ABD'de görülen bir dava, sosyal medya şirketlerinin çocukların cinsel istismarına ait görüntü ve videoları platformlarında bilerek dağıtmasını yasal hale getirebilecek tehlikeli bir emsale dönüşme riski taşıyor. 13 yaşındaki John Doe'nun, sahte bir profil aracılığıyla kandırılarak müstehcen görüntülerini paylaşmak zorunda bırakılmasıyla başlayan hukuki süreç, sektöre yön verecek kritik bir karara gebedir. Mahkeme, eğer platformların bu tür içerikleri 'bilerek' dağıttığı kanıtlanamazsa, sorumluluktan muaf tutulabileceklerini öngören bir yorum getiriyor. Bu durum, ülke genelinde büyük tepki toplarken, uzmanlar kararın onaylanması halinde çocuk istismarı materyallerinin ticaretinin önünün açılacağı uyarısında bulunuyor.
John Doe Davası ve Yasal Çıkmaz
Olay, 2019 yılında 13 yaşındaki John Doe'nun, sosyal medyada 'pretty_girl99' adlı sahte bir profille iletişime geçmesiyle başladı. Profil sahibi, kısa sürede güven kazanarak çocuktan müstehcen fotoğraflar göndermesini istedi. John, tehditler ve manipülasyon sonucunda fotoğrafları gönderdi. Ardından bu görüntüler, pedofil ağları arasında dolaşıma sokuldu. Aile, sosyal medya platformunun içerik denetleme mekanizmalarının yetersiz olduğu ve şirketin bu tür materyallerin dağıtımını bilerek engellemediği gerekçesiyle dava açtı. Ancak mahkeme, 1996 tarihli İletişim Ahlakı Yasası'nın 230. maddesine atıfta bulunarak, platformların üçüncü taraflarca paylaşılan içeriklerden genellikle sorumlu tutulamayacağını hatırlattı. Dava, 'bilerek' dağıtımın tanımının ne olduğu sorusu etrafında dönüyor. Eğer mahkeme, platformların sistematik olarak çocuk istismarı içeriğini tespit edip kaldırmadığı sürece 'bilerek' dağıtım yapmadığına hükmederse, şirketler bu tür materyalleri göz ardı ederek yasal sorumluluktan kurtulabilecek.
Bu yasal boşluk, aslında yıllardır tartışılıyor. 2018'de kabul edilen FOSTA-SESTA yasaları, fuhuş ve insan ticareti içerikleri için platformların sorumluluğunu artırmıştı. Ancak çocuk istismarı materyalleri (CSAM) konusunda benzer bir düzenleme bulunmuyor. Ulusal Kayıp ve İstismara Uğramış Çocuklar Merkezi (NCMEC) verilerine göre, 2023 yılında sadece Facebook'ta 22 milyondan fazla CSAM görüntüsü tespit edildi. Uzmanlar, bu sayının buzdağının görünen kısmı olduğunu vurguluyor.
Küresel Boyut: Teknoloji Devleri ve Çocuk Güvenliği
John Doe davasının sonucu, yalnızca ABD'de değil, dünya genelinde sosyal medya platformlarının içerik denetleme politikalarını etkileyecek. Meta, TikTok, X (eski Twitter) gibi dev şirketler, CSAM ile mücadele için yapay zeka tabanlı tespit sistemleri kullandıklarını iddia ediyor. Ancak bu sistemlerin etkinliği sık sık sorgulanıyor. Örneğin, 2022'de bir araştırma, Instagram'da pedofil ağlarının organize bir şekilde faaliyet gösterdiğini ve platformun bu içerikleri kaldırmakta yetersiz kaldığını ortaya çıkardı. ABD Adalet Bakanlığı, 2023'te CSAM ile mücadele için özel bir birim kurdu ancak yasal altyapının yetersizliği nedeniyle birçok dava düşüyor.
Avrupa Birliği, Dijital Hizmetler Yasası ile platformlara daha sıkı yükümlülükler getirirken, ABD'deki bu emsal karar, Avrupa'da da benzer tartışmaları tetikleyebilir. Özellikle, ABD merkezli teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte uyguladığı politikaların, Avrupa standartlarıyla çelişmesi olası. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, geçtiğimiz ay yayımladığı raporda, üye devletleri çocukları çevrimiçi istismardan korumak için daha etkili yasalar çıkarmaya çağırdı. Ancak John Doe davası, yasaların uygulanmasının ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, çevrimiçi çocuk istismarıyla mücadelede önemli adımlar atsa da, ABD'deki bu yasal emsal kararı, küresel teknoloji şirketlerinin Türkiye'deki uygulamalarını da etkileyebilir. Türkiye'de 5651 sayılı İnternet Kanunu kapsamında çocuk istismarı içeriklerinin kaldırılması için hızlı bir mekanizma bulunsa da, platformların 'bilerek' dağıtım konusundaki muafiyeti, yerel mahkemelerin kararlarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'de çocuk istismarı vakalarının büyük bir kısmı sosyal medya üzerinden gerçekleşiyor; 2023'te Emniyet Genel Müdürlüğü, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın 3.000'den fazla çocuk istismarı vakasını soruşturduğunu açıkladı. Bu nedenle, uluslararası alandaki bu gelişme, Türkiye'nin kendi yasal düzenlemelerini gözden geçirmesi ve çocukları korumak için uluslararası iş birliğini artırması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin, özellikle ABD ve AB ile bu konuda ortak bir hukuki zemin oluşturması, çocukların çevrimiçi güvenliği açısından kritik önem taşıyor.