Dünyada her 12 dakikada bir kadın doğum sonrası aşırı kanama (postpartum hemoraji) nedeniyle hayatını kaybediyor. Ancak İngiltere merkezli bir sağlık kuruluşunun geliştirdiği yenilikçi bir plastik örtü, bu ölümlerin önemli ölçüde azaltılabileceğini gösterdi. Liz Cookman'ın haberine göre, söz konusu plastik örtü, kanamayı kontrol altına alarak on binlerce kadının hayatını kurtarma potansiyeline sahip. Uzmanlar, buluşun "hayal edilenin ötesinde" bir etki yarattığını ifade ediyor.
Nasıl çalışıyor?
Geliştirilen plastik örtü, rahim içine yerleştirilen ve kanamayı mekanik olarak durduran bir balon benzeri bir yapıya sahip. Doğum sonrası kanama, özellikle düşük gelirli ülkelerde önde gelen anne ölüm nedenleri arasında bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl yaklaşık 70 bin kadın bu nedenle yaşamını yitiriyor. Yeni yöntem, pahalı ekipman ve ileri tıbbi müdahale gerektirmeden uygulanabiliyor. Bu da kırsal ve sağlık altyapısı zayıf bölgelerde büyük bir fark yaratabilir. Deneylerde, plastik örtü kullanımının kanamayı durdurma başarısının oldukça yüksek olduğu ve kadınların hayatta kalma oranlarını ciddi biçimde artırdığı gözlemlendi.
Küresel sağlıkta dönüm noktası
Postpartum hemoraji, özellikle Sahra Altı Afrika ve Güney Asya'da sık görülüyor. Bu bölgelerde doğumların büyük bir kısmı evde veya sağlık merkezlerinde gerçekleştiğinden, kanama durumunda hızlı müdahale şansı sınırlı. Plastik örtü, düşük maliyeti ve kolay taşınabilirliği sayesinde saha koşullarında kullanıma uygun. Üstelik, gelişmiş ülkelerde de acil durumlarda kullanılabilecek bir alternatif sunuyor. Sağlık uzmanları, bu teknolojinin yaygınlaştırılması halinde yılda on binlerce ölümün önlenebileceğini belirtiyor. Buluşun uluslararası sağlık örgütleri tarafından benimsenmesi için çalışmalar sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de doğum sonrası kanamaya bağlı anne ölümleri oranı gelişmiş ülkelere kıyasla daha düşük olsa da, özellikle kırsal bölgeler ve göçmen sağlığı açısından bu teknoloji önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Suriyeli mülteciler başta olmak üzere yoğun göç alan bir ülke olarak, sağlık hizmetlerinde yenilikçi çözümlere ihtiyaç duyuyor. Ayrıca Türkiye'nin Afrika ve Orta Doğu'da yürüttüğü kalkınma yardımları kapsamında, bu tür düşük maliyetli sağlık teknolojilerinin bölge ülkelerine transferi, Türkiye'nin yumuşak gücünü artırabilir. Dış politikada sağlık diplomasisi giderek önem kazanırken, bu buluşun Türkiye tarafından benimsenmesi ve teşvik edilmesi, hem iç kamuoyu hem de uluslararası alanda olumlu yankı uyandırabilir.