Çin, tartışmalı sularda yürüttüğü bir çevre araştırmasının, bilimsel çalışma görüntüsü altında aslında bölgedeki egemenlik iddialarını pekiştirmeyi amaçladığı belirtiliyor. Analistlere göre, "Kaplumbağa Gücü" adı verilen proje, Pekin'in Güney Çin Denizi'ndeki toprak taleplerini normalleştirme stratejisinin bir parçası. Çin Deniz Bilimleri Enstitüsü tarafından yürütülen araştırma, bölgedeki deniz kaplumbağalarının göç ve yuvalama alışkanlıklarını inceliyor. Ancak uzmanlar, bu tür çalışmaların aslında Çin'in egemenlik taleplerini destekleyen veriler toplamak ve uluslararası meşruiyet kazanmak amacıyla yapıldığını savunuyor.
Gelişmenin arka planı
Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki toprak iddiaları, Tayvan, Filipinler, Brunei, Malezya ve Vietnam gibi komşu ülkelerle uzun süredir devam eden bir anlaşmazlık konusu. Pekin, bu geniş deniz alanının neredeyse tamamı üzerinde hak iddia ediyor. Bu iddiaların dayanağı olan "dokuz çizgi" haritası, 1940'lara kadar uzanıyor. Ancak bu haritanın uluslararası hukukta yeri tartışmalı. Çin, son yıllarda yapay adalar inşa ederek, askeri tesisler kurarak ve balıkçılık faaliyetlerini artırarak bölgedeki varlığını güçlendirdi.
Bilimsel araştırma, Çin'in diplomatik ve hukuki iddialarını desteklemek için kullandığı son araçlardan biri. Deniz kaplumbağalarının korunması gibi çevresel konularda uluslararası işbirliği görüntüsü verilerek, bölgenin "Çin'in ortak mirası" olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılıyor. Bu, aynı zamanda Çin'in bölgedeki faaliyetlerini daha kabul edilebilir kılma stratejisinin bir parçası.
Bölgesel ve küresel boyut
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Aynı zamanda zengin doğal gaz, petrol ve balık kaynaklarına sahip. Adaların kontrolü, kaynaklara erişim ve deniz gücü projeksiyonu açısından hayati önem taşıyor. Çin'in buradaki genişlemesi, ABD ve müttefiklerini rahatsız ediyor. ABD Donanması, bölgede sık sık özgür seyrüsefer tatbikatları düzenliyor. Çin ise bu tatbikatları kendi egemenliğini ihlal olarak nitelendiriyor.
Çevre araştırmaları, Çin'in 'barışçıl kalkınma' söylemiyle uyumlu. Ancak eleştirmenler, bu çalışmaların aslında bölgede sivil toplum ve bilimsel kuruluşların varlığını artırarak, Çin'in tartışmalı sulardaki faaliyetlerine meşruiyet kazandırmayı amaçladığını iddia ediyor. Bu, aynı zamanda Çin'in uluslararası imajını güçlendirme ve küresel çevre yönetiminde liderliğini gösterme çabasının bir parçası.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Çin Denizi'nde doğrudan bir çıkara sahip olmasa da, Çin'in bu bölgedeki genişlemesi ve denizcilik iddiaları, uluslararası hukukta emsal teşkil edebilir. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları konusunda benzer iddiaları ve anlaşmazlıkları bulunuyor. Çin'in tartışmalı bir deniz bölgesinde yürüttüğü bilimsel araştırmaların, 'meşru' bir temele dayanarak toprak taleplerini güçlendirme yöntemi, Türk dış politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir model. Ayrıca, Çin'in bölgesel güç olarak yükselişi, Türkiye-Çin ilişkilerine yansımaları ve Çin'in 'Kuşak ve Yol Projesi'nin jeopolitik boyutları açısından önem taşıyor. Türkiye, uluslararası hukukun üstünlüğüne ve deniz hukukuna saygı çerçevesinde bu tür gelişmelere karşı pozisyon almayı sürdürmelidir.