26 Mayıs'ta Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Hindistan ve Japonya'dan oluşan Dörtlü Diyalog'un (Quad) dışişleri bakanlarının resmî bir toplantısına ev sahipliği yaptı. İlk olarak 2007'de kurulan ve 2017'de yeniden canlandırılan bu oluşum, kuruluş amacı Hint-Pasifik bölgesinde iş birliğini teşvik etmek ve ortak güvenlik kaygılarını ele almak olsa da, dış politika analistleri yıllardır örgütün etkinliğini tartışıyor. Toplantının gündeminde deniz güvenliği, kritik teknolojiler, iklim değişikliği ve COVID-19 sonrası toparlanma gibi başlıklar yer aldı. Ancak bazı uzmanlar, Quad'ın somut çıktılardan çok sembolik bir iş birliği platformu olarak kaldığını savunuyor.
Quad'ın Tarihsel Arka Planı ve Yeniden Canlanışı
Quad fikri, 2004 Hint Okyanusu tsunamisinin ardından bölgesel kurtarma çalışmalarında iş birliği yapan dört ülkenin, 2007'de Japonya'nın önerisiyle resmî bir diyalog başlatmasıyla ortaya çıktı. Ancak Çin'in tepkisi üzerine Avustralya'nın çekilmesiyle ilk girişim 2008'de sona erdi. 2017'de, artan Çin etkisine karşı bir denge unsuru olarak ABD'nin öncülüğünde yeniden canlandırıldı. O tarihten bu yana dört ülke, düzenli olarak bakan düzeyinde toplantılar yapıyor ve ortak askeri tatbikatlar gerçekleştiriyor. COVID-19 pandemisi sırasında aşı dağıtımı ve tedarik zinciri güvenliği gibi konularda iş birliği yapan Quad, eleştirmenlerce hâlâ yeterli kurumsal kapasiteye sahip olmamakla itham ediliyor.
Hindistan'ın ev sahipliğinde yapılan 2024 toplantısı, Quad'ın gündeminin ne kadar genişlediğini gösterdi. Yapay zekâ, kuantum bilişim ve 5G gibi kritik teknolojilerde ortak standartlar belirleme çabaları, grubun geleneksel güvenlik odaklı yapısından çıkışını simgeliyor. Uzmanlar, bu dönüşümün Quad'ın uyum yeteneğini kanıtladığını ancak etkinliğinin hâlâ sorgulanabilir olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çin Faktörü ve Hint-Pasifik Dengesi
Quad'ın en kritik bağlamı, Çin'in bölgedeki yükselişi. Pekin'in Güney Çin Denizi'ndeki askerîleşmesi, İpek Yolu projeleri ve ekonomik nüfuzu karşısında Quad, demokratik değerler etrafında birleşen bir angajman platformu olarak görülüyor. Ancak Çin, Quad'ı “Soğuk Savaş zihniyetinin bir kalıntısı” olarak nitelendiriyor ve hedef alındığını düşünüyor. Bu gerilim, Quad ülkelerinin Çin'le olan derin ekonomik bağları nedeniyle karmaşık bir hâl alıyor. ABD, Çin'den ithalata bağımlılığı azaltma çabasındayken, Avustralya ve Japonya da Çin'le ticari ilişkilerini dengelemek zorunda. Hindistan ise sınır anlaşmazlıkları ve Çin'in Pakistan'la yakınlaşması nedeniyle doğrudan tehdit altında.
Quad'ın bir diğer önemli boyutu, ASEAN ülkeleriyle ilişkileri. Bölge ülkeleri, Quad'ı Çin'e karşı bir ittifak olarak değil, tamamlayıcı bir iş birliği mekanizması olarak görmek istiyor. Bu nedenle Quad, kapsayıcılık vurgusu yaparak ASEAN'ın merkezi rolünü tanıdığını sık sık yineliyor. Bununla birlikte, grubun genişleme olasılığı da gündemde; Güney Kore ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin ileride katılabileceği konuşuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Quad, Türkiye'nin doğrudan tarafı olmadığı bir oluşum olsa da, Hint-Pasifik bölgesindeki güç dengeleri küresel jeopolitiği etkiliyor. Türkiye, Çin'le ekonomik iş birliğini sürdürürken aynı zamanda NATO üyesi olarak Batı ittifakının parçası. Quad'ın güçlenmesi, Çin'in Asya'daki yayılmacı politikalarına karşı bir denge unsuru olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durum, Türkiye'nin Çin'le olan ticari ilişkilerini zorlayabilir ve Ankara'yı iki blok arasında denge politikası izlemeye itebilir. Ayrıca, Quad'ın deniz güvenliği ve tedarik zinciri konularındaki çalışmaları, Türkiye'nin enerji koridorları ve Akdeniz'deki çıkarları açısından dolaylı öneme sahiptir. Sonuç olarak Quad, Türkiye'nin dış politikasında doğrudan bir müdahale alanı olmasa da, küresel güç mücadeleleri bağlamında takip edilmesi gereken bir yapıdır.