ABD Temsilciler Meclisi'ndeki Demokratlar, Suudi Arabistan ile imzalanması planlanan nükleer işbirliği anlaşmasını durdurmak için harekete geçti. Kongre üyeleri, anlaşmanın Suudi Arabistan'a nükleer teknoloji transferi sağlayabileceği ve bölgede nükleer silahlanma yarışını tetikleyebileceği endişesiyle karşı çıkıyor. Girişim, Riyad'ın sivil nükleer programını Washington'ın onayı olmadan genişletme çabalarına karşı Kongre'nin denetim yetkisini kullanma çabası olarak öne çıkıyor.
Anlaşmanın arka planı ve Demokratların itirazları
ABD yönetimi, Suudi Arabistan ile sivil nükleer işbirliği konusunda müzakereleri sürdürüyor. Ancak Temsilciler Meclisi'ndeki Demokratlar, anlaşmanın Suudi Arabistan'ın uranyum zenginleştirme kapasitesi edinmesine yol açabileceğini belirtiyor. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyeleri, anlaşmanın Kongre onayına sunulması gerektiğini savunuyor. Bazı Demokratlar, Suudi Arabistan'ın insan hakları ihlalleri ve Yemen savaşındaki rolü nedeniyle böyle bir anlaşmanın uygun olmadığını ifade ediyor.
Demokratlar, nükleer anlaşmanın ABD'nin ulusal güvenlik çıkarlarına aykırı olabileceğini ve Orta Doğu'da yeni bir nükleer silahlanma yarışını başlatabileceğini vurguluyor. Ayrıca, anlaşmanın Suudi Arabistan'ın nükleer silah geliştirme potansiyelini artırabileceği ve İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimi tırmandırabileceği uyarısında bulunuyorlar. Kongre üyeleri, yönetimin anlaşmayı Kongre'ye danışmadan tamamlamaması gerektiğini belirtiyor.
Öte yandan, anlaşmanın ticari ve stratejik avantajları da bulunuyor. ABD şirketleri, Suudi Arabistan'ın sivil nükleer programında yer alarak milyarlarca dolarlık sözleşme elde edebilir. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın enerji çeşitliliği sağlaması ve fosil yakıtlara bağımlılığını azaltması hedefleniyor. Ancak Demokratlar, bu faydaların nükleer yayılma riskini dengeleyemeyeceğini düşünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Suudi Arabistan, nükleer enerji programını geliştirmek için uzun süredir çaba gösteriyor. Riyad, uranyum zenginleştirme hakkı da dahil olmak üzere kapsamlı bir nükleer işbirliği anlaşması talep ediyor. ABD ise Suudi Arabistan'ın uranyum zenginleştirme ve yeniden işleme kapasitesi edinmesine karşı çıkıyor; çünkü bu tür teknolojiler nükleer silah üretiminde kullanılabilir. İran ile yaşanan nükleer gerilim ve Orta Doğu'daki güç dengeleri, anlaşmayı daha da karmaşık hale getiriyor.
İsrail ve bazı Körfez ülkeleri de Suudi Arabistan'ın nükleer kapasite edinmesinden endişe duyuyor. İsrail, bölgede nükleer silahlanma yarışının kendi güvenliğini tehdit edebileceğini savunuyor. Suudi Arabistan ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu ve uluslararası denetimlere açık olduğunu belirtiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), Suudi Arabistan'ın nükleer tesislerini denetlemek için anlaşma sağlamaya çalışıyor.
ABD Kongresi'ndeki Demokratlar, anlaşmanın Suudi Arabistan'ın nükleer silah edinmesine yol açabileceğini ve bunun Orta Doğu'da istikrarsızlığı artıracağını düşünüyor. Bu nedenle, anlaşmanın Kongre onayına tabi tutulması ve Suudi Arabistan'ın nükleer silah geliştirmeyeceğine dair güvence vermesi gerektiğini savunuyorlar. Benzer şekilde, bazı Cumhuriyetçiler de anlaşmaya şüpheyle yaklaşıyor; ancak partinin genel tutumu henüz net değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Suudi nükleer anlaşması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve enerji politikalarını doğrudan etkileyebilir. Suudi Arabistan'ın nükleer kapasite edinmesi, Orta Doğu'da yeni bir güç dengesi yaratabilir ve Türkiye'nin nükleer enerji programını (Akkuyu gibi) etkileyebilir. Ayrıca, anlaşmanın İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimi tırmandırması, Türkiye'nin komşu bölgelerdeki istikrarı için risk oluşturur. Türkiye, nükleer yayılmanın önlenmesi ve bölgesel diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesi yönünde diplomatik çaba gösterebilir. Ekonomik açıdan, Suudi Arabistan'ın nükleer programı, Türkiye'nin enerji piyasalarını ve yatırım fırsatlarını da etkileyebilir.