Sri Lanka Devlet Başkanı Anura Kumara Dissanayake, Hindistan ile "iyi ilişkiler" içinde olduklarını belirterek, Katchatheevu adası konusunda Hindistan'ın tutumuna işaret etti. Dissanayake, Hindistan'ın Yüksek Mahkemesi önünde Katchatheevu'nun Sri Lanka'ya ait olduğunu kabul ettiğini söyledi. Geçen hafta Hindistan Başsavcısı R. Venkataramani, mahkemeye 1974 ve 1976 yıllarında Sri Lanka ile imzalanan Katchatheevu anlaşmalarının yeniden açılmasının amaçlanmadığını bildirmişti. Bu açıklama, ada üzerindeki egemenlik tartışmalarında Hindistan'ın mevcut pozisyonunu teyit ediyor.
Gelişmenin arka planı
Katchatheevu adası, Hindistan ile Sri Lanka arasında uzun süredir devam eden bir anlaşmazlık konusu. 1974 yılında imzalanan anlaşma ile ada Sri Lanka'ya devredilmiş, 1976'da yapılan ek anlaşma ile de balıkçılık hakları düzenlenmişti. Ancak Hindistan'ın Tamil Nadu eyaletindeki siyasi partiler, ada üzerindeki hak iddialarını zaman zaman gündeme getiriyor. Son olarak Hindistan Yüksek Mahkemesi'nde görülen bir davada, hükümetin tutumu netleşti. Başsavcı Venkataramani, "Hindistan'ın 1974 ve 1976 anlaşmalarını yeniden açma niyeti yok" diyerek, mevcut statünün korunacağını belirtti.
Sri Lanka Devlet Başkanı Dissanayake'nin açıklamaları, Hindistan ziyareti öncesinde veya sonrasında mı yapıldığı net değil, ancak iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin olumlu seyrini yansıtıyor. Dissanayake, göreve gelmesinden bu yana Hindistan ile ekonomik ve güvenlik işbirliğini güçlendirmeye yönelik adımlar atıyor. Hindistan da Sri Lanka'nın borç yükünü hafifletmek için kredi ve yardım paketleri sağlamıştı.
Katchatheevu meselesi, özellikle Tamil Nadu'da balıkçılar ve siyasi partiler için sembolik bir öneme sahip. Hindistan merkezi hükümeti ise anlaşmaların geçerliliğini koruyarak, Sri Lanka ile ilişkileri bozmamayı tercih ediyor. Uzmanlar, Hindistan'ın bu tutumunun, Çin'in Hint Okyanusu'ndaki artan etkisine karşı Sri Lanka'yı yanında tutma stratejisiyle uyumlu olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Katchatheevu, küçük bir ada olmasına rağmen, Hindistan ve Sri Lanka arasında tarihsel ve duygusal bir bağ taşıyor. Ada, 1974 anlaşmasıyla Sri Lanka'ya bırakılmış olsa da, Hindistan'ın Tamil Nadu eyaletindeki bazı gruplar, adanın Hindistan'a iade edilmesini talep ediyor. Bu talep, zaman zaman Hindistan-Sri Lanka ilişkilerinde gerginliğe yol açabiliyor. Ancak son açıklamalar, Hindistan'ın statükoyu koruma yönünde irade ortaya koyduğunu gösteriyor.
Sri Lanka, Hint Okyanusu'nda stratejik bir konumda. Çin'in bölgede artan yatırımları ve liman projeleri, Hindistan'ın güvenlik endişelerini artırıyor. Hindistan, Sri Lanka ile ilişkilerini güçlü tutarak, Çin'in etkisini dengelemeye çalışıyor. Bu bağlamda Katchatheevu anlaşmazlığının çözümsüz kalması, Hindistan'ın işine gelmiyor; zira anlaşmazlık, iki ülke arasında güvensizlik yaratabilir.
Öte yandan, Sri Lanka'nın ekonomik krizi ve dış borçları, Hindistan için bir fırsat penceresi oluşturdu. Hindistan, Sri Lanka'ya sağladığı yardımlarla etkisini artırırken, Çin'in de bölgedeki varlığı devam ediyor. Dissanayake hükümeti, hem Hindistan hem de Çin ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Katchatheevu konusunda Hindistan'ın net tutumu, Sri Lanka'ya duyulan güveni pekiştirebilir.
Uluslararası hukuk açısından, 1974 ve 1976 anlaşmaları geçerli. Hindistan'ın bu anlaşmaları tanıması, bölgesel istikrar açısından önemli. Ancak Tamil Nadu'daki siyasi dinamikler, Hindistan'ın iç politikasında zaman zaman bu konuyu gündeme getirebilir. Yine de merkezi hükümetin tutumu, anlaşmaların arkasında durduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan ve Sri Lanka arasındaki Katchatheevu anlaşmazlığı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Hint Okyanusu'ndaki güç dengeleri ve Çin-Hindistan rekabeti, küresel ticaret yolları ve enerji güvenliği açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, son yıllarda Asya-Pasifik bölgesine yönelik ilgisini artırıyor ve bölgesel ortaklıklar geliştiriyor. Hindistan'ın Sri Lanka ile ilişkilerini istikrarlı tutması, bölgede gerilimin azalmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Hint Okyanusu'ndaki deniz ticaret yollarının güvenliğine yönelik hassasiyeti, bölgesel istikrarı önemsemesini gerektiriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Asya'daki diplomatik ve ekonomik açılımları için bir referans olabilir; zira devletler arası anlaşmazlıkların hukuki çerçevede çözülmesi, uluslararası hukukun üstünlüğü açısından olumlu bir örnek teşkil ediyor.