Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge, Türkiye’nin 2023 yılında yaşanan büyük depremlerin ardından sergilediği acil durum müdahale kapasitesini övgüyle değerlendirerek, bu hazırlık düzeyinin küresel sağlık güvenliği açısından bir model oluşturduğunu belirtti. Kluge, Türkiye’nin deprem sonrası sağlık hizmetlerini hızla mobilize etme, geçici sağlık tesisleri kurma ve yaralılara kesintisiz bakım sağlama becerisinin, hazırlığın “felaketi beklemediğini” kanıtladığını ifade etti. Bu açıklama, DSÖ’nün Avrupa bölgesindeki sağlık acil durumlarına hazırlık toplantısı kapsamında yapıldı ve Türkiye’nin uluslararası sağlık güvenliği çabalarındaki lider rolüne dikkat çekildi.
Gelişmenin arka planı: Türkiye’nin deprem deneyimi
6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye’nin güneydoğusunda geniş bir alanda yıkıma yol açmış, resmî rakamlara göre 50 binin üzerinde can kaybı yaşanmıştı. Depremin ardından Türkiye, ulusal ve uluslararası kaynakları seferber ederek hızlı bir sağlık müdahalesi gerçekleştirdi. Sağlık Bakanlığı, AFAD ve Kızılay koordinasyonunda bölgeye mobil hastaneler kuruldu, binlerce sağlık personeli görevlendirildi ve yaralıların tahliyesi için hava ambulansları dahil tüm imkânlar kullanıldı.
Hans Kluge, DSÖ’nün Cenevre’de düzenlenen “Avrupa Sağlık Güvenliği Zirvesi”nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bu süreçteki koordinasyon kabiliyetinin ve sağlık altyapısının esnekliğinin “olağanüstü” olduğunu vurguladı. Kluge, “Türkiye, üç büyük depremin ardından, sağlık sistemini sadece ayakta tutmakla kalmadı, aynı zamanda binlerce kişiye yaşam kurtarıcı hizmet sunmayı başardı. Bu, hazırlığın bir felaketin hemen ardından değil, ondan çok önce başlaması gerektiğini gösteriyor” dedi.
Küresel sağlık güvenliğine yansımalar
DSÖ Avrupa Bölgesi, iklim değişikliği, savaşlar ve kitlesel göçler nedeniyle artan sağlık acil durumlarıyla karşı karşıya. Kluge, Türkiye’nin deneyiminin bu bağlamda diğer ülkelere yol gösterebileceğini belirtti. Özellikle, deprem gibi doğal afetlerde sağlık hizmetlerinin sürekliliğini sağlamak için önceden stok yapma, yerel kapasiteyi güçlendirme ve uluslararası koordinasyon mekanizmalarını geliştirme gerekliliği vurgulandı. Türkiye’nin bu alandaki başarısı, sadece ulusal değil, aynı zamanda bölgesel sağlık güvenliğine de katkı sağlıyor. DSÖ, Türkiye’nin deprem müdahalesini diğer ülkeler için bir vaka çalışması olarak kullanmayı planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin uluslararası itibarını pekiştirmekte ve sağlık diplomasisi alanında elini güçlendirmektedir. DSÖ gibi prestijli bir kurumun Türkiye’yi model olarak göstermesi, ülkenin kriz yönetimi kapasitesine olan güveni artırmaktadır. Aynı zamanda, Türkiye’nin afetlere hazırlık konusunda elde ettiği bu başarı, özellikle deprem kuşağında yer alan diğer ülkelerle iş birliğini derinleştirme ve Türk yapımı sağlık ekipmanlarının ihracatını artırma potansiyeli taşımaktadır. Ekonomik ve güvenlik boyutunda ise, bu tür uluslararası takdirler, Türkiye’nin küresel sağlık güvenliği mimarisinde daha fazla söz sahibi olmasını sağlayabilir.