ABD Başkanı Joe Biden, 2021'de Beyaz Saray'a adım attığında selefi Donald Trump'ın dış politika gündeminin büyük bölümünü sökme sözü vermişti. Ancak Çin konusunda belirgin bir süreklilik oluştu: Biden, Trump'ın ilk dönemindeki çatışmacı yaklaşımı korudu ve ihracat kontrollerini genişletti. Şimdi ise bu politika, Washington ile Silikon Vadisi arasındaki ittifakı çatırdatıyor. Teknoloji şirketleri, Çin pazarına erişimin kısıtlanmasından ve küresel tedarik zincirlerinin bozulmasından endişe ediyor. İttifakın dağılması, ABD'nin Çin'e karşı teknoloji bloklaşması stratejisinin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.
Çin karşıtı ittifakın arka planı
Trump yönetimi, 2018'de Çinli teknoloji devi Huawei'ye yönelik yaptırımlarla başlattığı baskıyı, yarı iletken ihracat kontrolleriyle derinleştirdi. Biden yönetimi ise Ekim 2022'de uygulamaya koyduğu kapsamlı çip ihracat yasaklarıyla bu politikayı daha da sıkılaştırdı. Özellikle gelişmiş yarı iletken üretim ekipmanları ve yapay zeka çipleri, Çin'e satışı yasaklanan ürünler arasında. Washington, müttefiklerini de benzer kısıtlamalara ikna etmeye çalışıyor; Japonya ve Hollanda gibi ülkeler bu baskıya kısmen uyum sağladı. Ancak ABD'li teknoloji şirketleri, bu politikaların kendi rekabet güçlerini zayıflattığını savunuyor. Özellikle Nvidia, Intel ve Qualcomm gibi çip üreticileri, Çin pazarındaki paylarını kaybetmekten şikayetçi. Şirketler, ihracat kontrollerinin Çin'in kendi çip endüstrisini geliştirmesini hızlandırdığını ve uzun vadede ABD'nin teknolojik üstünlüğünü riske attığını belirtiyor.
Son aylarda Silikon Vadisi'nin Washington'a yönelik lobi faaliyetleri arttı. Teknoloji devleri, Kongre'deki bazı milletvekilleriyle birlikte, ihracat kontrollerinin gözden geçirilmesi çağrısında bulunuyor. Ayrıca, Biden yönetiminin Çin'e yönelik yatırım kısıtlamaları da iş dünyasında rahatsızlık yaratıyor. Geçtiğimiz yıl imzalanan ve Çin'in hassas teknolojilerine yönelik ABD yatırımlarını denetleyen yasa tasarısı, risk sermayesi firmalarını da etkiledi. Silikon Vadisi'ndeki bazı yatırımcılar, bu tür kısıtlamaların inovasyonu yavaşlatacağını ve ABD'li girişimlerin küresel pazarda geri kalmasına yol açacağını düşünüyor.
Ancak ittifakın dağılması yalnızca iş dünyasından kaynaklanmıyor. Washington'daki bazı politika yapıcılar da, Çin'e karşı aşırı agresif bir tutumun müttefikler arasında bölünmeye yol açabileceğini ve küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebileceğini savunuyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, ABD'nin tek taraflı ihracat kontrollerinden rahatsız. Almanya ve Fransa, kendi şirketlerinin zarar görmesinden endişe ediyor. Bu durum, Batı'nın Çin'e karşı birleşik cephesini zayıflatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-Çin teknoloji rekabeti, küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendiriyor. Çin, ABD'nin kısıtlamalarına karşılık olarak nadir toprak elementleri ihracatını kısıtlayabileceği sinyalini verdi. Ayrıca, kendi yarı iletken endüstrisini geliştirmek için büyük yatırımlar yapıyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, teknolojide kendi kendine yeterliliği öncelikli hedef ilan etti. Öte yandan, ABD'nin müttefikleriyle ilişkileri de bu süreçten etkileniyor. Japonya ve Hollanda, ABD'nin baskısıyla çip ekipmanı ihracatına kısıtlama getirdi, ancak bu ülkelerin şirketleri de pazar kaybı yaşıyor. Güney Kore ise daha temkinli bir tutum izliyor ve Çin ile ekonomik ilişkilerini korumaya çalışıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, teknoloji bloklaşmasının küresel büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Küresel ticaretin parçalanması, özellikle gelişmekte olan ülkeler için risk oluşturuyor. Türkiye gibi ülkeler, hem ABD hem de Çin ile ilişkilerini dengelemek zorunda. ABD'nin ihracat kontrolleri, Türk teknoloji şirketlerini de dolaylı yoldan etkileyebilir; zira birçok Türk firması, ABD menşeli çipler içeren ürünler ithal ediyor veya Çin ile ticaret yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile Silikon Vadisi arasındaki ittifakın çatırdaması, küresel teknoloji tedarik zincirlerinde dalgalanma yaratabilir. Türkiye, ABD'nin Çin'e yönelik ihracat kontrollerinden doğrudan etkilenmese de, dolaylı sonuçlarıyla karşılaşabilir. Özellikle yarı iletken ve yapay zeka teknolojilerine erişimde sıkıntı yaşanabilir. Türk şirketleri, ABD menşeli çipler içeren ürünleri ithal ederken onay süreçleriyle karşılaşabilir. Ayrıca, Çin ile ticaret hacmi yüksek olan Türkiye, Çin'in olası karşı önlemlerinden etkilenebilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi teknoloji üssü olma hedefi, bu tür jeopolitik gerilimlerde fırsatlar da sunabilir. Ancak kısa vadede, ABD-Çin rekabetinin Türk ekonomisi üzerindeki baskısı artabilir.