Pekin yönetimi, Güney Çin Denizi’ndeki egemenlik iddiasını güçlendirmek için hem askeri hem de diplomatik alanlarda kapsamlı bir strateji izliyor. Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na ait savaş gemileri ve balıkçı filosu, bölgede sık sık devriye gezerken, Çin kıyılarına yüzlerce kilometre uzaklıktaki yapay adalara silah sistemleri ve radar tesisleri yerleştiriyor. Bu durum, Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan’ın egemenlik talepleriyle çatışıyor. 2016 yılında Lahey’deki Daimi Tahkim Mahkemesi’nin Çin’in iddialarının hukuki dayanağı olmadığına hükmettiği kararına rağmen, Pekin kararı tanımadığını açıkladı ve bölgedeki faaliyetlerini artırdı.
Artan Askeri Yığınak ve Diplomatik Baskı
Çin, Güney Çin Denizi’nde dokuz çizgili hat olarak bilinen iddiası kapsamında Spratly ve Paracel Adaları’nı kontrol altına almak için büyük bir askeri yığınak yapıyor. ABD Savunma Bakanlığı’nın yıllık raporuna göre, Çin’in buradaki askeri varlığı son beş yılda üç kat arttı ve yaklaşık 3.000 asker konuşlandı. Ayrıca üç yeni havaalanı pisti inşa edildi. Bu hamleler, bölgede serbest seyrüsefere izin veren uluslararası hukuka aykırı bulunuyor. ABD, müttefikleriyle birlikte “Özgür ve Açık Hint-Pasifik” stratejisi çerçevesinde sık sık askeri tatbikatlar düzenleyerek Çin’e karşı caydırıcılık sağlamaya çalışıyor. Ancak Çin’in ekonomik ve askeri gücü karşısında, özellikle Filipinler gibi doğrudan talepleri olan ülkeler, ikili ilişkilerini korumak adına daha temkinli bir denge politikası izliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Güney Çin Denizi, dünya ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olduğundan, buradaki gerilim küresel tedarik zincirlerini ve enerji güvenliğini tehdit ediyor. Çin’in yapay adaları askerileştirmesi, ASEAN ülkeleri arasında derin bir güvensizlik yaratırken, ABD-Çin rekabetini de tırmandırıyor. Uzmanlar, Çin’in “kuşatma ihtimaline karşı” bu bölgeyi kontrol altında tutma arzusunun, Tayvan’a yönelik potansiyel bir askeri müdahaleyi de kolaylaştıracağını düşünüyor. Singapur merkezli düşünce kuruluşu ISEAS’ın 2023 anketine göre, Güneydoğu Asya ülkelerinin çoğu Çin’in bölgedeki askeri yığınağından endişe duyuyor ancak Pekin’in ekonomik bağımlılığı nedeniyle açık bir karşı duruş sergilemekten kaçınıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğrudan Türkiye’nin kıyıdaş olmadığı Güney Çin Denizi’ndeki gelişmeler, Ankara’nın Asya-Pasifik bölgesine yönelik artan ilgisi bağlamında değerlendirilmelidir. Türkiye, Çin ile ikili ticaretini derinleştirirken, aynı zamanda Tayvan ve ASEAN ülkeleriyle de bağlarını güçlendirmeye çalışıyor. Bölgede tırmanan ABD-Çin rekabeti, Türkiye’nin “her iki tarafı da dengeleme” politikasını zorlaştırabilir. Ayrıca Hint-Pasifik’teki serbest seyrüseferin kısıtlanması, Türk gemilerinin bu kritik ticaret yollarını kullanmasını olumsuz etkileyerek dış ticaret hacmine zarar verebilir. Bu nedenle, Ankara’nın çok taraflı diyalog mekanizmalarını desteklemesi ve uluslararası hukukun üstünlüğünü savunması bekleniyor.