ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Sih bir erkeği hedef alan ve ona kendini sınır dışı etmesi çağrısında bulunan yapay zekâ üretimi bir görsel paylaştı. "Transformers" film afişine benzeyecek şekilde tasarlanan görsel, sosyal medyada ırkçılık ve ayrımcılık suçlamalarıyla geniş tepki topladı. Kurum, eleştirilerin ardından paylaşımı sildi. Olay, ABD'de göçmen karşıtı söylemin devlet kurumları eliyle nasıl yürütüldüğüne dair tartışmayı yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı: Bir Afiş, Bir Tehdit
DHS'nin paylaştığı görselde, Sih inancına mensup bir erkek figürü merkeze yerleştirildi. Görselin "Transformers" serisinin tanıtım afişlerini andıracak biçimde hazırlandığı, üzerine "kendini sınır dışı et" (self-deport) mesajının eklendiği belirtildi. Bu ifade, ABD'de son yıllarda göçmenlere yönelik baskı politikalarının bir parçası olarak sıkça kullanılan bir söylem haline geldi. Görselin yapay zekâ araçlarıyla üretildiği ve gerçek bir kişiyi değil, Sih toplumunu temsil eden genel bir figürü hedef aldığı anlaşılıyor.
Sihler, ABD'de özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra ayrımcılık ve nefret suçlarına en çok maruz kalan topluluklardan biri oldu. Türban ve sakal gibi dini sembolleri nedeniyle sık sık yanlışlıkla Müslüman veya "terörist" olarak algılanan Sihler, iş yerlerinde, okullarda ve kamusal alanlarda ayrımcılıkla karşılaşıyor. DHS'nin böyle bir görseli paylaşması, federal bir kurumun bu ayrımcı algıyı resmi bir dille pekiştirdiği yönünde yorumlandı.
Olayın ne zaman gerçekleştiği ve görselin ne kadar süre yayında kaldığına dair kesin bilgiler netleşmedi. Ancak paylaşımın kısa sürede sosyal medyada geniş yankı bulduğu ve sivil toplum kuruluşlarının, Sih örgütlerinin ve insan hakları savunucularının tepkisini çektiği biliniyor. DHS, gelen eleştiriler üzerine görseli silmek zorunda kaldı; kurumdan konuya ilişkin kapsamlı bir açıklama yapılmadı.
Göçmen Karşıtı Söylemin Kurumsallaşması
Bu olay, ABD'de göçmen karşıtı politikaların ve söylemin son yıllarda nasıl kurumsal bir hâl aldığını gözler önüne seriyor. Federal kurumların sosyal medya hesapları, göçmenleri hedef alan, korku yayan ve zaman zaman ayrımcı içeriklerle gündeme geliyor. DHS'nin AI ile ürettiği bu görsel, sınır dışı etme çağrısını eğlence kültürüyle birleştirerek normalize etmeye çalışan bir örnek olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, yapay zekâ ile üretilen bu tür içeriklerin denetimsiz kalmasının nefret söylemini ve ayrımcılığı daha da yaygınlaştırabileceği uyarısında bulunuyor. Bir devlet kurumunun kendi eliyle böyle bir görsel üretmesi ve paylaşması, ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki sınırın devlet eliyle ihlal edilmesi olarak nitelendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'de yaşanan bu gelişme, yalnızca ülke içi bir ayrımcılık meselesi değil. Dünya genelinde göçmen karşıtı söylem ve politikalarda bir artış gözlemleniyor. Avrupa'da da benzer şekilde göçmenleri hedef alan söylemler yükselişte. ABD'nin bu tür örneklerle öne çıkması, küresel göç yönetimi ve insan hakları standartları açısından olumsuz bir emsal oluşturuyor.
Sih diasporası, özellikle Kanada, Birleşik Krallık ve Avustralya'da güçlü bir varlığa sahip. Bu topluluklar, ABD'de yaşanan olayı yakından takip ediyor ve benzer ayrımcı uygulamaların kendi ülkelerine yayılmasından endişe duyuyor. Olay, uluslararası insan hakları kuruluşlarının da gündemine girdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, göçmen ve mülteci politikalarında farklı bir denklemle karşı karşıya. Suriye, Afganistan ve diğer bölgelerden gelen milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye, zaman zaman göçmen karşıtı söylemin yükseldiği bir ülke olsa da, devlet kurumlarının ırkçı içerik üretmesi ve paylaşması Türkiye'de nadir görülen bir durum. Ancak ABD'de federal bir kurumun AI ile ürettiği bu görsel, Türkiye'nin de dahil olduğu küresel göç yönetimi tartışmalarında önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, uluslararası platformlarda göçmen hakları ve ayrımcılıkla mücadele konularında daha aktif bir pozisyon alabilir; zira bu tür gelişmeler, küresel ölçekte göçmen karşıtı politikaların meşrulaştırılmasına zemin hazırlıyor. Türkiye'nin kendi göç politikalarını savunurken bu tür örnekleri kullanması, uluslararası kamuoyunda daha güçlü bir argüman oluşturabilir.