İran'daki savaş küresel petrol ve gaz arzında ciddi kesintilere yol açarken, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) fosil yakıt bağımlılığını azaltmak, enerjiyi daha erişilebilir ve uygun fiyatlı hale getirmek için ülkeleri somut dönüşüm planları yapmaya ikna etmek zorunda. Ulusal fosil yakıt dönüşüm yol haritaları iyi bir başlangıç noktası olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin arka planı
İklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir dönüm noktası olan COP31, önümüzdeki aylarda düzenlenecek ve ülkelerin 2015 Paris Anlaşması hedeflerine ulaşma yolunda kaydettiği ilerlemeyi değerlendirecek. Ancak bu yılki zirve, İran'daki çatışmaların Orta Doğu'dan Avrupa'ya uzanan enerji tedarik zincirlerini sekteye uğratmasıyla daha da karmaşık bir zeminde gerçekleşiyor. Petrol fiyatları son bir yılın en yüksek seviyesine ulaşırken, doğal gaz stokları tükenme noktasına geldi. Bu durum, birçok hükümeti enerji güvenliği endişeleriyle fosil yakıt üretimini artırmaya yöneltiyor. Ancak iklim bilimciler, bu kısa vadeli çözümlerin uzun vadede geri dönülemez hasarlara yol açacağı konusunda uyarıyor.
COP31 Başkanı olarak görev yapacak olan Avustralya Enerji Bakanı Chris Bowen, zirve öncesinde yaptığı açıklamada, “Fosil yakıt dönüşümü artık bir seçenek değil, bir zorunluluk. Ancak bu dönüşümü adil ve kapsayıcı bir şekilde yapmalıyız. Gelişmekte olan ülkelerin enerji erişimini iyileştirirken, zengin ülkelerin karbon ayak izini azaltması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Bowen, ulusal yol haritalarının her ülkenin kendi koşullarına göre uyarlanması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
İran savaşı, küresel enerji piyasasında büyük bir belirsizlik yaratmış durumda. Ülke, dünyanın en büyük petrol ve doğal gaz rezervlerine sahip olmasa da, stratejik konumu ve enerji geçiş yolları üzerindeki etkisi nedeniyle kriz küresel boyuta ulaştı. Özellikle Avrupa Birliği, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası alternatif tedarikçi arayışındayken İran üzerinden yapılan planların suya düşmesi, enerji fiyatlarını daha da yukarı çekti. Afrika ve Güney Asya'daki yoksul ülkelerde enerji yoksulluğu derinleşirken, iklim finansmanı tartışmaları yeniden alevlendi.
COP31'de kilit konulardan biri, “Adil Dönüşüm” kavramı olacak. Gelişmiş ülkeler, yenilenebilir enerjiye geçiş için gelişmekte olan ülkelere yıllık 100 milyar dolar sağlama sözünü tutmadı. Bu durum, Güney Afrika, Endonezya ve Vietnam gibi kömüre bağımlı ekonomilerin dönüşümünü zorlaştırıyor. İran krizinin yarattığı ekonomik şok, bu ülkelerin fosil yakıtlardan çıkışını daha da geciktirebilir. Diğer yandan, yenilenebilir enerji teknolojilerindeki maliyet düşüşü ve depolama kapasitesindeki artış, dönüşümün hızlanması için umut verici.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerjide büyük oranda ithalata bağımlı bir ülke olarak, İran savaşının yol açtığı fiyat artışları ve arz kesintilerinden doğrudan etkileniyor. Doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, cari açığı büyütürken, sanayi ve haneler için enerji maliyetlerini artırıyor. COP31'de alınacak kararlar, Türkiye'nin kendi Ulusal Katkı Beyanı'nı güncellemesi için bir fırsat sunuyor. Yenilenebilir enerji potansiyeli yüksek olan Türkiye, ulusal fosil yakıt dönüşüm yol haritasını hazırlayarak hem iklim hedeflerine katkı sağlayabilir hem de enerji bağımsızlığını artırabilir. Ayrıca, Adil Dönüşüm fonlarından yararlanabilmek için gelişmekte olan ülke statüsünü etkin kullanmalı. Kriz, Türkiye'nin enerji stratejisini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini göstermektedir.