ABD'de 2024 seçimlerine hazırlanan Demokrat Parti, Başkan Donald Trump ve Cumhuriyetçilerin geçen yıl Kongre'den geçirdiği devasa bütçe uzlaşı paketini seçim kampanyasının merkezine yerleştirdi. 'Bir Büyük Güzel Yasa' (One Big Beautiful Bill Act) olarak adlandırılan düzenleme, Demokrat adayların en rekabetçi Senato yarışlarında Cumhuriyetçi rakiplerine yönelttiği en ağır eleştiri konusu haline geldi. Parti, söz konusu yasanın zenginlere ve büyük şirketlere vergi indirimi sağlarken, orta sınıf ve alt gelir gruplarına yönelik vaat edilen faydaların büyük ölçüde boş çıktığını iddia ediyor.
Yasanın içeriği ve seçim stratejisi
Cumhuriyetçilerin 'uzlaşı' (reconciliation) süreciyle, yani Senato'da basit çoğunlukla geçirebildiği bu dev paket, vergi indirimleri, enerji deregülasyonu, sınır güvenliği fonları ve sağlık hizmetlerinde kesintiler gibi geniş bir yelpazede düzenlemeler içeriyor. Demokratlar, yasanın maliyetinin 10 yılda 4,5 trilyon doları bulacağını ve bunun büyük kısmının üst gelir dilimlerine yarayacağını savunuyor. Örneğin, Arizona'da yarışan Demokrat aday Ruben Gallego, 'Trump ve Cumhuriyetçiler size vaatler verdiler ama sadece milyarderler kazandı' diyerek seçmenleri uyarıyor. Pennsylvania, Ohio, Montana ve Nevada gibi kritik eyaletlerdeki Demokrat adaylar da benzer bir dil kullanarak, yasanın emekçi aileler üzerindeki olumsuz etkilerini anlatıyor. Kampanya reklamlarında, yasanın sosyal güvenlik ve Medicare gibi temel programlarda kesintilere yol açtığı vurgulanıyor.
Kamuoyu yoklamaları ve seçim dinamikleri
Yapılan son anketler, 'Bir Büyük Güzel Yasa'nın genel olarak popüler olmadığını gösteriyor. Monmouth Üniversitesi'nin anketine göre, seçmenlerin yalnızca %32'si yasayı desteklerken, %54'ü karşı çıkıyor. Özellikle bağımsız seçmenler arasında olumsuz algı yüksek. Bu durum, Demokratların Senato'da çoğunluğu geri kazanma umutlarını artırıyor. Ancak Cumhuriyetçiler, yasanın uzun vadede ekonomik büyümeyi teşvik edeceğini ve enflasyonu düşüreceğini savunuyor. Trump yönetimi, yasanın özellikle enerji üretimini artırarak benzin fiyatlarını düşürdüğünü iddia ediyor. Yine de, bu argümanın seçmenler nezdinde ne kadar karşılık bulduğu tartışmalı. Uzmanlar, seçimlere kadar geçecek sürede ekonominin gidişatının, bu yasanın siyasi etkisini belirleyeceğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD iç siyasetindeki bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı yankıları olabilir. Trump yönetiminin iç odaklı politikaları ve bütçe açığını büyüten bu yasa, ABD'nin dış yardım ve uluslararası taahhütlerine ayrılan kaynakları da etkileyebilir. Eğer Demokratlar seçimlerde başarılı olur ve Senato'da çoğunluğu kazanırsa, ABD dış politikasında daha çok taraflı ve kurumsal bir yaklaşıma dönüş olabilir. Bu durumda Türkiye-ABD ilişkilerinde, özellikle F-16 alımı, Suriye politikası ve Doğu Akdeniz gibi konularda daha öngörülebilir bir diplomasi süreci başlayabilir. Ancak Cumhuriyetçilerin iktidarda kalması, mevcut dengesiz ve kişiselleşmiş ilişki biçiminin sürmesi anlamına gelebilir. Seçim sonuçları, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek önemde.