GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
Dış Politika

Derin Deniz Madenciliği: ABD-Japonya Anlaşması Uluslararası Otoriteyi Zayıflatıyor

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
Derin Deniz Madenciliği: ABD-Japonya Anlaşması Uluslararası Otoriteyi Zayıflatıyor
Çeviri Kaynağı
Justsecurity — Bu haber, Justsecurity'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

ABD ve Japonya, derin deniz madenciliği alanında bağlayıcı olmayan bir anlaşmaya imza attı. Bu anlaşma, uluslararası sulardaki maden yataklarının işletilmesini düzenleyen Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi'nin (ISA) zayıf yönlerini ve kırılgan yapısını bir kez daha gözler önüne serdi. İki ülke arasındaki mutabakat, uluslararası hukukta "ortak miras" olarak kabul edilen derin deniz kaynaklarının paylaşımına ilişkin mevcut çerçevenin dışında bir iş birliği modeli öngörüyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler ve uluslararası toplumda kaygıya yol açıyor.

Anlaşmanın Ayrıntıları ve Arka Planı

ABD ve Japonya arasında varılan mutabakat, Pasifik Okyanusu'ndaki derin deniz yataklarında bulunan manganez nodülleri, kobalt kabukları ve polimetalik sülfürler gibi değerli madenlerin çıkarılmasını hedefliyor. Bu madenler, elektrikli araç bataryaları, yenilenebilir enerji teknolojileri ve yüksek teknoloji ürünleri için kritik öneme sahip. Anlaşma, tarafların kendi ulusal yasaları ve düzenlemeleri çerçevesinde hareket edeceklerini belirtiyor ancak ISA'nın yetki alanına giren uluslararası sularda faaliyet gösterecek özel şirketlere lisans verme konusunda iş birliği öngörüyor. Bu yaklaşım, ISA'nın 1994 tarihli Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kapsamında sahip olduğu düzenleme yetkisini zımnen devre dışı bırakıyor. ABD, UNCLOS'u imzalamamış olsa da, anlaşmanın birçok hükmünün uluslararası teamül hukuku haline geldiği kabul ediliyor. Japonya ise sözleşmeye taraftır. Bu ikili anlaşma, uluslararası rejimi baltalama potansiyeli taşıyor.

ISA, 168 ülke tarafından onaylanan UNCLOS çerçevesinde kurulmuş bir organdır ve derin deniz yataklarının insanlığın ortak mirası olarak yönetilmesinden sorumludur. Ancak örgüt, ticari madenciliğe ilişkin nihai bir düzenlemeyi henüz kabul edememiştir. Bu belirsizlik ortamında ABD ve Japonya gibi büyük güçlerin kendi aralarında anlaşmaları, ISA'nın otoritesini fiilen zayıflatmaktadır. Anlaşma, aynı zamanda Çin'in derin deniz madenciliği alanındaki artan faaliyetlerine karşı bir denge unsuru olarak da görülüyor. Çin, bu alanda önemli yatırımlar yapmakta ve hem ISA bünyesinde hem de ikili düzeyde etkin bir şekilde faaliyet göstermektedir.

Küresel ve Hukuki Boyut

ABD-Japonya anlaşması, uluslararası hukuk açısından önemli tartışmaları beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre, bu tür ikili veya çok taraflı anlaşmalar, "ortak miras" ilkesini aşındırarak, kaynakların zengin ülkeler tarafından tek taraflı olarak paylaşılmasına yol açabilir. Gelişmekte olan ülkeler, bu durumun kendilerini devre dışı bıraktığını ve uluslararası adaletsizliği derinleştirdiğini savunuyor. Ayrıca, bağlayıcı olmayan bir anlaşmanın, özel şirketlere uluslararası sularda faaliyet gösterme izni vermesi, çevresel felaket riskini de artırıyor. Derin deniz madenciliğinin ekosistem üzerindeki etkileri henüz tam olarak bilinmemektedir ve bu konuda kapsamlı bir uluslararası düzenleme bulunmamaktadır. Anlaşma, çevre örgütleri tarafından da sert bir şekilde eleştiriliyor.

Bu gelişme, uluslararası rejimlerin ve kurumların zayıfladığı bir dönemde, devletlerin ulusal çıkarlarını uluslararası iş birliğinin önünde tutma eğilimini yansıtıyor. Derin deniz madenciliği, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir mesele haline gelmiştir. Kobalt, nikel, manganez gibi mineraller, enerji dönüşümü ve savunma sanayii için hayati öneme sahiptir. Bu nedenle, büyük güçler arasında bu kaynaklara erişim konusunda bir rekabet yaşanmaktadır. ABD-Japonya anlaşması, bu rekabetin yeni bir boyutunu temsil etmektedir.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Türkiye, derin deniz madenciliği konusunda henüz aktif bir politika geliştirmemiş olsa da, bu gelişme küresel tedarik zincirleri ve uluslararası hukuk açısından önem taşımaktadır. Türkiye, UNCLOS’a taraf olmamakla birlikte, deniz yetki alanlarının belirlenmesinde sözleşme hükümlerini esas almaktadır. Derin deniz madenciliğine ilişkin düzenlemelerin zayıflaması, Türkiye’nin Mavi Vatan doktrini çerçevesinde korumaya çalıştığı deniz alanlarındaki egemenlik haklarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, kritik minerallere bağımlılık konusunda Türkiye’nin de ithalatçı konumda olması, bu kaynakların adil ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesini önemli kılmaktadır. Türkiye’nin, uluslararası platformlarda bu konuda daha aktif bir rol üstlenmesi ve ortak miras ilkesinin korunmasından yana tavır alması, uzun vadeli çıkarlarına hizmet edecektir.

Etiketler:
derin deniz madenciliğiABD-Japonya anlaşmasıUluslararası Deniz Yatağı OtoritesiISAUNCLOSortak mirasdeniz hukukukritik mineraller

İlgili Haberler

İranlılar ve İsrailliler ABD-İran Anlaşması'nı Nasıl Görüyor
Dış Politika

İranlılar ve İsrailliler ABD-İran Anlaşması'nı Nasıl Görüyor

22 dk önce

Yeni İran anlaşması: Silahlar, para ve gemilerde neler değişiyor
Dış Politika

Yeni İran anlaşması: Silahlar, para ve gemilerde neler değişiyor

22 dk önce

Singapur’dan ABD-İran mutabakatına destek
Dış Politika

Singapur’dan ABD-İran mutabakatına destek

35 dk önce

NATO İran Anlaşmasından ‘Çok Memnun’: Rutte
Dış Politika

NATO İran Anlaşmasından ‘Çok Memnun’: Rutte

48 dk önce