Çin’in uzay faaliyetleri son dönemde artan bir tehdit oluşturuyor: Alçak Dünya yörüngesinde (LEO) terk edilen roket gövdeleri, patlayarak binlerce enkaz parçasına dönüşüyor. ABD merkezli uzay takip şirketi LeoLabs’in yeni bir raporuna göre, Çin’in uzaya fırlattığı üç büyük roket gövdesi son dört yıl içinde parçalandı ve bu parçalar, “on yıllar hatta yüzyıllar boyunca yörüngede kalarak diğer uzay araçlarıyla çarpışma riski taşıyor.” Bu durum, özellikle Starlink gibi binlerce uydudan oluşan takımyıldızlar ve uluslararası uzay istasyonları için ciddi bir güvenlik sorunu haline geliyor.
Patlayan roket gövdeleri ve oluşan enkaz
LeoLabs’in baş araştırmacısı Darren McKnight tarafından kaleme alınan raporda, Çin’in Uzun Yürüyüş (Long March) roket ailesine ait üst kademe gövdelerinin 2019, 2021 ve 2022 yıllarında patladığı belirtiliyor. Bu roket gövdeleri, fırlatma görevlerini tamamladıktan sonra yörüngede pasif durumda bırakılmış, ancak içlerinde kalan yakıt ve basınçlı gazlar nedeniyle zamanla infilak etmiş. McKnight, bu tür patlamaların “önlenebilir bir sorun” olduğunu vurgularken, parçalanma sonucu ortaya çıkan enkaz bulutlarının Çin’in diğer uzay araçları ve üçüncü taraflar için de tehdit oluşturduğunu ifade ediyor. Rapora göre, sadece 2022’deki patlama 650’den fazla takip edilebilir enkaz parçası yarattı.
ABD Uzay Komutanlığı verilerine göre, alçak yörüngede bugüne kadar 700’den fazla parçalanma, patlama veya çarpışma kaydedildi. Bunların büyük kısmı, bilinçli olarak imha edilmeyen roket gövdeleri ve atıl uydulardan kaynaklanıyor. Uzmanlar, Çin’in bu konuda uluslararası normlara uymadığını ve roket gövdelerinin yörüngeden güvenli şekilde çıkarılması için gerekli adımları atmadığını savunuyor.
Küresel uzay güvenliği ve bölgesel rekabet
Çin’in uzay enkazı sorunu, yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda jeopolitik bir boyut taşıyor. Pekin, son yıllarda uzay alanında hızla büyüyen bir güç haline gelirken, Ay ve Mars keşifleri, kendi uzay istasyonu Tiangong ve artan sayıda askeri uydu fırlatmaları dikkat çekiyor. Ancak bu fırlatmaların ardından bırakılan enkaz, ABD, Rusya ve Avrupa dahil tüm uzay kullanıcılarının ortak sorunu haline geliyor. Özellikle alçak yörüngede yoğunlaşan ticari ve askeri uydular (iletişim, gözlem, navigasyon) bu enkaz parçaları nedeniyle manevra yapmak zorunda kalıyor. 2021’de Uluslararası Uzay İstasyonu, Çin enkazından kaçınmak için acil manevra yapmıştı.
ABD, bu tehdidi azaltmak için uluslararası anlaşmaları güçlendirmeye ve “uzay trafik yönetimi” sistemleri kurmaya çalışsa da, Çin’in bu tür düzenlemelere sıcak bakmadığı biliniyor. Üstelik Çin, kendi roketlerinin oluşturduğu enkazın boyutunu küçümseme eğiliminde. Uzmanlar, Çin’in bu tutumunun özellikle Asya-Pasifik bölgesinde yeni bir uzay yarışını tetikleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin uzay alanındaki çıkarları açısından iki boyutlu önem taşıyor. Birincisi, Türkiye’nin kendi uydu programı (İTÜpSAT, Türksat, Göktürk) ve planlanan Ay misyonu, alçak yörüngede artan enkaz riskini doğrudan etkiliyor. Enkazla çarpışma ihtimali, Türkiye’nin uydularının ömrünü kısaltabilir veya operasyonel maliyetleri artırabilir. İkincisi, Çin’in bu konudaki ihmalkarlığı, uzayın sürdürülebilir kullanımı için uluslararası normların geliştirilmesi ihtiyacını ortaya koyuyor. Türkiye, bu alanda aktif bir diplomatik rol üstlenerek hem kendi çıkarlarını koruyabilir hem de gelişmekte olan uzay teknolojilerini güvence altına alacak kuralların oluşturulmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, uzay enkazını izleme ve bertaraf etme teknolojilerine yatırım yapmak, Türkiye için stratejik bir öncelik haline gelebilir.