ABD’de çocuk felcinin (polio) son kurbanlarından biri olarak bilinen ve 70 yılı aşkın süredir demir akciğer (iron lung) adı verilen solunum cihazına bağlı yaşayan Martha Lillard’ın kız kardeşi, BBC’ye yaptığı açıklamada ablasının hayata tutunma azmini anlattı. Lillard, 1950’lerde geçirdiği çocuk felci sonrası diyafram kaslarını kaybetmiş ve nefes almak için tamamen demir akciğere bağımlı hale gelmişti. Bugün, bu tarihi cihazı kullanan son ABD vatandaşı olarak bilinen Lillard, yaşamını sürdürebilmek için günde 16 saate kadar cihazın içinde kalıyor. Kardeşi, “Onu ayakta tutan şey demir akciğer değil, yaşama arzusuydu” ifadelerini kullandı.
Çocuk felcinin unutulmayan mirası
Martha Lillard, 1953 yılında Oklahoma’da henüz 5 yaşındayken çocuk felcine yakalandı. Hastalık, omuriliğindeki sinir hücrelerini tahrip ederek solunum kaslarını felç etti. O dönemde aşı henüz yaygın değildi ve tedavi seçenekleri sınırlıydı. Lillard, hastaneye kaldırıldıktan sonra demir akciğere yerleştirildi. Bu cihaz, vücudun etrafında negatif basınç oluşturarak akciğerlerin genişlemesini ve daralmasını sağlıyor, böylece hastanın nefes almasına yardımcı oluyordu. Lillard’ın kız kardeşi Margaret, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Martha’nın bu cihaz olmadan birkaç dakikadan fazla yaşayamayacağını biliyorduk. Evde bakımı çok zordu, ancak o asla pes etmedi” dedi.
1955’te Jonas Salk’ın geliştirdiği çocuk felci aşısının yaygınlaşmasıyla hastalık büyük ölçüde kontrol altına alındı. ABD’de son doğal çocuk felci vakası 1979’da görüldü. Ancak aşı öncesi dönemde enfekte olan binlerce kişi, ömür boyu süren engellerle mücadele etmek zorunda kaldı. Lillard, demir akciğer kullanan son kişilerden biri olarak tıp tarihine geçti. Kardeşi Margaret, “İnsanlar onu gördüğünde şaşırıyor; ‘Böyle bir şey hâlâ var mı?’ diye soruyorlar. Ama o, bu cihaz sayesinde hayatta kaldı” ifadelerini kullandı.
Demir akciğerin son tanıkları
Demir akciğer, 20. yüzyılın ortalarında çocuk felci salgınlarının en önemli tedavi araçlarından biriydi. Ancak modern ventilatörlerin gelişmesiyle birlikte neredeyse tamamen kullanımdan kalktı. Günümüzde dünya genelinde birkaç kişi hâlâ bu cihazı kullanıyor. Lillard’ın durumu, hastalığın uzun vadeli etkilerine ve tıp tarihinin önemli bir dönemine ışık tutuyor. Margaret, “Martha’nın hikâyesi, çocuk felci aşısının ne kadar hayat kurtardığını hatırlatıyor. Aşı olmayanlar hâlâ risk altında” uyarısında bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çocuk felcini küresel olarak yok etme hedefine yaklaşmış durumda. 2023 itibarıyla sadece Pakistan ve Afganistan’da doğal vaka bildirildi. Ancak aşılama karşıtlığı ve savaş bölgeleri nedeniyle virüsün yeniden ortaya çıkma riski devam ediyor. Lillard’ın yaşamı, bilimsel başarının insani boyutunu gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, küresel sağlık politikası ve aşılamanın önemi açısından dikkat çekicidir. Türkiye, çocuk felci aşılamasında yüksek başarı oranına sahip olup, son vaka 1998’de görülmüştür. Ancak Suriye gibi komşu bölgelerde çocuk felci vakalarının yeniden ortaya çıktığı durumlar, sınır ötesi sağlık güvenliği riskini hatırlatmaktadır. Türkiye’nin, özellikle göçmen nüfusun yoğun olduğu bölgelerde aşılama oranlarını koruması ve çocuk felciyle mücadelede uluslararası iş birliğine katkı sağlaması, halk sağlığı açısından kritik öneme sahiptir.