Çin'in yurt dışı doğrudan yatırımları (ODI) 2023 yılında 214 milyar dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Resmi verilere göre, ABD'ye yönelik yatırımlar ise artan jeopolitik gerilimler ve düzenleyici belirsizlikler nedeniyle son on yıldan fazla sürenin en düşük seviyesine geriledi. Çin Ticaret Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, toplam ODI bir önceki yıla göre %11,1 artış gösterdi.
Rekor Yatırımın Arka Planı
Çin'in küresel yatırım hamlesi, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) kapsamında altyapı projelerine yapılan yatırımlar, enerji ve madencilik sektörlerindeki satın almalar ve teknoloji şirketlerine yönelik stratejik yatırımlarla desteklendi. Özellikle Güneydoğu Asya, Orta Doğu ve Latin Amerika ülkeleri, Çin sermayesi için cazibe merkezi haline geldi. Uzmanlar, bu artışın arkasında Pekin'in ekonomik büyümeyi destekleme ve küresel tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirme çabasının yattığını belirtiyor.
Öte yandan, ABD'ye yönelik doğrudan yatırımlar 2023'te yaklaşık 2,5 milyar dolar seviyesinde kalarak 2009'dan bu yana en düşük seviyesine indi. Bu düşüşte, ABD'nin Çin'e yönelik uyguladığı ihracat kontrolleri, yatırım kısıtlamaları ve iki ülke arasındaki ticaret savaşının etkili olduğu belirtiliyor. Ayrıca, ABD Hazine Bakanlığı'nın yabancı yatırımları ulusal güvenlik gerekçesiyle inceleyen CFIUS (Yabancı Yatırım Komitesi) süreçlerinin sıkılaşması da Çinli yatırımcıları caydırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in yatırım stratejisindeki bu değişim, küresel ekonomik dinamikler açısından önemli sonuçlar doğuruyor. ABD ile Çin arasındaki ekonomik ayrışma (decoupling) eğilimi, yatırım akışlarını yeniden şekillendiriyor. Çin, ABD pazarına alternatif olarak Avrupa, Asya ve Afrika'da yeni ortaklıklar kurmaya yöneliyor. Ancak Avrupa Birliği de son dönemde Çin yatırımlarına karşı daha temkinli bir tutum sergiliyor ve stratejik sektörlerde incelemeleri artırıyor.
Veriler, Çin'in ekonomik yavaşlamaya rağmen dış yatırımlarını artırmaya devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, Pekin'in küresel ekonomideki etkisini koruma ve genişletme kararlılığını yansıtıyor. Önümüzdeki dönemde, gelişmekte olan ülkelerdeki altyapı ve enerji projelerinde Çin yatırımlarının daha da artması bekleniyor. Batılı ülkelerin ise Çin yatırımlarına yönelik kısıtlayıcı politikalarını sürdürmesi halinde, küresel yatırım haritasının daha da parçalanabileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in artan küresel yatırımları, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi'nin orta koridorunda yer alarak Çin yatırımlarını çekebilir; enerji, lojistik ve altyapı projelerinde iş birliği potansiyeli yüksek. Ancak ABD ile Çin arasındaki gerilimin derinleşmesi, Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir. Batı'nın Çin yatırımlarına getirdiği kısıtlamalar, Türkiye'nin Çin ile ekonomik ilişkilerini geliştirirken NATO müttefikleriyle uyum sağlama baskısını artırabilir. Bu nedenle Ankara, ekonomik çıkarlarını korurken jeopolitik riskleri de yönetmek zorunda.