Çin Halk Cumhuriyeti, geçtiğimiz günlerde kabul ettiği “Etnik Birlik ve İlerleme Yasası” ile yalnızca kendi sınırları içinde değil, potansiyel olarak dünyanın dört bir yanındaki Çin vatandaşlarını ve Çin ile bağlantılı kuruluşları etkileyebilecek yeni bir hukuki çerçeve oluşturdu. Yasa, Çin'in resmi olarak tanıdığı 56 etnik grubun “birliğini” ve “ilerlemesini” teşvik etmeyi amaçlarken, özellikle yurtdışındaki Çinliler ve Çin şirketleri üzerindeki potansiyel etkisi nedeniyle uluslararası kamuoyunda tartışmalara yol açtı.
Yasanın Kapsamı ve Temel Hükümleri
Yeni yasa, Çin Anayasası'ndaki etnik eşitlik ve birlik ilkelerini somutlaştıran bir çerçeve sunuyor. Yasaya göre, etnik birliği bozucu, ayrılıkçılığı teşvik eden veya etnik gruplar arasında düşmanlığı körükleyen her türlü eylem yasaklanıyor. Bu hükümlerin ötesinde, yasa yetkililere “etnik birlik ve ilerlemeyi” sağlamak için geniş yetkiler veriyor; bu yetkiler arasında eğitim müfredatından medyaya, iş dünyasından kültürel etkinliklere kadar geniş bir alanda düzenlemeler yapma imkânı bulunuyor.
Yasanın en dikkat çekici ve tartışmalı yönü, sınır ötesi uygulama potansiyeli. Yasada, Çin vatandaşlarının ve Çin merkezli kuruluşların yurtdışındaki faaliyetlerinin de bu yasaya tabi olacağı belirtiliyor. Bu, özellikle yurtdışında yaşayan Çinli topluluklar ve Çinli şirketlerin, bulundukları ülkelerdeki ifade özgürlüğü ve örgütlenme haklarıyla çelişebilecek şekilde Çin yasalarına uymaları gerektiği anlamına geliyor.
Uzmanlar, yasanın özellikle Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Tibet gibi bölgelerdeki ayrılıkçı hareketlere karşı bir önlem olarak tasarlandığını, ancak uygulamasının küresel boyutunun yeni bir baskı mekanizması yaratabileceği görüşünde. Pekin yönetimi ise yasanın “ırkçılıkla mücadele” ve “ulusal birliği güçlendirme” amacı taşıdığını savunuyor.
Uluslararası Tepkiler ve Olası Sonuçlar
Yasa, uluslararası toplumda farklı tepkilere yol açtı. Batılı ülkeler, özellikle insan hakları örgütleri, yasanın Çin'in etnik azınlıklara yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olduğunu ve ifade özgürlüğünü kısıtlayacağını belirtiyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamalarda, yasanın uluslararası hukuka aykırı olabileceği ve yabancı ülkelerdeki Çin vatandaşlarının haklarını ihlal edebileceği ifade ediliyor.
Öte yandan, Çin'in yakın müttefikleri olan Rusya, Pakistan ve Orta Asya ülkeleri yasaya destek verdi. Bu ülkeler, yasanın “her ülkenin egemenliği dahilinde olduğunu” ve etnik istikrarı korumak için meşru bir araç olduğunu savunuyor.
Yasanın küresel etkisi, özellikle Çin'in “Kuşak ve Yol” girişimi kapsamında yurtdışında aktif olan Çinli işçiler ve mühendisler üzerinde hissedilebilir. Bu kişiler, bulundukları ülkelerdeki yasalara ek olarak Çin yasalarına da tabi olacaklar.Sinologlara göre, bu durum, Çin'in “küresel bir norm” inşa etme çabası olarak görülebilir; ancak aynı zamanda, Çin ile diğer ülkeler arasında hukuki çatışmalara neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in yeni etnik birlik yasası, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişme olmamakla birlikte, iki ülke arasındaki ilişkilerde bağlamsal bir öneme sahip. Türkiye, Çin ile özellikle ekonomik iş birliği ve “Kuşak ve Yol” projelerinde iş birliği yapıyor. Ancak yasa, özellikle Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki duruma ilişkin olarak Türk kamuoyunda hassasiyet yaratan bir konu. Türkiye'nin etnik gruplara yönelik kendi politikaları ile Çin'in asimilasyon olarak yorumlanan politikaları arasında bir paralellik kurulması, Ankara’nın bu yasaya karşı temkinli bir yaklaşım benimsemesine yol açabilir. Türk diplomatların, bu tür yasaların uluslararası hukuktaki yansımalarını değerlendirirken, Çin ile ilişkilerini dengelemekte zorlanabileceği belirtiliyor.