Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC), Uganda'da Ebola salgınının yayılmasıyla birlikte can kaybının artması üzerine 518 milyon dolarlık ortak bir acil müdahale planı duyurdu. Uganda Sağlık Bakanlığı'nın son verilerine göre, ülkede üç yeni vaka ve bir ölüm daha kaydedildi. Böylece salgının başlangıcından bu yana toplam vaka sayısı 164'e, can kaybı ise 77'ye yükseldi. DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, yaptığı açıklamada, "Bu salgın hızla yayılıyor ve komşu ülkeler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Acil ve koordineli bir müdahale olmazsa, durum kontrol edilemez hale gelebilir" dedi. Plan, önümüzdeki 12 ay boyunca aşılama, sürveyans, laboratuvar kapasitesinin artırılması ve toplum bilinçlendirme kampanyalarını kapsıyor.
Ebola'nın Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nden Yayılımı
Uganda'daki mevcut Ebola salgınının, komşu Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin (DKC) doğusundaki Kuzey Kivu eyaletinde süren salgından kaynaklandığı belirtiliyor. DKC'de 2018'den bu yana devam eden Ebola salgını, tarihteki en büyük ikinci salgın olarak kayıtlara geçti. Uganda Sağlık Bakanı Dr. Jane Ruth Aceng, yeni vakaların başkent Kampala da dahil olmak üzere beş farklı bölgede tespit edildiğini açıkladı. Uganda yönetimi, sınır bölgelerinde ateş ölçümü ve seyahat kısıtlamaları gibi önlemler aldı. DSÖ, Uganda'ya 3.000 doz deneysel Ebola aşısı gönderdi ve 2.000 sağlık çalışanına acil eğitim verdi. Ancak uzmanlar, aşı stoklarının yetersiz olduğu ve daha fazla bağışa ihtiyaç duyulduğu uyarısında bulunuyor.
Africa CDC Direktörü Dr. John Nkengasong, 518 milyon dolarlık planın yarısının acil ihtiyaçları karşılamak için kullanılacağını, kalan kısmının ise uzun vadeli sağlık sistemlerinin güçlendirilmesine ayrılacağını söyledi. Plan kapsamında, bölgedeki 10 ülkede sınır ötesi gözetim ağları kurulacak ve toplum sağlığı çalışanları istihdam edilecek. DSÖ Afrika Bölge Direktörü Dr. Matshidiso Moeti, "Virüs sınır tanımıyor. Bu nedenle bölgesel işbirliği hayati önem taşıyor" dedi.
Küresel Sağlık Güvenliği Tehdidi ve Uluslararası Tepkiler
Ebola salgını, sadece Afrika Boynuzu için değil, küresel sağlık güvenliği için de bir tehdit oluşturuyor. DSÖ, salgının uluslararası yayılma riskini 'yüksek' olarak derecelendirdi. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), Uganda'ya seyahat edenler için uyarı yayınlarken, Avrupa Birliği de 10 milyon euro acil yardım sözü verdi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), DKC'den kaçan mültecilerin bulunduğu kamplarda Ebola vakalarının görüldüğünü ve bunun insani krizi derinleştirdiğini bildirdi. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu, bölgeye 200 sağlık personeli gönderdi. Uzmanlar, küresel aşı dağıtımında eşitsizliğin altını çizerek, düşük gelirli ülkelerin aşıya erişiminin artırılması çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Afrika'da özellikle Somali ve Sudan başta olmak üzere insani yardım ve sağlık alanında aktif bir rol üstlenmektedir. Ebola salgınının Uganda ve DKC'den komşu ülkelere sıçraması, Türkiye'nin bölgedeki sağlık altyapısına yaptığı yatırımları ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) aracılığıyla yürüttüğü projeleri daha da önemli hale getiriyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında, salgınla mücadelede DSÖ ve Africa CDC ile işbirliği yaparak hem insani yardım sağlaması hem de sağlık diplomasisini güçlendirmesi beklenebilir. Dolaylı olarak, küresel bir sağlık krizi olan Ebola, Türkiye'nin ithalat ve ticaret yollarını etkileyebileceği gibi, Türk vatandaşlarının seyahat güvenliği açısından da takip edilmesi gereken bir gelişmedir.