Bilim insanları, bitki ve mantar türlerinin yok olmasını önlemek için dijital araçları ve yapay zekayı giderek daha fazla kullanıyor. Yale Çevre 360 (E360) platformunda yayımlanan yeni bir rapora göre, bu yaklaşım koruma biyolojisinde köklü bir dönüşüm yaratıyor. Araştırmacılar, dünya genelindeki müzelerde ve herbaryumlarda bulunan milyonlarca bitki ve mantar örneğini yüksek çözünürlüklü tarayıcılarla dijitalleştiriyor. Ardından yapay zeka algoritmaları, bu devasa veri kümelerini analiz ederek hangi türlerin tehlikede olduğunu, hangi bölgelerin korunması gerektiğini ve iklim değişikliğinin ekosistemleri nasıl etkilediğini belirliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Dünya genelinde yaklaşık 390.000 bitki türü bulunuyor ve bunların %40'ı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Mantarlar ise tahmini 2,2 ila 3,8 milyon türle çok daha çeşitli ancak büyük ölçüde keşfedilmemiş durumda. Geleneksel koruma yöntemleri, saha çalışmaları ve fiziksel örneklerin incelenmesine dayanıyordu. Ancak bu yöntemler yavaş ve sınırlıydı. Dijitalleşme sayesinde, örneğin Kew Kraliyet Botanik Bahçeleri'nin herbaryumundaki 8,5 milyon örnek taranarak sanal bir kütüphane oluşturuldu. Bu veriler, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ile birleştirilerek türlerin dağılım haritaları çıkarılıyor. Yapay zeka ise bu haritalardan yola çıkarak iklim değişikliği senaryolarına göre türlerin gelecekteki yaşam alanlarını tahmin ediyor. Örneğin, bazı bitki türlerinin daha serin bölgelere göç etmek zorunda kalacağı, ancak bu göçün mümkün olmadığı durumlarda yok olma riskinin arttığı tespit ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dijital dönüşüm sadece bilimsel araştırmalarla sınırlı kalmıyor, aynı zamanda koruma politikalarını da etkiliyor. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (CBD) kapsamında ülkeler, 2030'a kadar karasal alanların %30'unu koruma altına almayı hedefliyor. Dijital araçlar, hangi alanların korunmasının öncelikli olduğunu belirlemede kritik rol oynuyor. Örneğin, Amazon yağmur ormanları veya Endonezya'nın tropikal ormanları gibi biyolojik çeşitlilik açısından zengin bölgelerde, drone ve uydu görüntüleri ile bitki örtüsü değişimi anlık olarak izleniyor. Yapay zeka ise bu görüntüleri analiz ederek yasa dışı ağaç kesimi veya madencilik faaliyetlerini tespit ediyor. Ayrıca, dijitalleştirilmiş örnekler, ilaç keşfi ve tarımsal araştırmalar için de değerli bir kaynak oluşturuyor. Örneğin, bazı mantar türlerinden elde edilen enzimler, biyoyakıt üretiminde kullanılabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 12.000'in üzerinde bitki türüyle biyolojik çeşitlilik açısından önemli bir ülkedir ve bunların yaklaşık üçte biri endemiktir. Bu dijital dönüşüm, Türkiye'nin kendi bitki ve mantar örneklerini dijitalleştirerek koruma çabalarını hızlandırması için bir fırsat sunmaktadır. Özellikle, iklim değişikliğinin Akdeniz havzasında yaratacağı etkiler göz önüne alındığında, Türkiye'nin bu teknolojilere yatırım yapması, hem ulusal biyolojik çeşitliliğini korumasına hem de uluslararası işbirliklerinde söz sahibi olmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, tarım sektöründe kuraklığa dayanıklı türlerin belirlenmesi gibi somut faydalar da elde edilebilir.