Delhi polisi, Hindistan'ın başkentinde düzenlenen Tibet karşıtı protesto sırasında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'e yönelik sloganlar atan beş kişiyi gözaltına aldı. Olay, Bharat Mandapam bölgesi yakınında meydana geldi. Polis yetkililerine göre gözaltılar, izinsiz gösteri ve kamu düzenini bozma gerekçesiyle yapıldı. Eylemde Tibet bayrakları açıldı ve 'Xi Jinping=Soykırım' ile 'Tibet ekolojik kıyımla karşı karşıya: Özgür Tibet' gibi sloganlar atıldı.
Protestonun arka planı ve geniş katılım
Protesto, sadece Bharat Mandapam çevresinde değil, aynı zamanda kuzey Delhi'deki Majnu Ka Tila bölgesinde de gerçekleşti. Buradaki eyleme Hindistan'ın dört bir yanından gelen yüzlerce Tibetli katıldı. Göstericiler, Çin'in Tibet'te uyguladığı politikaları protesto etti. Tibetliler, özellikle son yıllarda artan asimilasyon politikaları, dini baskılar ve çevresel tahribat iddialarını dile getirdi. 'Xi Jinping=Soykırım' sloganı, Çin'in Tibet'teki yönetimini soykırım olarak nitelendiren uluslararası kampanyaların bir yansıması olarak öne çıktı. 'Tibet ekolojik kıyımla karşı karşıya' ifadesi ise bölgedeki madencilik, baraj inşaatları ve iklim değişikliğinin Tibet platosu üzerindeki yıkıcı etkilerine işaret ediyor.
Majnu Ka Tila, Delhi'deki en büyük Tibet mülteci yerleşimlerinden biri olarak biliniyor. 1959'daki Tibet ayaklanmasının ardından Dalai Lama'nın Hindistan'a sığınmasıyla birlikte burada önemli bir Tibet diasporası oluştu. Bugün Hindistan'da tahminen 100 binden fazla Tibetli mülteci yaşıyor. Protestonun organizatörleri, eylemin barışçıl olduğunu ve Çin'in Tibet'teki insan hakları ihlallerine dikkat çekmeyi amaçladığını belirtti. Ancak Hindistan polisi, göstericilerin belirlenen alan dışına çıkarak güvenlik güçlerine direndiğini öne sürdü.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Hindistan ile Çin arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Hindistan, Tibetlilere ev sahipliği yaparken aynı zamanda Çin ile ekonomik ve stratejik ilişkilerini de yönetmek zorunda. Son yıllarda iki ülke arasında sınır anlaşmazlıkları ve jeopolitik rekabet artmış durumda. Özellikle 2020'deki Galwan Vadisi çatışması sonrası ilişkiler gerilmişti. Hindistan hükümeti, Tibet protestolarına geleneksel olarak mesafeli yaklaşırken, polisin gözaltı kararı, Çin'e karşı denge politikasının bir parçası olarak yorumlanabilir. Öte yandan, Tibet diasporası ve uluslararası insan hakları kuruluşları, Çin'in Tibet'teki politikalarını soykırım olarak tanımlama çağrılarını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler ve çeşitli ülkelerden gelen eleştirilere rağmen Çin, Tibet'in ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyor ve dış müdahaleyi reddediyor.
Protestonun zamanlaması dikkat çekici. Bharat Mandapam, yakın zamanda G20 Zirvesi'ne ev sahipliği yapmıştı ve bölge uluslararası etkinlikler için kullanılıyor. Tibetliler, bu tür uluslararası toplantıları fırsat bilerek seslerini duyurmaya çalışıyor. Benzer protestolar daha önce de Dalai Lama'nın ziyaretleri veya Çinli yetkililerin katıldığı toplantılar sırasında düzenlenmişti. Hindistan polisinin gözaltı kararı, hem iç güvenlik hem de dış politika açısından hassas bir dengeyi yansıtıyor. Çin, Hindistan'dan Tibetli mültecilere yönelik baskıları artırmasını ve ayrılıkçı faaliyetlere izin vermemesini talep ediyor. Hindistan ise Tibetlilere sığınma hakkı tanırken, resmi olarak Tibet'in bağımsızlığını desteklemiyor.
Olayın ardından Tibetli gruplar, gözaltına alınanların serbest bırakılması için çağrıda bulundu. Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar, Hindistan'ı ifade özgürlüğüne saygı göstermeye davet etti. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz bir açıklama gelmedi. Hindistan polisinin soruşturması sürüyor ve gözaltına alınanların kimlikleri açıklanmadı. Bu tür olaylar, Hindistan'ın Tibet politikasının uluslararası alanda nasıl algılandığını etkileyebilir. Hindistan, hem Çin ile ilişkilerini bozmadan hem de Tibetli mültecilere ev sahipliği yapmaya devam ederek zor bir denge kurmaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Türkistan (Sincan) konusunda Çin'e karşı eleştirel bir tutum sergilerken, Tibet meselesine doğrudan müdahil olmamıştır. Ancak Hindistan'daki bu protesto, Asya'daki insan hakları ihlallerine karşı küresel farkındalığı artırabilir. Türkiye'nin Çin ile ekonomik ilişkileri ve Kuşak-Yol projesindeki yeri düşünüldüğünde, benzer protestoların Türkiye'de de yankı bulması, Ankara'nın diplomatik dengelerini etkileyebilir. Ayrıca, Hindistan'ın Tibetli mültecilere yaklaşımı, Türkiye'nin kendi mülteci politikası için bir referans noktası olabilir. Bölgesel istikrar açısından, Çin-Hindistan geriliminin tırmanması, Türkiye'nin Asya'daki ticari ve siyasi çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir.