Avustralya'da aile hekimlerinin hasta muayene notlarını yapay zeka destekli yazılımlarla tutması, federal hükümetin mahremiyet konusunda uyarıda bulunmasına neden oldu. Yapay zeka asistanları (AI scribes) olarak adlandırılan bu sistemler, doktor-hasta görüşmelerini kaydedip otomatik olarak tıbbi raporlara dönüştürüyor. Ancak teknolojinin hızla yaygınlaşması, veri güvenliği ve hasta mahremiyeti konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Avustralya Bilgi Komisyonu, konuyla ilgili inceleme başlattığını duyurdu.
Yapay zeka asistanı nedir ve nasıl çalışır?
Yapay zeka asistanları, doktorların hasta muayeneleri sırasında konuşmaları kaydeden ve ardından yapay zeka algoritmaları kullanarak bu konuşmaları yapılandırılmış tıbbi notlara dönüştüren yazılımlardır. Avustralya'da son bir yılda bu teknolojiyi kullanan aile hekimlerinin sayısı önemli ölçüde arttı. The Guardian'ın elde ettiği verilere göre, ülkede faaliyet gösteren başlıca AI asistan sağlayıcılarından biri olan Heidi Health, 2024 yılında kullanıcı sayısını ikiye katladı ve şu anda 4.000'den fazla doktor tarafından kullanılıyor. Şirket yöneticileri, bu teknolojinin doktorların idari yükünü azalttığını ve hastalarla daha fazla vakit geçirmelerini sağladığını belirtiyor.
Ancak uzmanlar, bu sistemlerin hasta verilerini üçüncü taraflarla paylaşma riski taşıdığına dikkat çekiyor. Özellikle verilerin şifrelenmeden saklanması veya bulut tabanlı sistemlerde işlenmesi, mahremiyet ihlallerine yol açabilir. Avustralya Tıp Birliği (AMA) Başkanı Dr. Danielle McMullen, "Hastaların özel sağlık bilgilerinin yapay zeka yazılımları tarafından işlenmesi, açık rızaları olmadan yapılmamalıdır" dedi.
Hükümetin uyarısı ve düzenleme çabaları
Avustralya Sağlık Bakanlığı, yapay zeka asistanlarının kullanımına ilişkin bir kılavuz yayımlayarak, doktorları hasta verilerinin korunması konusunda uyardı. Kılavuzda, doktorların kullandıkları yazılımların veri güvenliği standartlarını karşıladığından emin olmaları ve hastaları bu teknolojinin kullanımı hakkında bilgilendirmeleri gerektiği vurgulandı. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı'nın yapay zeka yazılımlarının tıbbi kayıtlarda kullanımına yönelik kapsamlı bir düzenleme hazırlığında olduğu belirtiliyor.
Öte yandan, Avustralya Bilgi Komiseri Ofisi (OAIC) de konuyla ilgili bir soruşturma başlattı. OAIC, doktorların yapay zeka asistanları kullanırken hasta bilgilerinin güvenliğini sağlamak için yeterli önlemleri alıp almadığını inceliyor. Ofis yetkilileri, mahremiyet ihlallerinin tespit edilmesi halinde ağır para cezaları verilebileceğini açıkladı.
Küresel boyut ve Türkiye'deki durum
Yapay zeka asistanlarının sağlık sektöründe kullanımı yalnızca Avustralya ile sınırlı değil. ABD, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de benzer uygulamalar yaygınlaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yapay zekanın sağlık hizmetlerinde kullanımına ilişkin etik kurallar yayımlamış olsa da, ülkeler arasında uygulama farklılıkları devam ediyor. Türkiye'de de bazı özel hastanelerde yapay zeka destekli teşhis ve raporlama sistemleri kullanılmaya başlandı. Ancak Türkiye'de bu alanda henüz kapsamlı bir yasal düzenleme bulunmuyor. Sağlık Bakanlığı'nın konuyla ilgili çalışmalar yürüttüğü biliniyor ancak somut bir adım atılmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avustralya'daki bu gelişme, Türkiye'nin de sağlık alanında yapay zeka kullanımına yönelik düzenlemeleri hızlandırması gerektiğini gösteriyor. Türkiye'de dijital sağlık uygulamaları hızla yaygınlaşırken, hasta mahremiyeti ve veri güvenliği konusunda benzer riskler bulunuyor. Özellikle Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında sağlık verilerinin hassas veri kategorisinde olması, yapay zeka uygulamalarında sıkı denetim gerektiriyor. Türkiye'nin bu konuda Avustralya'nın deneyimlerinden ders çıkararak, hem doktorların iş yükünü azaltacak hem de hasta haklarını koruyacak bir dengenin kurulması önem taşıyor. Aksi halde, hızla gelişen teknolojiye ayak uydurmakta gecikmek, hem hasta güvenliğini hem de uluslararası standartlara uyumu tehlikeye atabilir.