DoubleLine Capital'in deneyimli portföy yöneticisi Robert Cohen, yapay zeka (YZ) ile bağlantılı borçlanma araçlarının yakın gelecekte balon seviyelerine ulaşmasının neredeyse kesin olduğunu belirtti. Cohen, tarihsel olarak demiryolları ve internet gibi alanlardaki ağır yatırım dönemlerinin ardından finansal balonların oluştuğuna dikkat çekerek, YZ'nin de benzer bir kaderi paylaşacağını ifade etti. Bloomberg kanalına konuşan Cohen, yatırımcıların YZ devriminin getireceği yüksek getiri beklentisiyle kredi piyasalarına akın ettiğini, ancak bu coşkunun genellikle aşırı değerlemelere ve ardından gelen düzeltmelere yol açtığını vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Cohen'in uyarısı, YZ şirketlerinin büyüme hedefleri doğrultusunda tahvil ve kredi piyasalarından rekor düzeyde borçlanma yaptığı bir dönemde geldi. OpenAI, Anthropic ve çeşitli bulut bilişim şirketleri, altyapı ve araştırma-geliştirme harcamalarını finanse etmek için milyarlarca dolarlık borç ihraç etti. Cohen, mevcut durumun 1990'ların sonundaki internet balonunu anımsattığını, ancak bu kez borcun hisse senedi yerine özel kredi ve tahvil piyasalarında yoğunlaştığını söyledi. "Yatırımcılar YZ'nin dönüştürücü gücüne inanıyor, ancak aynı inanç geçmişte demiryolu ve internet tahvillerine de yönelmişti ve sonuçta önemli kayıplar yaşanmıştı" dedi. Cohen, özellikle yüksek faizli veya spekülatif dereceli YZ kredilerinin riskli olduğunu, çünkü bu şirketlerin çoğunun henüz kârlı olmadığını vurguladı.
DoubleLine, 95 milyar doların üzerinde varlık yöneten bir kurum olarak piyasa sinyallerine hassas yaklaşıyor. Cohen'in yorumları, merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girdiği ve kredi spread'lerinin daraldığı bir konjonktürde geldi. Bu ortam, yatırımcıların daha yüksek risk almaya teşvik edilmesine neden olurken, YZ sektöründeki hızlı büyüme beklentileri de borçlanma talebini artırıyor. Cohen, "Tarih bize gösteriyor ki teknolojik devrimlere eşlik eden yatırım çılgınlıkları her zaman bir noktada balona dönüşür. YZ'nin bir istisna olması için hiçbir neden yok" diye ekledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Cohen'in uyarıları, YZ'nin küresel ekonomi üzerindeki etkisinin tartışıldığı bir dönemde geldi. ABD, Çin ve Avrupa Birliği, YZ alanında liderlik yarışı içinde. Bu yarış, devlet teşvikleri ve özel sektör yatırımlarıyla körükleniyor. Özellikle ABD'de YZ altyapısına yapılan yatırımlar, enerji tüketimi ve veri merkezi inşaatlarında patlamaya yol açtı. Ancak uzmanlar, bu yatırımların getirisinin belirsiz olduğunu ve bir balon oluşması halinde küresel finansal sistemde dalgalanmalara neden olabileceğini belirtiyor. Cohen, YZ balonunun kredi piyasalarına sıçramasının, aslında 2008 mali krizine benzer bir borç krizini tetiklemeyebileceğini, ancak yatırımcılar için ciddi kayıplar anlamına gelebileceğini ifade etti. "YZ şirketlerinin çoğu hala nakit akışı üretmiyor, borçlarını gelirlerinden değil, yeni yatırımlarla ödüyorlar. Bu sürdürülemez" dedi.
Avrupa'da ise regülasyon baskıları ve enerji maliyetleri YZ yatırımlarını sınırlarken, Çin'de devlet kontrolündeki teknoloji devleri hızla büyüyor. Küresel çapta YZ balonunun etkileri, merkez bankalarının para politikalarını da etkileyebilir. Eğer YZ hisseleri ve tahvilleri aşırı değerlenirse, merkez bankaları finansal istikrar endişesiyle faizleri artırabilir veya düzenleyici önlemler alabilir. Bu da gelişmekte olan piyasalar başta olmak üzere tüm dünyayı etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, YZ alanında yabancı yatırım ve iş birlikleriyle varlık göstermeye çalışırken, küresel bir YZ balonu Türk finansal piyasalarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Özellikle yabancı portföy yatırımlarının risk iştahı azalırsa, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden fon çıkışı hızlanabilir ve kur üzerinde baskı oluşabilir. Ayrıca, YZ'ye yönelik aşırı yatırım algısı, Türk teknoloji şirketlerinin uluslararası fon bulmasını zorlaştırabilir. Bununla birlikte, Türkiye'nin YZ altyapısına yönelik yerel yatırımları daha kontrollü olduğu için doğrudan bir balon riski düşük görünüyor. Ancak küresel ekonomideki olası bir YZ kaynaklı kırılma, Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve dış finansmanını olumsuz etkileyebilir.