Pekin, önümüzdeki hafta düzenlenecek ABD-Çin zirvesi öncesinde, Başkan Donald Trump'ın sözlerini çarpıtarak kendi baskıcı politikalarına uluslararası destek sağlamaya çalışıyor. Analistlere göre Çin, geçmişte de yabancı liderlerin açıklamalarını yanlış yansıtarak iç kamuoyunu yönlendirmişti. Şimdi ise Trump'ın Xi Jinping ile yapacağı görüşmelerde benzer bir taktiğe başvuracağından endişe ediliyor.
Çin'in yanlış yansıtma geçmişi
Pekin yönetimi, ülkeyi ziyaret eden üst düzey yabancı konukların açıklamalarını defalarca kendi lehine çarpıtmakla suçlanıyor. 2019'da dönemin ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin'in Sincan'daki Uygur politikalarına ilişkin yaptığı uyarıların Pekin tarafından 'destek' olarak sunulduğunu belirtmişti. Benzer şekilde, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet'in 2022'deki açıklamaları da Çin medyasında taraflı bir şekilde yer almıştı.
Trump yönetiminin Pekin'e karşı izlediği politikalar zaman zaman tutarsız olsa da, Çin'in bu taktiği özellikle Hong Kong, Tayvan ve Sincan konularında uluslararası baskıyı hafifletmeyi hedefliyor. Geçtiğimiz ay Trump, ticaret savaşlarını yumuşatma sinyali vermiş, ancak insan hakları konusunda aynı esnekliği göstermemişti.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-Çin rekabeti yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Asya-Pasifik bölgesini etkiliyor. Çin'in bu çarpıtma taktiği, özellikle Güneydoğu Asya ülkeleri arasında güven bunalımına yol açıyor. Endonezya ve Vietnam gibi ülkeler, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki iddialarına karşı temkinli bir duruş sergilerken, ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor.
Öte yandan, Trump'ın müttefiklerine yönelik eleştirel tutumu, Çin'e bu tür manevralar için alan yaratıyor. Eğer zirvede Trump, insan hakları konusunda taviz verirse, Çin bunu kendi anlatısını güçlendirmek için kullanabilir. Bu durum, Batılı demokrasilerin Çin'e yönelik ortak cephesini zayıflatma riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ve Çin arasındaki jeopolitik rekabette dengeli bir pozisyon izlemeye çalışıyor. Pekin'in bu tür çarpıtma taktikleri, Ankara'nın Çin ile olan ticari ve diplomatik ilişkilerinde dikkatli olmasını gerektiriyor. Özellikle Kuşak ve Yol Projesi kapsamında Türkiye'ye yatırım yapan Çinli şirketlerin faaliyetleri, bu tür güven sorunlarından etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin insan hakları ve sivil toplum alanındaki hassasiyetleri, Pekin'in benzer taktikleri Ankara'ya karşı da kullanabileceği endişesini doğuruyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının çok boyutlu ve bağımsız duruşunu korumasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.