ABD'de soğuyan enflasyon verilerinin ardından dolar, küresel piyasalarda bir ayın en düşük seviyesine gerilerken, yatırımcılar Federal Rezerv'in faiz artırım döngüsünün sona yaklaştığına yönelik beklentilerini güçlendirdi. Dolar endeksi, geçtiğimiz hafta yüzde 1'in üzerinde değer kaybederek 101,5 seviyelerine kadar indi. Euro ve yen başta olmak üzere gelişmiş ülke para birimleri dolara karşı güç kazanırken, gelişmekte olan ülke para birimleri de bu rüzgardan olumlu etkilendi.
Enflasyon verileri ve Fed beklentileri
ABD Çalışma Bakanlığı'nın açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), haziran ayında yıllık bazda yüzde 3,0 ile beklentilerin altında artış gösterdi. Çekirdek enflasyon ise yıllık yüzde 4,8 ile son iki yılın en düşük seviyesine indi. Bu veriler, Fed'in agresif faiz artırımlarının enflasyonu kontrol altına almada etkili olduğunu ortaya koydu.
Piyasa katılımcıları, enflasyondaki yavaşlamanın Fed'e temmuz ayındaki toplantıda faiz artırımına ara verme imkanı tanıyacağını düşünüyor. CME FedWatch aracına göre, temmuz ayında 25 baz puanlık faiz artırımı olasılığı yüzde 92'den yüzde 75'e gerilerken, eylül ayında bir artırım daha beklentisi yüzde 30'a kadar düştü. Bazı analistler, Fed'in bu yıl içinde faiz indirimine gidebileceğini bile öngörüyor.
Dolardaki zayıflık, emtia fiyatlarını da destekledi. Altın, üç haftanın en yüksek seviyesi olan ons başına 1.975 dolara yükselirken, petrol fiyatları da toparlanma sinyali verdi. Gelişmekte olan ülke piyasalarına sermaye akışı hızlanırken, Asya borsaları haftanın son işlem gününde yükseliş kaydetti.
Küresel ekonomi ve bölgesel boyut
Doların değer kaybı, özellikle yüksek dış borcu olan gelişmekte olan ülkeler için bir rahatlama sağladı. Ancak Asya'da Japonya ve Güney Kore gibi ihracat odaklı ekonomiler, kendi para birimlerinin aşırı değerlenmesinden endişe ediyor. Japonya Merkez Bankası, dolar/yen paritesini 138 seviyesinde tutmak için müdahale olasılığını masada tutuyor.
Fed'in şahin duruşunu yumuşatması, diğer merkez bankalarının da faiz artırım döngüsünü sonlandırmasına zemin hazırlayabilir. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) halen daha yüksek enflasyonla mücadele ediyor, ancak ABD'deki gelişmeler onların da elini rahatlatabilir.
Çin ekonomisinin yavaşlaması ve küresel talepteki zayıflık, doların güçlenmesini sınırlayan diğer faktörler arasında. Çin'in ikinci çeyrek büyüme verilerinin beklentilerin altında kalması, emtia fiyatları ve gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doların küresel çapta değer kaybetmesi, Türkiye gibi yüksek döviz açığı olan ve enerji ithalatına bağımlı ülkeler için olumlu bir gelişmedir. Türk lirası, dolardaki zayıflığa rağmen son dönemde değer kaybetmeyi sürdürse de, bu eğilim uzun vadede Türkiye'nin dış ticaret hadlerini iyileştirebilir. Ancak, Fed'in faiz artırımlarına ara vermesi gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını hızlandırabilir ve Türkiye'nin cari açık finansmanını kolaylaştırabilir. Diğer yandan, enflasyonla mücadelede sıkı para politikasını benimseyen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz artırım kararları, dolar/TL kurunu doğrudan etkilemeye devam edecektir. Küresel dolar zayıflığı, TCMB'nin politikalarına destek sağlarken, TL'nin istikrar kazanmasına katkıda bulunabilir.