ABD Temsilciler Meclisi üyesi, İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden yapılan ticareti yasaklama kararına sert bir yanıt verdi. Vekil, bu adımı gerekçe göstererek İngiliz şirketlerinin ABD pazarına erişimini engelleme tehdidinde bulundu. Açıklama, Londra ile Washington arasında İsrail politikaları konusunda büyüyen ayrılığı gözler önüne serdi. İngiltere'nin hamlesi, uluslararası hukuka uygunluk açısından tartışılırken, ABD'den gelen tehdit, müttefikler arası ticaret savaşının kapısını aralayabilir.
Yerleşim Ürünleri Yasağının Arka Planı
İngiltere, geçtiğimiz aylarda kamuoyuna açıklanmayan bir takvimle, İsrail'in 1967'den bu yana işgal ettiği Filistin topraklarındaki yerleşim birimlerinden gelen ürünlere yönelik ithalat yasağı hazırlığı içinde. Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024 tarihli danışma görüşü, yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve üçüncü ülkelerin bu yerleşimlerle ticari ilişki kurmaması gerektiğini vurgulamıştı. İngiltere hükümeti, bu görüşe dayanarak, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesinde zaten var olan kısıtlamaları daha da ileri taşımayı planlıyor. Ancak henüz resmi bir yasak yürürlüğe girmedi; hazırlık aşamasındaki düzenleme, ABD'deki İsrail yanlısı kesimlerde rahatsızlık yarattı.
ABD Temsilciler Meclisi'ndeki etkili isimlerden biri, İngiltere'nin bu yöndeki adımını "ayrımcı ve haksız" olarak nitelendirdi. Vekil, yaptığı yazılı açıklamada, İngiliz şirketlerinin ABD'deki kamu ihalelerinden ve federal sözleşmelerden dışlanması için yasa tasarısı hazırlığında olduğunu belirtti. Bu tehdit, ABD'nin eyalet düzeyinde başlayan ve federal düzeye taşınmak istenen bir dizi yaptırım girişiminin parçası. Daha önce de bazı eyaletler, İsrail'e karşı boykot hareketine katılan şirketlere karşı yasalar çıkarmıştı. Şimdi hedef, Birleşik Krallık gibi müttefik ülkelerin şirketleri.
Diplomatik ve Ticari Yansımalar
İngiltere hükümeti henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak Dışişleri Bakanlığı kaynakları, "uluslararası hukuka uygun adımların atıldığını" ve "müttefiklik ilişkisine zarar verilmemesi gerektiğini" belirtmekle yetindi. Uzmanlar, ABD'li vekilin tehdidinin yasal olarak uygulanabilirliğinin düşük olduğunu, ancak siyasi bir baskı aracı olarak kullanıldığını değerlendiriyor. Zira ABD'de yasama süreci uzun ve karmaşık; ayrıca Dünya Ticaret Örgütü kuralları, keyfi ticaret kısıtlamalarına izin vermiyor. Buna karşın, tehdidin psikolojik etkisi İngiliz iş dünyasında endişe yaratabilir. İngiltere'nin İsrail ile ticaret hacmi yıllık 5 milyar dolar civarında; yerleşim ürünlerinin payı ise görece küçük. Ancak yasağın sembolik değeri, Filistin yanlısı kamuoyu için büyük.
Bu gelişme, Batı ittifakı içindeki çatlakların derinleştiği bir döneme denk geliyor. ABD, İsrail'e koşulsuz destek verirken, Avrupa ülkeleri arasında yerleşim karşıtı tutum güçleniyor. İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkeler daha ileri adımlar atmaya hazırlanıyor. İngiltere'nin pozisyonu ise Brexit sonrası bağımsız dış politika arayışının bir parçası olarak görülüyor. ABD'li vekilin tehdidi, Londra'nın bu yöndeki iradesini kırmaya yönelik bir hamle olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı sayan ve Filistin'i destekleyen tutumuyla İngiltere'nin attığı adımı olumlu karşılayabilir. Ancak ABD'nin müttefiklerine yönelik tehditleri, Türkiye'nin de karşılaşabileceği bir senaryoyu işaret ediyor: ABD, İsrail politikalarına karşı çıkan ülkelere ticari yaptırım uygulayabilir. Türkiye zaten ABD ile S-400 ve YPG konularında gerilim yaşıyor; bu tür bir tehdit, Ankara'nın Batı ile ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası olabilir. Ayrıca, İngiltere'nin yasağı, Türkiye'nin Filistin'e verdiği destekle örtüşüyor ve Ankara'nın uluslararası platformlarda elini güçlendirebilir. Ekonomik açıdan ise Türk şirketleri, İngiliz şirketlerine gelebilecek olası yaptırımlardan dolaylı etkilenebilir; zira iki ülke arasında serbest ticaret anlaşması var ve tedarik zincirleri iç içe. Türkiye, bu gelişmeyi yakından izleyerek diplomatik dengeleri gözetmeli.