Çinko fiyatları, küresel arz sıkışıklığına işaret eden verilerin etkisiyle dört yılı aşkın süredir en yüksek seviyesine çıktı. London Metal Exchange'de (LME) üç ay vadeli çinko kontratı, haftanın başında ton başına 2.850 doları aşarak Aralık 2020'den bu yana en güçlü seviyesini gördü. Bu yükseliş, yaklaşık sekiz aydır devam eden ralliyi daha da güçlendirirken, yatırımcılar madencilik üretimindeki yavaşlamayı ve stoklardaki hızlı erimeyi yakından izliyor.
Arz Sıkışıklığının Nedenleri
Çinko fiyatlarındaki bu son sıçrama, özellikle Çin'deki maden üretiminin beklenenden düşük kalması ve bazı büyük madenlerde yaşanan kapasite kısıntılarından kaynaklanıyor. Dünyanın en büyük çinko üreticilerinden biri olan Peru'da da siyasi istikrarsızlık ve toplumsal protestolar nedeniyle üretimda aksaklıklar yaşanmıştı. Ayrıca, Avustralya ve Güney Afrika'daki bazı maden işletmelerinin maliyet artışları ve düşen cevher tenörleri nedeniyle üretimi azaltması, küresel arzın daralmasına yol açtı.
LME depolardaki çinko stokları, son aylarda belirgin bir düşüş göstererek son yılların en düşük seviyelerine geriledi. Bu durum, fiziki piyasada arzın ne kadar sıkı olduğunu gözler önüne seriyor. Analistlere göre, stokların düşük seviyeleri, fiyatların daha da yükselmesine zemin hazırlıyor. Özellikle Çin'deki alüminyum ve çelik sektörlerinde görülen canlanma, galvanizleme ve pil üretiminde kullanılan çinkoya olan talebi artırıyor.
Küresel Piyasalarda Yansımalar
Çinko fiyatlarındaki bu yükseliş, sadece madencilik şirketlerinin hisselerini desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda enflasyonist baskıları da beraberinde getiriyor. İnşaat ve otomotiv sektörlerinde maliyetlerin artmasına neden olan çinko fiyatları, otomobil üreticileri ve beyaz eşya üreticileri için maliyet dezavantajı oluşturabilir. Öte yandan, yükselen fiyatlar bazı üreticilerin kapasite artırımına gitmesini teşvik edebilir; ancak bu sürecin kısa vadede etkili olması beklenmiyor.
Uzmanlar, çinko fiyatlarındaki bu ivmenin, merkez bankalarının enflasyonla mücadele politikaları ve Çin'in ekonomik toparlanma hızına bağlı olarak şekilleneceğini ifade ediyor. Küresel büyümede öngörülen yavaşlamaya rağmen, yeşil enerjiye geçiş projelerinin çinko talebini artırarak fiyatları desteklemeye devam edebileceği belirtiliyor. Çinko, güneş panelleri ve rüzgar türbinleri gibi yenilenebilir enerji teknolojilerinde yaygın olarak kullanılıyor.
Analistlerin bir kısmı, fiyatların 3.000 dolar seviyesini test edebileceğini öngörürken, fazla hızlı yükselişin spekülatif balon endişelerini de beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. Diğer yandan, Kovid-19 sonrasında tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve jeopolitik gerilimler, emtia fiyatlarındaki oynaklığın kalıcı hale gelmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, çinko talebini büyük ölçüde ithalatla karşılayan bir ülke konumunda. Fiyatların yükselmesi, çelik üretimi ve galvaniz sektöründe maliyetleri artırarak dış ticaret açığı üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye'nin Ege ve Karadeniz bölgelerindeki çinko madenleri, yerel üretimi destekleyerek ithalat bağımlılığını bir nebze azaltabilir. Küresel fiyat artışı, Türk madencilik şirketlerinin ihracat gelirlerini olumlu etkileyebilir. Öte yandan, bu durum Türkiye'nin cari açık sorununu derinleştirebilir; zira enerji ve emtia ithalatı zaten önemli bir yük oluşturuyor. Hükümetin, çinko ve diğer kritik minerallerde yerli üretimi teşvik etmesi ve verimliliği artırması, uzun vadede bu tür fiyat şoklarına karşı dayanıklılığı artıracaktır.