Rusya, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in imzasıyla yayımlanan kararnameyle Dmitry Dogadkin'i Suriye'nin yeni büyükelçisi olarak atadı. Dogadkin, daha önce Katar büyükelçiliği görevini yürütmüş deneyimli bir diplomattı. Bu atama, Moskova'nın Şam'daki yeni yönetimle ilişkilerini yeniden şekillendirme ve Akdeniz'deki stratejik askeri varlığını sürdürme çabasının bir parçası olarak yorumlanıyor. Rusya, iç savaş sırasında Esad rejimine verdiği askeri destekle biliniyor ve Tartus'taki deniz üssü ile Hmeymim'deki hava üssü sayesinde bölgede önemli bir güç unsuru olmayı sürdürüyor.
Rusya'nın Suriye politikası: Dengeler değişiyor
Rusya, 2015'ten bu yana Suriye'de askeri operasyonlar yürütüyor ve Esad'ın ayakta kalmasında kritik rol oynadı. Ancak 2024 sonlarında Esad'ın devrilmesiyle birlikte Moskova, yeni Şam yönetimiyle pragmatik bir diyalog başlatma gereği duydu. Özellikle HTŞ lideri Ahmed eş-Şaraa'nın geçici yönetimi, Batılı ülkelerle normalleşme ararken Rusya'ya da mesafeli yaklaşıyor. Bu bağlamda Dogadkin'in atanması, Moskova'nın Suriye'deki diplomatik ağını yeniden kurma ve askeri üslerini güvence altına alma isteğini gösteriyor.
Yeni büyükelçinin öncelikli gündemi, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini canlandırmak ve askeri üslerin statüsünü müzakere etmek olacak. Rusya, Suriye'deki enerji ve yeniden inşa projelerinde söz sahibi olmayı umuyor; ancak yeni yönetimin Moskova'ya karşı tutumu belirsizliğini koruyor. Şaraa yönetimi, geçmişte Rusya'nın Esad'a verdiği destekten dolayı soğuk bir tavır sergilemişti. Yine de Moskova, diplomatik kanalları açık tutarak hem bölgesel nüfuzunu hem de Akdeniz'deki askeri varlığını korumaya çalışıyor.
Suriye'de yeni denklem: Rusya ile Batı arasında karmaşık ilişkiler
Rusya'nın bu hamlesi, yalnızca ikili ilişkileri değil, bölgesel güç dengelerini de ilgilendiriyor. Suriye'nin kuzeyinde ABD destekli Kürt güçleri, güneyinde ise İsrail'in etkin olduğu bir ortamda Moskova, Şam'la sağlam bir kanal oluşturmaya çalışıyor. Öte yandan Türkiye'nin, PKK/YPG unsurlarına karşı yürüttüğü operasyonlar da Rusya'nın pozisyonunu etkiliyor. Moskova'nın Şam yönetimiyle kuracağı yakın ilişki, Astana formatındaki Türkiye-İran-Rusya iş birliğine de yeni bir boyut katabilir.
Batılı ülkeler, Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması karşılığında yeni yönetimin Rusya ve İran'la bağlarını zayıflatmasını bekliyor. Ancak Şam, ekonomik olarak Rusya'ya olduğu kadar İran'a da bağımlılığını sürdürüyor. Dogadkin'in atanması, Moskova'nın Suriye'de oyun dışı kalmayacağını, tersine kilit bir oyuncu olarak kalmak istediğini gösteriyor. Rus diplomatın karşılaşacağı en büyük zorluk, Şam yönetiminin güvenini kazanırken Batı'nın yaptırımlarını da göz önünde bulundurmak zorunda kalması.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Suriye'ye yeni büyükelçi ataması, Türkiye'nin kuzey Suriye politikasını ve Astana formatını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, hem PKK/YPG'ye karşı güvenli bölge oluşturma çabalarını sürdürürken hem de Suriye'nin toprak bütünlüğünü desteklediğini açıklıyor. Yeni Şam yönetimiyle kurulan temaslarda Türkiye'nin etkisi güçlü; ancak Rusya'nın bu hamlesi, Moskova'nın Suriye'deki gelişmeleri tek başına yönlendirmek istediğini gösteriyor. Türkiye, Astana sürecindeki ortağı olan Rusya'nın bu adımını yakından izlemeli ve Suriye'nin geleceğine yönelik uluslararası müzakerelerde etkin rol almalıdır. Moskova'nın askeri üslerini koruma ısrarı, Türkiye'nin güney sınırındaki dengeleri de etkileyecek gibi görünüyor.