ABD Hükümet Sorumluluk Ofisi (GAO) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, ABD Donanması'nın denizaltı bakım programlarındaki gecikmeler ve 'atıl zaman' olarak adlandırılan verimsizliklerin toplamda 3,4 milyar dolarlık ek maliyete yol açtığını ortaya koydu. Raporda, operasyonel denizaltıların bakım gecikmelerini azaltma konusunda ilerleme kaydedildiği belirtilirken, hizmet dışı bırakılmayı bekleyen denizaltılar için sorunun daha da kötüleşeceği ve maliyetlerin artacağı vurgulandı.
Gelişmenin Arka Planı
GAO'nun 31 Ocak 2025 tarihli raporu, ABD Donanması'nın nükleer denizaltı filosunun bakım süreçlerindeki aksaklıkların mali boyutunu gözler önüne seriyor. Raporda, 2023 mali yılında bakım için tersanelere teslim edilen denizaltıların %63'ünün, planlanan bakım sürelerini geciktirdiği belirtiliyor. Bu gecikmelerin, denizaltıların görevde geçiremediği 'atıl zaman' olarak tanımlanan sürelerde işçilik, malzeme ve lojistik maliyetlerini artırdığı ifade ediliyor.
GAO uzmanları, bakım gecikmelerinin ana nedenleri arasında yedek parça tedarik zincirindeki aksaklıklar, tersane iş gücü eksikliği ve planlama hatalarını sıralıyor. Özellikle Virginia sınıfı saldırı denizaltıları ile Ohio sınıfı balistik füze denizaltılarının bakım programlarında ciddi aksamalar yaşandığı, bu durumun ABD'nin denizaltı caydırıcılık kabiliyetini doğrudan etkilediği kaydediliyor.
Donanma yetkilileri, operasyonel filoda gecikme sürelerini son üç yılda ortalama 16 gün azaltmayı başardıklarını, ancak bu iyileşmenin sadece aktif görevdeki denizaltıları kapsadığını kabul ediyor. Hizmet dışı bırakılmayı bekleyen eski denizaltılarda ise bakım gecikmelerinin ortalaması 2023'te 230 güne ulaşmış durumda; bu gemilerin güvenli bir şekilde sökülmesi için gereken işlemler bile sürekli erteleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu maliyet artışları ve operasyonel aksaklıklar, ABD'nin küresel deniz gücü üzerindeki baskıyı artırıyor. Özellikle Çin'in Pasifik'teki artan denizaltı faaliyetleri karşısında ABD Donanması'nın elindeki denizaltı sayısını koruyamaması, bölgesel güç dengelerini etkileyebilir. GAO raporu, bakım sorunları nedeniyle 2024 itibarıyla ABD'nin aynı anda konuşlandırabildiği denizaltı sayısının, planlanan seviyenin altında kaldığını ortaya koyuyor.
Uzmanlar, bu durumun sadece askeri bir maliyet sorunu olmadığını, aynı zamanda ABD'nin müttefiklerine verdiği güvenlik garantilerinin inandırıcılığını da zayıflattığını belirtiyor. Özellikle AUKUS anlaşması çerçevesinde Avustralya'ya nükleer denizaltı tedarikini taahhüt eden ABD'nin, kendi filosunu bile bakımda tutmakta zorlanması, bu tür uluslararası ortaklıkların sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretleri doğuruyor. Pasifik'teki gerilimin arttığı bir dönemde, ABD'nin denizaltı hazır bulunurluğunun düşmesi, Çin'in denizaltı karşıtı yeteneklerini geliştirmesiyle birleştiğinde, bölgesel istikrar açısından yeni riskler oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin savunma stratejisi açısından iki açıdan önem taşıyor. İlk olarak, ABD Donanması'nın denizaltı bakımındaki zafiyetleri, NATO'nun Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki caydırıcılık kapasitesini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, kendi denizaltı modernizasyon programını (MİLDEN ve Reis sınıfı) sürdürürken, bakım ve lojistik süreçlerindeki bu tür aksaklıkların maliyet etkilerini dikkate alması gerekir. İkinci olarak, ABD'nin denizaltı tedarikindeki gecikmeler, küresel savunma pazarında Türkiye gibi üreticiler için fırsat yaratabilir; ancak bu, Türkiye'nin kendi bakım altyapısını ve tedarik zincirini güçlendirmesiyle mümkün olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin milli denizaltı projelerinde bu tür maliyet şişmelerini önlemek için GAO raporundaki bulgulardan ders çıkarması kritik önemde.