Washington – Demokratlar, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Temsilciler Meclisi ve Senato çoğunluğunu kazanma konusunda giderek daha umutlu olsalar da, parti içindeki derin anlaşmazlıkların ve aşırı özgüvenin bu hedefi tehlikeye atabileceğinden endişeleniyorlar. Başkan Donald Trump'ın görev süresince en düşük onay oranlarına ulaşan anketleri, Demokratlara hem Meclis hem de Senato'da zafere ulaşabilecekleri konusunda cesaret veriyor. Ancak partinin ilerici ve ılımlı kanatları arasındaki gerilim, seçim stratejisi belirsizlikleri ve tabanın motivasyonu gibi konular, zafer beklentilerini gölgeliyor.
Gelişmenin arka planı
Demokrat Parti, 2016 başkanlık seçimlerinde yaşadığı hayal kırıklığının ardından 2018 ara seçimlerine büyük umutlarla hazırlanıyor. Tarihsel olarak, başkanın partisi ilk ara seçimlerde kayıplar yaşar; ancak bu yılki dinamikler farklı. Trump'ın göç politikaları, ticaret savaşları ve Rusya soruşturması gibi konular, bağımsız seçmenleri Demokratlara yaklaştırıyor. Öte yandan, parti içindeki ilerici kanadın (Alexandria Ocasio-Cortez gibi isimlerin öncülüğünde) ve ılımlıların (Stacey Abrams, Beto O'Rourke gibi) arasındaki fikir ayrılıkları, seçim kampanyalarının mesajını netleştirmeyi zorlaştırıyor. Birçok Demokrat yetkili, adayların her iki kesime de hitap eden ortak bir dil bulması gerektiğini; aksi takdirde seçmenlerin kafasının karışacağını ve motivasyonun düşeceğini belirtiyor.
Anketlere göre, Amerikalı seçmenlerin %55'i Trump'ın performansını onaylamıyor ve %60'ı ülkenin yanlış yönde gittiğini düşünüyor. Bu memnuniyetsizlik, özellikle orta sınıf ve eğitimli beyaz kadın seçmenler arasında Demokratlara yönelişi artırıyor. Ancak Demokratlar, Başkan Trump'ın olağanüstü güçlü taban desteğini ve ekonomik büyümenin sürdüğünü göz ardı edemez. Son üç ayda işsizlik oranı %3.9'a geriledi; bu, ekonomik iyimserliğin bazı seçmenleri etkileyebileceği anlamına geliyor.
Parti içindeki çatlaklar, özellikle sağlık hizmetleri konusunda belirgin. Ilımlılar, Obamacare'in düzeltilmesini savunurken; ilericiler, ‘Medicare for All' gibi radikal bir dönüşüm istiyor. Bu fark, kazanan adayların seçim bölgelerine göre değişiklik gösterebilir. Cumhuriyetçiler ise bu çatlakları kullanarak Demokratları ‘sosyalist' olmakla suçluyor ve geleneksel seçmenlerini korkutmaya çalışıyor. Öte yandan, Demokratlar Kongre'deki soruşturma gücünü kullanarak Trump yönetimini yıpratma planları yapıyor; ancak bu stratejinin bağımsız seçmenleri yorabileceği endişesi de var.
Bölgesel veya küresel boyut
Ara seçimlerin sonucu, ABD'nin iç politikasının yanı sıra küresel dengeleri de etkileyecek. Eğer Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazanırsa, Trump'ın yasama gündemi büyük ölçüde tıkanır; bu, ticaret tarifeleri ve dış politika kararlarında değişikliklere yol açabilir. Özellikle Rusya ile ilişkiler ve Çin ile ticaret savaşında Kongre'nin tutumu kritik olacak. Senato'nun kontrolü ise yargı atamaları açısından belirleyici; Cumhuriyetçiler Senato'yu kazanırsa, Trump'ın ömür boyu atayabileceği yüksek yargıç sayısı artacak, bu da uzun vadede Amerikan iç hukukunu etkileyecek. Avrupa ve Asya'daki müttefikler, ara seçim sonuçlarını ABD'nin uluslararası angajmanı açısından yakından izliyor; Avrupa basını, Demokrataların kazanması halinde transatlantik ilişkilerin iyileşebileceği yorumlarını yapıyor.
Uzmanlara göre, Demokratların zaferi, Trump'ın popülist politikalarına karşı küresel bir geri dönüşün işareti olarak görülebilir. Ancak partinin içindeki bölünmüşlük, zaferin kazanılması halinde bile istikrarlı bir yönetim kurmasını zorlaştırabilir. Bu belirsizlik, dünya piyasalarında dalgalanmalara neden olabilir; özellikle dolar ve borsa endekslerinde hareketlilik bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçim sonuçları, Türkiye ile olan ilişkileri dolaylı olarak etkileyebilir. Demokratların kazanması durumunda, Kongre'deki Türkiye karşıtı söylemlerin artması ve Ermeni iddiaları konusunda yeni kararlar alınması olasılığı güçlenebilir. Ayrıca, Demokrat Parti'nin geleneksel olarak insan hakları ve basın özgürlüğü konularına verdiği önem, Türkiye'ye yönelik eleştirilerin artmasına yol açabilir. Ancak başkanlık yetkilerinin geniş olduğu dış politika alanında, Kongre'nin doğrudan etkisi sınırlı kalabilir. Yine de, özellikle F-35 programı ve Suriye politikası gibi konularda Kongre'nin tutumu, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle Ankara, seçim sonuçlarını ve yeni Kongre'nin kompozisyonunu dikkatle takip etmektedir.