Eski ABD Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da İsrail'in güvenliği ve çıkarları doğrultusunda attığı adımlarla 'tarihin en Siyonist başkanı' olarak anılıyor. Ancak uzmanlar, Trump'ın bu unvanının kalıcı olmayabileceğini, zira ABD'deki demografik ve siyasi değişimlerin geleneksel Siyonist politikaları sorguladığını belirtiyor. Peki Trump, Amerika'nın son Siyonist başkanı mı olacak?
Gelişmenin arka planı
Trump dönemi, İsrail'e yönelik en somut desteklerden birine tanıklık etti. Başkentin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınması, Golan Tepeleri'nin İsrail egemenliğinde tanınması ve İbrahim Anlaşmaları ile Arap ülkelerinin İsrail'le normalleşmesi, Trump'ın Siyonist politikalarının zirve noktaları oldu. Özellikle Kudüs kararı, uluslararası hukuka aykırı bulunsa da Trump yönetimi için bir dönüm noktasıydı. Bu adımlar, Trump'ın İsrail lobisi ve Evanjelik Hıristiyan tabanı arasında popülerliğini artırdı.
Ancak ABD'deki genç nesil ve azınlık seçmenler arasında Filistin davasına artan sempati, geleneksel Siyonist duruşu zorluyor. Özellikle Demokrat Parti içindeki ilerici kanat, İsrail'in işgal politikalarını eleştiriyor ve ABD yardımlarının sorgulanmasını istiyor. Bu eğilim, gelecekteki başkanların Trump'ın izinden gitmesini engelleyebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın Siyonist mirası, sadece İsrail için değil, Orta Doğu'nun tamamı için derin etkiler taşıyor. Kudüs'ün başkent olarak tanınması, Filistin yönetimini marjinalleştirdi ve iki devletli çözümü daha da zorlaştırdı. İbrahim Anlaşmaları ise Suudi Arabistan gibi kilit aktörlerin henüz katılmadığı ancak normalize edilen ilişkiler ağı yarattı. Biden yönetimi bu politikaları kısmen sürdürse de, yeni bir başkanın daha dengeli bir yaklaşım benimsemesi muhtemel.
Küresel ölçekte, ABD'nin Siyonist politikalarının sorgulanması, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendirebilir. BM ve AB gibi aktörler, ABD'nin desteği olmadan İsrail'e yaptırım uygulama konusunda daha cesur adımlar atabilir. Bu durum, bölgedeki güç dengelerini ve İsrail'in stratejik konumunu etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası için kritik bir döneme işaret ediyor. Trump'ın Siyonist politikaları, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve Kudüs'ün statüsüne ilişkin hassasiyetini doğrudan etkiledi. Ankara, Kudüs kararını sert şekilde eleştirirken, İbrahim Anlaşmaları'nı da bölgesel güvenlik için tehdit olarak gördü. Trump sonrası ABD'nin İsrail politikasında olası bir yumuşama, Türkiye'nin Filistin yönetimi ve Hamas ile ilişkilerini yeniden şekillendirebilir. Ayrıca, ABD'deki Siyonist etkinin azalması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında daha manevra alanı bulmasını sağlayabilir. Ancak, İsrail ile normalleşme sürecini sürdüren Ankara, bu dengede hem ulusal çıkarlarını hem de Filistin davasına bağlılığını korumak zorunda kalacak.