Gazze savaşının bininci gününde, eski rehine müzakerecisi Dr. Gershon Baskin, İsrail'in mevcut siyasi ve stratejik gidişatına yönelik çarpıcı bir değerlendirme sundu. Uluslararası Toplumlar Örgütü'nün Ortadoğu Direktörü olarak görev yapan Baskin, “İsrail güvenliği, Filistin özgürlüğü olmadan mümkün değil; Filistin özgürlüğü de İsrail güvenliği olmadan mümkün değil” diyerek iki halkın kaderinin birbirine bağlı olduğunu vurguladı. Fransız yayıncı François Picard'ın programında konuşan Baskin, 7 Ekim 2023'te başlayan savaşın ardından geçen 1000 günün, bölgede kalıcı bir çözüm için kaybedilmiş bir fırsat olduğunu ifade etti.
Baskin: İsrail'in stratejik körlüğü devam ediyor
Dr. Gershon Baskin, İsrail hükümetinin mevcut politikalarını sert bir dille eleştirerek, ülkenin uzun vadeli güvenliğini tehdit eden bir "stratejik körlük" içinde olduğunu söyledi. Baskin, “İsrail, askeri üstünlüğüne rağmen siyasi bir vizyondan yoksun. Filistinlilere yönelik kolektif cezalandırma ve işgal politikaları, yalnızca daha fazla direniş ve şiddet üretiyor” dedi. Eski müzakereci, iki devletli çözümün hala tek uygulanabilir seçenek olduğunu ancak İsrail hükümetinin bu yönde hiçbir adım atmadığını belirtti. Baskin, “Netanyahu hükümeti, Hamas'ı yok etme hedefinde ısrar ederken, aslında Hamas'ın yeniden canlanmasına zemin hazırlıyor” diye konuştu.
Baskin ayrıca, İsrail'in uluslararası alanda giderek yalnızlaştığına dikkat çekti. Birçok ülkenin İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını eleştirdiğini ve Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda açtığı soykırım davasının bu yalnızlaşmanın bir göstergesi olduğunu ifade etti. “İsrail, en büyük müttefiki ABD'nin desteğine rağmen, küresel kamuoyunda kaybediyor. Bu uzun vadede sürdürülemez” dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Ateşkes çabaları ve tırmanan gerilim
Gazze'de 1000 gündür devam eden savaş, bölgesel istikrarı derinden sarsmaya devam ediyor. Mısır, Katar ve ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri henüz sonuç vermedi. Baskin, bu süreçte uluslararası toplumun daha aktif rol alması gerektiğini savunuyor. “BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı ateşkes kararları uygulanmıyor. Bu, uluslararası hukukun ve kurumlarının itibarını zedeliyor” diyen Baskin, bölgede geniş çaplı bir savaş riskine karşı uyardı.
Baskin, İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla gerilimi artırdığını, Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırılarının savaşı Lübnan sınırına taşıdığını hatırlattı. “Kuzey cephesinde bir savaş, tüm bölgeyi ateşe atabilir. Bu nedenle acil bir diplomatik çözüm şart” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Batı Şeria'da artan yerleşim faaliyetleri ve Filistin yönetiminin zayıflamasının, yeni bir çatışma dalgasının habercisi olduğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği tarihsel destekle biliniyor ve İsrail'le ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Baskin'in vurguladığı “iki devletli çözüm” Türkiye'nin de uzun süredir savunduğu bir pozisyon. Ancak savaşın 1000 güne ulaşması, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının sınırlı kaldığını gösteriyor. Ankara, bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerini artırmalı; özellikle Mısır ve Katar'la koordinasyon halinde hareket etmeli. Ayrıca, İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşması, Türkiye'ye Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği tartışmalarında yeni bir manevra alanı açabilir. Türkiye, Filistin-İsrail çatışmasının çözümü için daha yapıcı bir rol üstlenerek hem bölgesel nüfuzunu artırabilir hem de kendi güvenlik kaygılarını giderebilir. Kıbrıs ve Ege'deki gerilimlerle birlikte düşünüldüğünde, Ankara için istikrarlı bir Ortadoğu hayati önem taşıyor.