dedi. DSÖ'nün gerekçesi henüz netleşmedi; ancak örgütün daha önce yaptığı açıklamalarda, yakıt sevkiyatının güvenlik endişeleri ve lojistik zorluklar nedeniyle askıya alınabileceği belirtilmişti. Bölgedeki insani yardım kuruluşları, yakıt girişinin engellenmesinin sadece hastaneleri değil, aynı zamanda su arıtma tesisleri, gıda dağıtım noktaları ve sığınakları da olumsuz etkileyeceğini vurguluyor.
Hastanelerde halihazırda tıbbi malzeme, ilaç ve temiz su sıkıntısı had safhada. Yaralı sayısının her geçen gün arttığı bölgede, sağlık personeli neredeyse tükenmiş durumda. DSÖ'nün kararı, bu zor koşullarda dahi hizmet vermeye çalışan sağlık çalışanlarını daha da çaresiz bırakacak. Uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'ye yakıt girişine izin verilmesi için çağrılarını sürdürüyor. Mısır sınırındaki Refah Kapısı'ndan zaman zaman yakıt sevkiyatı yapılsa da, bu miktarlar ihtiyacı karşılamaktan çok uzak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki sağlık krizi, Orta Doğu'daki istikrarsızlığın bir yansıması olarak uluslararası kamuoyunun gündeminde. DSÖ'nün kararı, küresel sağlık örgütlerinin çatışma bölgelerinde yaşadığı ikilemi gözler önüne seriyor: bir yandan tarafsızlık ve güvenlik, diğer yandan insani yardımın sürdürülebilirliği. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, Gazze'ye kesintisiz insani yardım ulaştırılması için İsrail ve Mısır nezdinde girişimlerde bulunuyor. Ancak siyasi ve askeri engeller, yardımların etkinliğini kısıtlıyor.
Bölgede yaşananlar, dünya genelinde sağlık hakkı savunucuları tarafından da yakından takip ediliyor. DSÖ'nün kararı, örgütün itibarını ve tarafsızlığını sorgulatan bir adım olarak yorumlanıyor. Öte yandan, bazı uzmanlar, kararın arkasında yakıtın kötüye kullanımı veya silahlı grupların eline geçmesi gibi endişelerin yattığını öne sürüyor. Ancak bu iddialar bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil.
Gazze'deki hastanelerin çöküşü, bölgesel bir sağlık felaketinin yanı sıra, uluslararası hukuk ve insan hakları açısından da ciddi sonuçlar doğurabilir. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, taraflara sağlık tesislerine yönelik saldırıların durdurulması ve insani yardımın engellenmemesi çağrısında bulundu. BM Genel Sekreteri de, Gazze'deki insani dramın sona erdirilmesi için acil ateşkes çağrısını yineledi.
Türkiye, bölgedeki insani krize kayıtsız kalmayarak çeşitli yardım faaliyetleri yürütüyor. Türk Kızılayı ve AFAD, Mısır üzerinden Gazze'ye tıbbi malzeme ve gıda yardımı ulaştırmaya çalışıyor. Ancak yakıt sevkiyatındaki kesinti, bu yardımların da etkinliğini azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'deki sağlık altyapısının çöküşü, Türkiye'nin bölgesel insani diplomasisi ve istikrar çabaları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, uzun süredir Filistin'e destek veren ve Gazze'ye insani yardım ulaştıran bir ülke olarak, bu kararın yol açacağı insani felaketi yakından takip ediyor. DSÖ'nün dizel sevkiyatını durdurma kararı, Türkiye'nin bölgedeki yardım operasyonlarını zorlaştırabilir ve Türk kamuoyunda tepkilere yol açabilir. Ayrıca, Gazze'deki istikrarsızlığın derinleşmesi, Orta Doğu'da tansiyonu yükselterek Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarlarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye, uluslararası platformlarda bu kararın gözden geçirilmesi için girişimlerde bulunabilir.